Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2024 Salı

Blogları Canlandırma Projesi -24 / Ocak

 


BCP katılımcı sayısı azalmış olsa da bu yıl da devam ediyor ve son aylarda yine bloğa bakmakta zorlansam da ben de katılmaya devam etmeyi planlıyorum. Hayatın bizi kendi hızında sürüklemesine karşın bir şeyleri düzenli ve istikrarlı takip edebilmek kaosun içinde durup dinlenecek bir an yaratabiliyor. Tam bir yıl önce bugün ülkemizde büyük bir felaket yaşandı ve buna doğal afet diyerek geçmek adaletsiz, yetersiz ve vicdansızca geliyorken, söyleyecek bir şey bulmak imkansızken tıpkı o gün ve sonraki günlerdeki gibi uyumak mümkün değilken kendimi oyalayacak bir şey bulmak istedim ve ne zamandır yüzüne bakmadığım bloğumda aldım nefesi. Kafamı dağıtmak için en iyi yol her zaman yazmak oluyor. Bu yüzden geciken BCP yazımı yazmak istedim.

Ocak ayı teması Komedi, Mizah, Müzik olarak belirlenmiş. Bildiğiniz üzere bu temalardan birini veya birkaçını seçerek bir şeyler izleyebiliyor, okuyabiliyor, dinleyebiliyoruz ve bunları yorumlayarak birbirimizle bu etkinlik altında paylaşıyor ve birbirimizin paylaştıklarından yeni şeyler öğreniyoruz. Ben genelde bir şeyler izleyerek katılmış olsam da yanlış hatırlamıyorsam kitap yorumladığım da olmuştu. Ay yanlış hatırlıyor da olabilirim gecenin 4ündeki hafızama güvenmeyin. Neyse. Bu kez müzik temasını görünce bir şey dinlemek istedim.

Ve hayatın son bir yıldır beni otuz yaş yaşlandırdığını göz önünde tutarak uzun zamandır keyifle bir müzik dinlemediğimi ve şarkı söylemediğimi fark ettim. Ben şarkı söylemeyi çok severim bazen neden müzik okumadığımı merak ediyorum. Sonra bir dinozor edasıyla yutupta eskiden sevdiğim müzikler arasında nostaljik şekilde zaman geçirirken ne hakkında yazmak istediğime karar vermeye çalıştım. Ben 90lar çocuğuyum ama daha öncesine de ilgim var ama günümüz müziklerinden çok azı bana hitap edebiliyor.

Sonra lisanstayken bahar şenliklerinin ortadan kaldırılmasından bir yıl önce o son şenlikte okulumuza geldiğinde en önden canlı dinleme fırsatı bulabildiğim ve bir hayalime kavuştuğum canım Şebnem'in bir konser kaydını sizinle paylaşmaya karar verdim. Bazen tez yazarken bile Miyazaki yapımlarında çalan müziklere ara verip son ses bunu dinleyip duruyorum. Bu kadın tam bir kraliçe. Kendi şarkılarını söylerken nasıl oluyor da ağlamıyor hayret ediyorum. Sesinin tınısı, temiz tonları, yükselişleri ve bir anda alçalırken bir an için bile gücünden bir şey kaybetmeyişi ve bu da yetmez gibi o sözler insanı derdi olmasa bile ağlatabilirken bu kaotik dünya düzeninde gözler şelale olabiliyor. Çok şey söylemeye gerek yok kulaklığınızı takıp şu konseri son ses sonuna kadar dinleyin, dinlerken izleyin ve Şebnem'in sesine, orkestranın ahengine ve o muhteşem seyircinin coşkusuna oradaymışçasına katılın.

NOT: Biliyorum çok fazla beklettim yorumlarınızı bütün yorumlara ve beni merak eden herkese teşekkür ederim yakında hepsini yanıtlayacağım :)

Şebnem Ferah - 10 Mart 2007 Bostancı Konseri



7 Nisan 2022 Perşembe

Still Life

Pek çok bahar kışa dönüşürken ve kar taneleri içinde hala biraz sıcaklık bulunabilirken, gençliğimiz kısa ömürlü çiçekler gibi yaprak dökerken yine de gökyüzünde bir parça mavi ve umut kalmışken.. günlerin getirdiği koşuşturmaya rağmen bir çay içimlik anda herkese selamlar canım blog ailesi. Umarım hepiniz iyisinizdir. Buraya özlemle beklenen bir parça umut bırakmak istedim. Yeniden doğuşları benim için de erken doğum günü hediyesi gibi oldu. Bigbang her şeye rağmen yine muhteşem yine Bigbang <3 



3 Şubat 2021 Çarşamba

Kelime Oyunu 10

Bu haftanın kelimeleri sevgili EsTen'den geldi :) Her hafta yeni hikayeler, şiirler, makaleler ve günlükler okuduğumuz oyunumuz devam ederken katılan bütün arkadaşlarımızdan harika şeyler ortaya çıkıyor ve birbirimizi heyecanla okuyor ve yorumluyoruz :)

  • EsTen'in kelimeleri: Parmak ucu, veda, ruh, sevilmek, satır
  • Gelecek haftanın kelimeleri de yanlış bilmiyorsam Ebemkuşağı'ndan gelecek :)

Satırlar arasında saklı bir veda türküsü 
Ve bir iyi geceler öpücüğü mü bu şimdi? 
Ah gün kapanırken kim çaldı gökyüzünün maviliklerini? 
Parmak uçlarında usulca dans eden ruhun 
Güneşi yakalamış bir uçurtmanın sırtında. 
Gitme o yeşil koya ve karanlık geceye şimdi
Sırası mı bir veda etmeden, 
Söyleyecek sözler bitmeden 
Ve gözlerinden şimşekler çakmadan, 
Henüz öfkelenmeden ışığın ölümü karşısında.. 
Gidilir mi o karanlık geceye söyle şimdi vakti mi? 
Daha sevilecek çok şey varken 
Ve henüz yeterince ihtiyarlamamışken
Ruhun saçmalamalı ve dans etmeli
Durmadan ve yorulmadan. 
Günler doğdukça ve kırlarda çiçekler açtıkça 
Hala öğrenecek çok şey oldukça 
Tutkuyla ve gözlerinden ateşler saçarak 
Yaşamalı daha...
Gitme gözlerimdeki yaşlar hatrına...

Okuduğu şiir bittiğinde sessizlik içinde gözlerini birkaç saniye kapattı ve usulca başlayan müziğe odaklandı. Sonra su gibi duru sesiyle şarkıya başladı. Herkes zaten aşırı duygusallaşmışken yürek titreten bu ses ve bu şarkı birkaç kişiyi ağlatmayı başardı..


Son..

Not: Bu haftanın kelimeleri nedense çok zorlu geldi ama başardım ne dersiniz :) belki de bugün yorgun olmamdan kaynaklı bu durum. Bir de ben romantik şeyler yazmayı pek başaramıyorum sanırım. Trajik bir polisye de yazmak istemedim. Sonra bir müzik eşliğinde yazayım bakalım neler olacak diye düşündüm ve Dafne çıktı karşıma ilk defa dinledim kendisini sesi çok hoşuma gitti :) En başta yazarken U Stambolu Na Bosforu şarkısını dinliyordum onu paylaşacaktım sonra bu şarkısını dinleyince bunu paylaşmaya karar verdim siz diğer şarkılarını da dinleyin sonra, to yasemi şarkısı da çok güzel ayrıca :)

S..

12 Ekim 2020 Pazartesi

Yaşam Düşlerdedir

   Eksik kalmış cümlelerimi, başı sonu nereye gider takip etmeye yorulduğum düşüncelerimi bir kenara bıraktım şimdi. Zamanın mevcut bulunduğum tüm anlarını sıkıştırıp mavi bir balon yaptım. Tüm o anlar boyunca çokça güldüm çokça ağladım. Dans ettim, deli gibi şarkı söyledim, çocuk gibi oyun oynadım, eğlendim. İsyan ettiğim, hayattan nefret ettiğim zamanlar da oldu. Umudu bulduğum zamanlar oldu. Gökyüzüne bakmayı öğrendim, aya güneşe yağmura sevindim. Çiçeklerle, kedilerle, kuşlarla konuştum. Şiirler, hikayeler yazdım. Renkleri rüyalarımdan alıp kağıtlara resimler çizdim. Bir kaktüsü uzun süre yaşatmayı başardım. Bir kez ağaca tırmandım. Çimenlerde yuvarlandığım zamanlar olmuştu. Balık oldum, kuş oldum, rüzgar oldum, şarkı oldum. Tüm o anlar boyunca pek çok pek çok şey biriktirdim. Büyüdüm ama hala çocuk ruhum. Bir bebek gülümsemesine bir kuş sesine çocuk gibi ağlayabiliyorum. Dünya hassas ruhlar için çok zorlu bir yer. İşte şu şarkı da dinlerken beni duygulandıran ve tüm bunları bana yazdıran şey oldu gece gece. Zaman zaman dinlemeyi sevdiklerimden biri bu parça. Yarım kalan cümleleri ve peşinden gidemediğim düşünceleri sonraya bıraktım, dinlenip müzik dinleyelim. 

Ninni gibi değil mi yaa bu grubun şarkıları. Yazarken daha güzel şeyler de dinledim ama abartmadan yayınlayıp kaçıyorum :)

 



16 Ağustos 2020 Pazar

Çikolatali Vişne

Manavgat
36.736094, 31.522401 

  Hayat yazacağım yerde yahat yazdım az önce. Sanırım yorgunluk belirtisi oluyor böyle şeyler. Ne yapıyorsun derseniz bütün gün uzanıp ders çalışıyorum. Bir yıldır beklediğim sınavlardan birine bu sabah giriyorum sonunda. Sınav kaygısından ziyade virüs kapar mıyım diye endişeliyim. Arkamda, yanımda oturan kişilerden birisi hapşırsa öksürse o dakikadan sonra sınava odaklanmak için beynimin hayatta kalma içgüdülerini devre dışı bırakmam gerekecek. Sıcağa da dayanıksız biriyim maskeyle serin olmayan ortamda ne yapacağım diye düşünüyorum. Tedbir için maskeyi de iki kat takacağım. Boğulmaktan korkmasam kafama poşet takardım. Astronot kıyafetim olsaydı keşke. İki şişe su alacağım birisi içmek için birisi bunaldığımda kafama filan dökmek için. İnsan içinde hiç böyle kafamdan aşağı sular dökmedim ama yarın çaresiz kalabilirim sanki. Hava da 41 derece olacak. Neyse daha da düşünmesem iyi olur. Hayat diyordum en başında. Ne kadar da tuhaf diye zaman zaman aklıma geliyor. Çok tuhaf. Çok çok tuhaf. Aldığımız her nefesin attığımız her adımın geçip giden zaman içinde ne kadar da önemsiz olduğunun fakat kendi minik yaşam öykümüz için ne kadar da değerli ve mühim olduğunun tuhaf belki de kırıcı gerçekliği vişneli çikolata gibi tatlı ama mayhoş bir duygu yaratıyor. Bugün şu müzik listesini keşfettim çok çok hoşuma gitti sakinleştirdi bir ara hatta. Belki siz de seversiniz diye sınav öncesi paylaşmak istedim.


16 Mayıs 2020 Cumartesi

Ay Işığında Toz Tanesi

Okurken dinleyiniz :)

  Başını okşayan el ondan uzaklaşırken gözlerini açmadı. Adımların sesinden onun hareketlerini tahmin edebiliyordu. Sağ eliyle yorgunluk çöken gözlerini ovuşturduğunu, üzerindeki örtüyü düzeltirken sol ayağına ağırlık verdiğini, derin bir nefes alırken gözlerini sımsıkı kapatıp açarak yüzünde yorgunluktan mı kederden mi olduğunu anlayamadığı o donuk ifadeyi bir an için bozduğunu görür gibiydi. Ayakta durmuş onun kapalı gözlerini kontrol etmişti. Sonra yumuşak adımlarla önce pencereye gidip kilidi kontrol etmiş ardından tekrar yanı başına gelerek komodinde duran kandili eline alıp usulca kapıya ilerlemişti. Kapının aralık kalmasından korktuğunu bildiği için ses çıkartmadan tamamen kapatarak sonunda dışarıya çıkıp uzaklaşmıştı. Bekledi. Çevrede hiç hareket kalmadığından emin oluncaya dek ama uyuyakalmamaya dikkat ederek bekledi. Heyecandan kalbi bir kuş gibi pıt pıt çırpınıyordu. Sonunda zamanı geldiğine emin olduğunda harekete geçti.

18 Nisan 2020 Cumartesi

18 Nisan


.
iyi değilim ben
.
bazen
çığlık atmak isteriz
bunun için hiç değilse şarkı söyleriz
.
.
.
.
.
.
hadi başa saralım
.
.
🌸

16 Şubat 2020 Pazar

Kaktüs Ruhu

flower,

Okurken Dinle: Balmorhea Remembrance

Beni hatırladığında eğer yorgunsan papatya çayı iç.
.
Ellerimin saçlarında şefkatle dolaştığını hayal et.
.
Kuşların,
.
Yağmurun
.
Ve rüzgarın sesinde duy sesimi.
.
Beni hatırladığında
.
keder çökmüşse yüreğine eğer
.
Gökyüzüne bak
.
ve derin bir nefes al.
.
Bir zamanlar aynı maviye baktığımı düşle.
.
Gözlerimiz buluşsun bir bulutta.
.
Beni hatırladığında nefessiz kalmışsan
.
En sevdiğim şarkıyı dinle
.
Ruhun senkronize olsun ezgiyle.
.
Notalarda bul kalp atışlarımı.
.
Beni hatırlarsan eğer
.
gülümse.
.
Bir vedadan uzak
.
Merhaba der gibi.
.
Komik bir fıkraya güler gibi
.
Güzel bir düşten uyanır gibi gülümse.
.
Bil ki
.
senin gülümsemende
.
Yaşamaya devam ediyor olacak
.
Bu hırpalanmış
.
Minik
.
Kaktüs ruhu
.
.
  Beni hatırla...
.
.
.

S


Not: Kuralsız şiir denemelerim devam ediyor kiki :D Belki bu şekilde yazılmış olmasından herkes hoşlanmaz ama aralardaki noktalar okurken duraklama yapmanızı istedğim yerler. Her cümleyi nasıl ne hızda okunmasını düşündüysem öyle yazım. Bunu neden açıkladığımı da bilmiyorum neyse öyle işte :D

21 Ocak 2020 Salı

Ah Louloúdi!


Karanlığın içinde durdum öylece...
Saat kaç, ne kadar süre öyle durdum bilmiyorum...
Pencereden dışarıda düşüncelerimin etrafındaki buluttan daha karanlık bir boşlukta yağan yağmurun sesini dinleyip ıssızlığı biraz olsun dindiren bir piyanonun ağır ağır çalan notalarında ruhumu dinlendirdiğimi hayal ettim...
.
Ama dışarıda yağmur yoktu.
.
Bir pencere yoktu.
.
Piyanonun ezgisini deliliğin eşiğindeki zihnimin benimle eğlenmek için uydurduğundan şüphelenmemek mümkün değil...
.
Kare biçimli bir odada tam on dört köşe saydım.
İşsizliğin böylesi.
...
Ruhum fillerin ayakları altında çiğnenmiş gibi..
Ah zavallı Louloúdi..
Birden fırladım karanlığın içinde yerlerde sürünen ruhumla döne sallana başladım bir dansa.
Dön... Dön..  Dön... 
Bunun sonu yok. 
İşte şimdi başında papatyadan tacıyla güneşten daha parlak bakışlara sahip müthiş bir deliyim. 
Dön.. Dön.. dön..
.
.
.
Bu müzikal
tam bir
trajedi
.
.
.


Not: Aşağıdaki parçalar dinlemeyi sevdiklerimden ve yazının ruhuna uygun olurlar diye düşündüm. Bu müzikleri dinlerken karanlıkta dans eden deli bir ruh hayal edin :D






S... 

15 Kasım 2019 Cuma

Dağınık Kelimeler



Hava kötüydü.

Hava güzeldi.

Fark etmezdi.






Seninle
.
.
yürümek
dans etmek

.
.
gülmek
.
.
saçmalamak
.
.
ağlamak bile
.
.
.
güzeldi
.
.
Bir yaz akşamüstünde



Ruhun ruhuma sarıldığında


ne de tatlı



rüzgar eserdi
.
.

gökyüzü, mavi, gün, güneş, fuji, fuji film, blue, sky,
Foto: LadyEvrens&Sessizgemi
Fuji film etkinliği
07.09.2019 15:53 36.885605, 30.705033

Bu şarkı da dursun burada hoşuma gitti :)

le bien et le mal



Eveet, birbirinden alakasız üç şeyi bir araya getirip üçü bir arada kahve yaptığımıza göree bugünlük Fransızca dersimizin sonuna geldiiik...
Taamaaam, espri yapamıyorum evlere dağılalıım -_-
Hey, seen, gözlerini devirmee!

S..


11 Eylül 2019 Çarşamba

Retrobüs

 Retrobüs 80'ler 90'lar yerli yabancı nostaljik şarkılar çalan şimdi keşfettiğim bir grup. Kendilerine has bir tarzları var. Aslında baya eski bir grupmuş neden hiç duymadım bilmiyorum. Duyar duymaz hoşuma gitti. Araştırdım. Seveni de varmış sevmeyeni de doğal olarak. İsim seçimleri konusunda dinleyicileri bir zaman yolculuğuna çıkartıp efsane eserleri ve isimleri canlı dinliyorlar hissini yaşatmayı amaçladıklarını ifade etmişler. Bu nedenle retro ve bus kelimelerini birleştirmişler müzik konusunda zamanda yolculuk yapan bir araç gibi. Amaçlarının aslının yerine geçmek değil anısını yaşatmak olduğunu da eklemişler facebook profillerinde daha ayrıntılı inceleyebilirsiniz. Platonik Vecihi şarkıları rastgele bir anda çalmaya başlayınca hoşuma gittiği için burada da paylaşmak istedim. Dinleyin bakalım sevecek misiniz :)


Platonik Vecihi
Söz-Müzik, Vokal: Fırat Şahverdi
Gitarlar: Murat Yerden
Bas Gitar: Ozan Çetiner

S..

1 Eylül 2018 Cumartesi

Odin Bölüm 1



  Arabanın camından dışarı bakarken birkaç günlük düzensiz uykunun getirisiyle uyuyakalmıştım. En son hatırladığım şey birbirini kovalayan ağaç görüntülerinin arasında mavi denizin ince bir çizgi halindeki siluetiydi. Gözlerim kapanırken uykunun şakaklarımdan yanaklarıma doğru karıncalanarak dolaştığını hissetmiş fakat kıpırdayıp kendime gelecek gücü bulamamıştım. Virajla dolu uçurumlu yolun tehditkarlığı bile zihnime tesir edemez durumdaydı. Havada incir sıcağı vardı. Ne diyorlardı? Eyembuhur Eyyamı bahur... Şiir gibi bu kelimeler. Pastoral şiir. Pastoral bir yaz sıcağı renkler de pastel tonlarındayken... Araba durduğunda yerimden sıçrayarak uyanmıştım. Sarsıntı çok olduğundan değil bu. Gündüz uyurken korkardım eskiden beri. Ufak bir ses bile sıçratarak uyandırırdı. Görüşümü odaklamak ve başımın dönmesini durdurmak için birkaç saniye sessizce bekledim. Sonra yine arabanın camından dışarıya baktım.

  Bir kasabanın geniş bir caddesinde esrarengiz antikalar satan bir dükkanın önündeydik. Yol ilginç bir şekilde asfalt değil topraktandı. Kurumuş otlardan oluşan bir bitki yumağı rüzgarla geniş yol boyunca yuvarlanıyordu. Etrafta şimdilik başka bir araç veya insan yoktu. İleride bir binanın önünde birkaç bağlı atın durduğunu gördüm. Durdukları yerde toprağı eşeliyor ve onlar için bırakılan suyu içiyorlardı. Nereye gelmiştik ki böyle? Bunu sormak için arkamı döndüğümde araçta benden başka kimse olmadığını gördüm. Garip bir korku bir anlığına içimi sardı. Havadan yayılan tuhaf gerilim hissi panikle araçtan dışarı çıkmamı sağladı. Sonra onları dükkanın içinde antikaları incelerken gördüm. Ve tehlike çanları çalan zihnim o an sakinleşti. Bana bakıp el salladıklarında gergin yüz ifademi garip bir gülümsemeyle değiştirmeye çalıştım. Ama gülümsemekten çok elektrik çarpmış gibi göründüğümden eminim. Onlara doğru ilerlerken yine çevreye göz attım. Sarı güneş bunaltıcıydı. Binaların yüzeyinden, camlardan ve tozlu yoldan yansıyan her ışık zerresi can yakıyordu. Gözlerim sarı ve beyaz bir hare ile baş etmek zorundaydı. 


  Bütün cadde boyunca ilginç ve görülmeye değer tek yer bu dükkan gibi duruyordu. Esrarengiz ve daha önce görülmemiş birçok nesne dükkanın içinde tavandan bile sarkar durumdaydı. Dükkanın dışı da bundan geri kalmıyordu. Onca tuhaf şeyin içinde benim dikkatimi çekense bir gramofon oldu. Kapının hemen dışında alçak bir etajerin üzerindeydi. Bu tuhaf nesnelerin arasında garip kalacak derecede normaldi. Yanında bir yığın taş plak duruyordu. Bir tanesi ise üzerine takılı ve çalmaya hazırdı. Gidip açma tuşuna dokunurken ne yaptığımın farkında değildim. Bunu yapmak çok doğal ve olması gereken bir şey gibiydi. Müzik çalmaya başlayana kadar etrafın korkunç sessizliğini fark etmemiştim. Ne bir kuş sesi vardı ne de esen rüzgardan başka bir uğultu. Şimdi ise müzik bu sessizliğin ardından oldukça ürkütücüydü. Sanki gramofonu duyan bir canavar bir köşeden fırlayıp gelebilirmiş gibi tedirginlikle ardımdan duyabileceğim bir ses aradım ama hiçbir şey yoktu. Kendime saçmaladığım için tebrikler sunup dükkanın içindeki iki arkadaşıma seslendim. Burada yeterince oyalanmıştık ve artık gitsek iyi olacaktı.

  Mari yanıma geldiğinde "Biraz dinlenmek için sen uyurken ana yoldan ayrılıp bu kasabaya geldik. Bu şekilde devam edemeyiz. Hepimizin uyumaya ihtiyacı var. Satıcı yakınlarda bir otelin adresini verdi oraya bakalım." dedi. Buna itiraz edemezdim. İşimiz tehlikeliydi ve zihnimizin açık olması çok önemliydi. Kei de yanımıza gelince kızların ikisine de bu geceyi kasabada geçirmenin iyi fikir olduğunu söyledim. Sonra arabaya binip oteli bulmak üzere yola koyulduk. Oradan ayrılırken satıcı gramofonu kapatmıştı ve etraf yine ölümcül bir sessizlikle kaplanmıştı. Uzaklaşırken satıcının gözlerini kırpmadan bana bakıyor olduğu dikkatimi çekmiş ve rahatsızlık duymama sebep olmuştu. Asık yüzlü ve küçücük yuvarlak simsiyah gözlere sahip adam kıpırdamadan öylece dükkanın dışında duruyordu. Arabanın camından bakarken gittikçe uzaklaşan görüntüsü eski bir evin bodrumunda saklı, eski ve korkunç bir fotoğraf gibiydi. Onun söylediği adrese gerçekten gitmeli miyiz diye düşündüm. Öyle bir atmosferi vardı ki söylediği veya yaptığı hiçbir şey hayra alamet değil gibiydi. Kızlar saçmaladığımı düşündü. "Uykusuzluk paranoyak olmana neden oluyor Lenu!" diye anlaşmışlar gibi aynı anda söylediler. Ben de sustum. Fakat içimde bir şüphe zihnimde de yine o tanıdık tehlike titreşimleri yankılanıyor, tüm dikkatimi yeniden toparlamaya çalışıyordum. Ve nihayet, öyle veya böyle sonunda uyuyabileceğimizi düşündüğümüz otele çok kısa sürede ulaşmayı başarmıştık.

S..

Not: Bu bir rüyalar dizisi ve kurgudan oluşan hikaye serisinin ilk bölümüdür :)

5 Şubat 2018 Pazartesi

Duyuyor Musun Lavi

Damien Rice - Back to Her Man


Hey Lavi duyuyor musun?
Tüm bu sancılı yağmurun altında ruhumuzdan yayılan çığlıkları.
Ve hissediyor musun çevremizde dans eden bütün o hayaletlerin varlığını?
Bu yağmur geride sadece kemiklerimiz kalıncaya dek yağacak öyle değil mi?
Nasırlı elleriyle gitarın tellerini tane tane çalarken,
Hayatımızın fon müziğini besteleyen bu yabancı da kim?
Yüreğimizin sesi nasıl olur da onun nefesiyle notalara karışır?
Bu onun da canını acıtıyor olmalı,
Belki de bütün aynaları parçalayıp onu özgür bırakmalı...

Hadi ardına dönüp bakmayı bırak çünkü adımlarım yorgun.
Bu gölgelerle dolu yabani topraklarda yürürken biraz dikkatli olmalı insan.
Bir kez düştüğümde kalkacak gücü bulamayabilirim.
Bu yüzden durmadan yola devam ediyorum ruhum  her an biraz daha kanarken.
Günler geceler, yer ve gökyüzü arasında burada yağmurda boğuluyorken.
Sonu gülme krizlerine dönüşen ağlamalarımı görmezden gel Lavi.
Seni de gölgelere sürüklemek istemem...

Şimdi çıldırmış gibi akarken gözyaşlarım bulutlardan,
Müziğin ritmini biraz daha arttırmalısın.
Böylece haykırışlarım bir sanat eserine dönüşebilir belki.
Kuzgunlar karanlık gökyüzünde üzerimizde dönerken,
Avuçlarımdaki çakıl taşlarına tutunuyorum.
Söylesene hangi çıldırmış aptal yazdı bu berbat romanı?
Bırak sayfalar rüzgarla dağılıp uçsun.
Nefesim daraldıkça avuçlarımda kıvılcımlar yaratıyorum.
Kendimle beraber her şeyi yakmamak için,
Gülümsemeyi hatırlamama yardım etmelisin Lavi.

Kuzgunlar ve hayaletler dans etmeye devam ederken,
Ve ufukta güneş hala doğabilecekken,
Bu soğuk ve yağmurla dolu dünyada hala adım atarken,
Tüm hücrelerim ölüyor gibi hissetsem de
Bana gülümsemeyi hatırlatmalısın.

Hadi gülümse Lavi...
Benimle birlikte...
Avuçlarımızdan kıvılcımlar yaratıp tüm bu çürümüş dünyayı yakarken,
Ve dans ederken yağmur altında,
Saçlarım ve yüzüm bulutlar aşkına sırılsıklamken!
Benimle kahkaha at çıldırmışçasına...
Bırakalım etrafımızdaki bütün gölgeler küle dönüşsün...

Not: Yukarıda paylaştığım şarkıyı dinlerken bir kez daha okumanızı tavsiye ederim. Sözlerin alakası olmasa da duygu durumu beklediğim şekilde etkili bir ruhsal sarsıntı yaratıyor. Şuan ne dediğimi bilmiyor olabilirim evet :) Ama yazdığım şiir bir Damien Rice şarkısıymış gibi okumanızı isterim.

S..

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Denizanası, Martı ve Kaplumbağa


  "Kendini düşüyormuş gibi hissettiğinde gözlerini kapat. Son ses müzik dinlerken bağıra bağıra eşlik et. Bırak sesini duyanlar ne düşünürse düşünsün. Hepsi geçecek. Saatlerin durduğu bir anda. Belki de biraz daha erken bir mucize gerçekleşir ve bu dramanın sonu değişir. Bağırarak şarkı söylemen bittiğinde de katıla katıla gül. Kahkaha at. Çünkü bu saçma sapan komik bir film ve senaryoyu bir deli yazıyor. Gülmen şart. Çünkü bir kez gözyaşı dökersen kabusların çocuğu kuzgunlar peşini bırakmaz. İşte o zaman gerçekten kaybedersin. Ruhunu iyice sakla ve gülümsemeye devam et kaplumbağa. İşte böyle. Her şey geçecek nasılsa bir şekilde. Sonunda iyi olacaksın."

  Kaplumbağa okyanusun kalbinde yüzerken denizanası onun yakasına yapışıp sarf etti bu sözleri. Sonra da geldiği karanlığın içinde tekrar kayboldu. Kaplumbağa hiçbir şey anlamamıştı. Yüzmeye devam etti ve gülümsedi. Akıntı da bu gün ne güçlüydü böyle. Biraz yüzeye çıkıp nefes almalı ve güneşle ısınmalıydı. Böylece martıyla beraber şarkı söylerlerdi. Yolculuk öyle daha keyifliydi.

Bu ne biçim son? Ben de bilmiyorum sorma blog.


Bonus1: My Chemical Romance - Famous Last Words: Yazar bir kaşını kaldırıp gözlerini üzerinize dikerek bunu dinleyin diyor burada.



Bonus2: Nell - The Day Before: Klibi anlamak için paylaşan kişinin yaptığı açıklamayı buraya eklemeye karar verdim Elysium Taro tarafından paylaşıldı: "Öncelikle oyuncular: Lee MinKi (Flower boy band'den tanırsınız belki) ve Song JaeRim (Flower boy ramyun shop'tan tanıyabilirsiniz)
Video intihar etmiş olan ve intihar mektubu olarak bir video bırakan Minki hakkında. Arkadaşı (JaeRim) videoyu izliyor ve kamerayı kurarak ölüm sahnesini tekrar canlandırıyor. Kendisini sahneye, Minki'nin karşısında oturuyormuş gibi yerleştiriyor. Videoyu dinliyor ve zihninden Minki ile konuşuyor yada videoda söylediği şeylere cevap veriyor. Sanırım Minki'nin neden intihar ettiğini anlamaya çalışıyor ve daha fazla şey yapabilmiş olmayı diliyor. Son sahnelerde gördüğünüz (yada göreceğiniz gibi) Minki gerçekte orada değil, o sadece bir video. Bu arada ekleyeyim, Minki'nin cam bir şişeden çayına (veya kahvesine) döktüğü sıvı da zehir oluyor."



S..

3 Ağustos 2017 Perşembe

Biraz Mola ve Müzik

bigbang, kpop,
Bu şey değil mi? Benim bir konu üzerinde çalışırkenki halim :D

  Kulaklığınızı takın. Sesi sonuna dek açın. Ve dinleyin. İsterseniz alt yazıdan Türkçesini okuyabilirsiniz de. Fakat bir de gözleriniz kapalı dinleyin. İnsan kendini başka bir dünyada gibi hissediyor. Nell kendinde farklı ruhlar barındıran nadir gruplardan.

"Bir şey boğucu hissettiriyor.
Soluk alsam bile
nefes alamıyorum 
nefessiz kalıyorum...
Neden her şey çok karmaşık?
....
Hadi, her şeyi unutalım"

Bir yerden bir yere varmaya çalışırken kalbimizin atışını duymayız. Onun nasıl da çırpındığının farkına varmadan geçer günler ve geceler. Nedir bu koşuşturmaca? Nasıl olur da kendi çığlığımızı bile işitmez hale geliriz? Her gün ne olduğunu çözemediğimiz bir baskı altında olan ruhumuz onu görmeyi başaramadığımız her geçen an biraz daha yok olur. En sonunda kendi karanlığında gezinen ruhsuz varlıklar oluruz. Çöldeki kumların arasında nereye gittiğimizi bilmeden yürüyüp duruyoruz. Bazen durup bir mola vermek gerek. Çevremizde dönüp duran kaosu kendi haline öylece bırakmalı kimi zaman. Güneşin gücünden habersiz ışığı altında küçük bir gölgede oturup gözlerimizi kapatmalı ve orada ruhumuzu bulup onu görmeliyiz. Kalbimizin sesini yeniden duyup onu kurtarmalıyız. O zaman daima zihnimizi kuşatan soruların cevaplarını da sonunda bulabilmemiz mümkün olur. Hey, nerede olduğumuzun bir önemi yok. Hadi kısa bir süre her şeyi unutalım. Ve nefes alalım. İşte yaşamak bu... Var olmak karmaşık bir şey...

(Nell - Vain Hope)


T.O.P

T.O.P, Choi Seung Hyun

  Biz VIP'ler ve eminim pek çok başka fandom olayları az çok takip ediyoruz ve olanlar için hepimiz üzgünüz. Evet biz de öfkelendik takip ettiğimiz sevdiğimiz bir idolün bu şekilde bir skandala bulaşıp bununla gündeme gelmesine ama hey adam az daha ölüyordu. Ve hatasının farkında bir şekilde kendine gelir gelmez herkesten başını eğerek özür diledi. Suçunu kabul etti ve cezasını çekip yeni bir yürekle yeni bir başlangıç yapmak istediğini belirtti. Yüzündeki ifade nasıl kederle dolu olduğunu gösteriyordu. Bu süreç onu resmen çökertmiş. Bigbang gerçekten Kore'de en başarılı birkaç gruptan biri hatta bana kalırsa en iyisi. O kadar çok seviliyor ve o kadar kaliteli müzik yapıyorlar ki haliyle pek çok göz üzerilerine çevrilmiş durumda. Başarıyla parladıkça düşmanları da artıyor. Bu baskı ve sürekli yapılan eleştiriler insanları içinden çıkılmaz bir depresyona sürüklüyor. Onun başına gelenler de bu şekilde başlamış olmalı. T.O.P hakkında yapılan birkaç yorumu okuyunca dehşete kapılmamak elde değil. Neden yaşıyor diye sorgulayandan tutun ağza alınmaz hakaretler eden ve iyileşmeyerek ölmesini dileyenler bile vardı. Zaten ruh hali dibe vurmuş bir insan olarak hakkında yapılan bu eleştirileri umarım şimdilik okumuyordur diyorum ama Kore'de bu mümkün değil.

Dilerim bir an önce toparlanır ve bir daha böyle bir şey yaşamaz. Grubun diğer üyeleri için de aynı şeyi diliyorum. Umarım onları yine bir arada görürüz. Şu insanların onlara eşlik ederken yükselen çığlıklarını bir dinleyin. Harika bir şey bu... Biz dans etmekten utanan ve sert bakışlarının altında bir çocuk gülümsemesi saklayan seni tekrar iyi bir şekilde karşımızda görmek istiyoruz Bay Choi.. 강해 져야! 힘내!




S..

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Bu Gün

Stel

Ah bu gün ne kadar da geceydi kadın.
Saçlarında solmuş güneşten tacı.
Gülüşü buruk bir hüzün.
Adımları yorgun bakışları süzgün.
Ne de telaşlıydı bu sabah kalbi.
Mavi bir pencerede gül.
Gülden düşen bir yaprak.
Seher vakti bir yıldızın gölgesi.
Gözleri gökyüzünde elmas tanesi.
Ah bu gün ne kadar da sessiz.
Ne kadar suskun rüzgar.
Zaman ne kadar da durgun bu gün.
Yol hiç bitmiyor.
Bitmiyordu gün.



22 Nisan 2014 Salı

Nell




Four times around the sun..

Nell'in müzikleri özeldir, klipleri özeldir, sözleri ise bambaşkadır..

Nell dinlerken şarkılarındaki yağmur kokusunu, gün ışığını hissedersiniz; sakinliği başka, isyanı başkadır bu grubun, bunu seviyorum.

:)

S..

7 Eylül 2013 Cumartesi

Music Bank :)


  Bu gün k-pop severler için gerçekten önemli bir gün :) Uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir şey sonunda gerçekleşmeye başladı! Kore grupları ülkemizde konser verecekler hem de bu gün İstanbul'da :) Daha önce bahsetmeliydim aslında ama o kadar inanılmazdı ki ve ben de zaten son zamanlarda bilgisayarda çok vakit geçiremiyordum. Music Bank konseri Ülker Arenada akşam 7'de başlayacak. Üstelik birkaçı da sevdiğim gruplar :)

Suju pek tanımıyorum sadece bir iki şarkısını dinlerim. Miss A de öyle sadece bir iki şarkı dinlerim pek tanımıyorum. Beast severim. MBLAQ arada bir dinlerim. FT Island Bigbang kadar sevdiğim bir grup :) Ailee de dinlemeyi severim :)

  Konsere katılabilecek olanlar cidden çok şanslı, umarım doğru düzgün fancam olur da sonradan da olsa izleyebiliriz :) Tvde canlı yayın olur diye ummuştum ama olumsuz açıklama gelmiş, belki youtube üzerinden yayınlanır bilmiyorum, belki de fanlar ustream üzerinden falan yayınlamayı başarır. Dün havaalanına indiklerinde pek kaliteli olmasa da biraz izlemiştim bu şekilde :) K-pop konserleri inanılmaz güzel oluyor gerçekten, ben internetten konser izlemeyi sevmem ama o kadar güzel oluyorlar ki Cnblue, Bigbang, 2ne1, FT Island konserlerini indirip izliyorum, şimdi İstanbul'da olmak vardı :)

  Eğer Bigbang gelseydi gidemediğim için gerçekten oturup ağlayabilirdim. Şuan biraz kıskanıyor olsam da çok mutluyum. Çünkü biliyorum ki bu kadarla kalmayacak zamanla daha çok konser göreceğiz ülkemizde ve bir gün Bigbang de gelecek ^^ Sonraları sadece İstanbul değil diğer büyük şehirlerimizde de olur belki :) Ülkemize gelmeleri bile hayaldi, şimdi konser veriyorlar :) Dünden beri sürekli gülümsüyorum, durumdan haberi olmayanlar deli olduğumu düşünecekler :D

  Kısaca bundan bahsetmek istedim :) Birazdan twitterı açayım fanlardan takip edeyim konseri. Ailee çatlayana kadar kebap yiyeceğini söylemiş gelmeden önce Miss A'den Jia da İstanbul'u geziyormuş :) Canlı yayın linkleri olursa konserden kaçırmamalıyım. Görüşmek üzere :)

Musmutlu Sessizgemi :)

2 Eylül 2013 Pazartesi

FT Island :)


  Selamlar kavanozdan blogun yağmur damlaları :) Ahh yazmayı özlemişim, çok uzak kaldım blogumdan ve blog okumaktan.. Neyse düzelecek bu durum :)

  Geçen gün Alielle FT Island tavsiyesi istemiş benden, blogdan uzak kaldığım için çok geç gördüm yorumunu ve telafi edebilmek için bu postu hazırlıyorum, aslında ne zamandır bu grubun sevdiğim şarkılarını bir yazıda listelemek istiyordum iyi oldu :) Seçtiğim parçalar Korece, Japonca, hareketli ve sakin. Karışık olacaklar yani. Umarım Sevilirler :)

  Hazır mıyız Hongki'nin o tatlı sesine? :)

1) 결혼해줘 Gyeolhonhaejwo



2) 천사와 나무꾼 Cheonsa wa Namuggun



3) 첫눈에 알아 Cheotnune Ala



4) Bing Bing Bing (빙빙빙)



5) Boom Boom Boom



6) Flower Rock  Not: Tiplere bak klipteki :D



7)  I'm Going To Confess (고백합니다)



8) 보내주기 Letting You Go



9) Missing You + Bad Woman (Bunlar da canlı performans olsun)



10) I'm Going To Have You (널 갖겠다)




11) Itsuka (いつか)



12) Hello Hello



13) So today


14) Sunshine Girl


15) I Hope



16) I Wish


17) Girls Don't Know



18) 지독하게 (Severely)



19) Like The Birds(새들처럼)



20) Love Love Love 사랑 사랑 사랑



21) Stay



Uvv daha çok var da bu kadar yeterli şimdilik :) Mesela  Moonlight angel ve music life da dinlenmeli ama buraya eklemeyeyim artık :)

Keyifli dinlemeler herkese ^^

S.