Bigbang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bigbang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2022 Perşembe

Still Life

Pek çok bahar kışa dönüşürken ve kar taneleri içinde hala biraz sıcaklık bulunabilirken, gençliğimiz kısa ömürlü çiçekler gibi yaprak dökerken yine de gökyüzünde bir parça mavi ve umut kalmışken.. günlerin getirdiği koşuşturmaya rağmen bir çay içimlik anda herkese selamlar canım blog ailesi. Umarım hepiniz iyisinizdir. Buraya özlemle beklenen bir parça umut bırakmak istedim. Yeniden doğuşları benim için de erken doğum günü hediyesi gibi oldu. Bigbang her şeye rağmen yine muhteşem yine Bigbang <3 



3 Ağustos 2017 Perşembe

T.O.P

T.O.P, Choi Seung Hyun

  Biz VIP'ler ve eminim pek çok başka fandom olayları az çok takip ediyoruz ve olanlar için hepimiz üzgünüz. Evet biz de öfkelendik takip ettiğimiz sevdiğimiz bir idolün bu şekilde bir skandala bulaşıp bununla gündeme gelmesine ama hey adam az daha ölüyordu. Ve hatasının farkında bir şekilde kendine gelir gelmez herkesten başını eğerek özür diledi. Suçunu kabul etti ve cezasını çekip yeni bir yürekle yeni bir başlangıç yapmak istediğini belirtti. Yüzündeki ifade nasıl kederle dolu olduğunu gösteriyordu. Bu süreç onu resmen çökertmiş. Bigbang gerçekten Kore'de en başarılı birkaç gruptan biri hatta bana kalırsa en iyisi. O kadar çok seviliyor ve o kadar kaliteli müzik yapıyorlar ki haliyle pek çok göz üzerilerine çevrilmiş durumda. Başarıyla parladıkça düşmanları da artıyor. Bu baskı ve sürekli yapılan eleştiriler insanları içinden çıkılmaz bir depresyona sürüklüyor. Onun başına gelenler de bu şekilde başlamış olmalı. T.O.P hakkında yapılan birkaç yorumu okuyunca dehşete kapılmamak elde değil. Neden yaşıyor diye sorgulayandan tutun ağza alınmaz hakaretler eden ve iyileşmeyerek ölmesini dileyenler bile vardı. Zaten ruh hali dibe vurmuş bir insan olarak hakkında yapılan bu eleştirileri umarım şimdilik okumuyordur diyorum ama Kore'de bu mümkün değil.

Dilerim bir an önce toparlanır ve bir daha böyle bir şey yaşamaz. Grubun diğer üyeleri için de aynı şeyi diliyorum. Umarım onları yine bir arada görürüz. Şu insanların onlara eşlik ederken yükselen çığlıklarını bir dinleyin. Harika bir şey bu... Biz dans etmekten utanan ve sert bakışlarının altında bir çocuk gülümsemesi saklayan seni tekrar iyi bir şekilde karşımızda görmek istiyoruz Bay Choi.. 강해 져야! 힘내!




S..

14 Kasım 2013 Perşembe

Ringa Linga Baby :)


  Şimdi defterimin başında olmam lazım aslında ama dayanamadım bahsetmezsem içimde kalacak :) BigBang'in harikalarından Taeyang'ın dönüşü muhteşem oldu! 2010'da çıkan Solar albümünden sonra ne single ne de albüm çıkarmıştı. Geçen yaz yeni bir albüm hazırlığı olduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştı ama YG fanlara işkence etmeyi seviyor işte, bekle bekle VIP, bekle hep bekle.. Neyse beklediğimize değdi çingu, Ringa Linga harika olmuş, ba-yıl-dım!

  Bigbang'in her bir üyesinin işi cidden zor. Kaliteli işler yapıyorlar gerçekten kaliteli ve her seferinde bunu daha da arttırıyorlar. Harika bir albümden sonra gelecek albüm her zaman tehlikelidir, insanlar hep daha iyisini ister çünkü.

  Ji Yong'un Coup D'Etat albümü ve Crooked parçası da güzeldi bahsetme fırsatım olmamıştı. Sonra Seungri'nin ve Daesung'un Japonca albümleri de çok iyiydi. Bu yıl VIP'ler için beklemelerle dolu olsa da güzel bi yıl oldu diye düşünüyorum.

  İşte muhteşem single Ringa Linga baby :)


  GD'nin sahneler de harika :) Ama en çok gün batımı kısmını sevdim :)

  Bununla birlikte en yakın zamanda bir Bigbang albümü de istiyorum özledim canlarım sizi :)

Not: yazım hatalarım olabilir çok hızlı ve heyecanlı yazdım çünkü (:

Not 2: Bumerang sms oylaması sonlanmış, kavanozdan blogu oylayan herkese teşekkür ederiz efenim, kalbinize sağlık ruhunuz hep güneşli olsun (:

S..

23 Şubat 2013 Cumartesi

Olay Bir Harf Yanlışında :)


  Selamlar kavanozdan blogun sessiz sakinleri! Durduk yere grip oldum eski tip yöntemlerle iyileşmeye çalışıyorum dört gündür. Grip her zaman mutasyon geçiriyor biliyorum ama bu kez ne acayip bir şey olmuş öyle o.O Bu arada Psy İstanbul'a geldi, yetenksizsinizin çekimlerine katılmış sonra konserde sadece 15 dakika durmuş ama olayın diğer boyutu çok daha heyecanlı arkadaş!

  G Kore'den bir sanatçı ülkemize geldi, bu da demek oluyor ki Bigbang'i buralarda görme hayalimiz artık hayal olmakla kalmayacak :)

  O değilde çok şaşırdığım ve sevindiğim bir şey daha olmuş. Zaten böyle şeyler benim hastalanıp gündemden uzak kalmamı bekliyor her zaman cık cık cık, neyse.. BigbangTurkey ekibi Psy'a bir çiçek buketi göndermişler ve üzerinde de Korece yazdıkları bir not varmış. Ama notta iki tane yazım hatası yapmışlar. Ne var bunda olabilir diyebilirsiniz tabii ama olay o değil. Notta "PSY hoşgeldin! Mutlu yıllar. BINGBANG TURKEY" yazıyormuş. Mutlu yıllar ne için onu anlamadım ama tahminimce Çin yeni yılı içindir. Psy notu twitterda paylaşırken Bigbang üyelerini de etiketlemiş. Onlar da bu harf yanlışını tatlı ve sevimli bulmuşlar. YG Entertainment bu konu hakkında dedikodu bile yapmış :) Onca zaman sesimiz duyulsun, burada da VIP'ler olduğu bilinsin diye twitterda onca tag dolaştı ama pek dikkat çekmedi hatta hiç dikkat çekmedi diyebilirim, fakat bu bizim hatamız tabii olay bir harf yanlışındaymış :) Yabancı VIP'ler bu durumu çok kıskanmış saçma saçma laflar etmişler falan.. Bigbang üyeleri twitterda harf yanlışları yaparak paylaşımlarda bulunmuşlar sanırım bir de :)

  İşte öyle bir şeyler, duramadım battaniyemden uzak kalma pahasına da olsa yazayım dedim :)

  Bu arada siz şimdi bu yazıyı okurken gribim size de geçmiş olabilir onun için sorry... Olabilir ya öyle bakmayın garip garip, her şeyin temeli enerji değil mi bu evrende? E o zaman neden mümkün olmasın?

  Kavanozdan blogun antikorları, güneş ışıkları, mors alfabesi ile "S.O.S" gönderebilen birine yardım etmek için gelen savaşçının katanasının gücünün asıl kaynağı olan meteroitleri... Evet biraz saçmaladım ama silmiyorum bunu dursun, suçu da gribime atarım n'olcak sanki :) Dikkat edin kendinize ^^

~Sessizgemi~

25 Eylül 2012 Salı

Vincent Konağı ve Biraz da Bigbang... Aigooo! ~



  Nasılsınız kavanozdan blogun biricik sakinleri? Ben şu sıralar pek bi telaşlıyım doğrusu. Yine bir rüyanın ardından yeni bir romansıyı yazmaya başlamıştım. Evet, ilham perilerim söz dinlemeye başlamış sanırım :) Yine Mahzen gibi fantastik bilim kurgu türünde. Tam da eş zamanlı olarak şans mı desem, bir işaret mi bilemedim ama bir yarışma çıktı karşıma. Blogda yazmak çok rahat ve özgürce olduğundan hikayelerimi burada yayınlamak konusunda fazla tereddüt etmemiştim ama bir yarışmaya katılmak.. Aigooo! Topluluk önünde konuşmak gibi korkutucu! İlk yarışmaya katılmamıştım, o zaman biraz geç kalmıştım ve yazacak bir şeyim yoktu ama kaderin bir oyunu olmalı ki ikinci yarışmanın başlamasından önce bu yeni romansının kurgusunu çoktan oluşturmuştum. Ne kadar korksam da en sonunda katılmaya karar verdim. İlk iki bölüm yayınlandı bile..

  Tefrikaları bilir misiniz? Charles Dickens'tan Yaşar Kemal'e bir çok dünya yazarının ilk eserlerini yayınladıkları Tefrika Roman geleneğini? İşte o yeniden yaşatılıyor..

  Hayal Kahvem'in bir yazısı var bu konuyla ilgili bakmak isterseniz TıK Tık..

  Yaklaşık yirmi gündür bununla uğraşıyorum ve hala da devamını yazıp yetiştirmeye çalışmakla meşgulüm. Burada hemen haber vermek istememiştim çünkü kurallara aykırı bir şey yapıyor olmaktan korkmuştum. Ama yakınlarıma ve çevreme haber verebileceğimi söylediler. Ben de vakit kaybetmeden kavanozdan bloga koşturdum işte ^.^

  Çok korkuyorum chingudeul, hem panik hem de telaş içerisindeyim! Burada yayınlıyor olsaydım bu kadar klostrofobik hissetmezdim.. Belli bir sürede yeni bölümü yetiştirmek zorundayım, en zor olan kısım bu işte. Kurallar var ve ben bu güne kadar ne kadar yeteneğim olursa olsun kurallarla sınırlı ne bir resim ödevinde ne de kompozisyonda başarılı oldum. Yazarken, çizerken rahat ve özgür olmalıyım. Ottokehajooo! Neyse işte öyle bir şeyler.. Bu arada ismi Vincent Konağı.. Yayına ulaşmak için Tık Tık lütfen :) Orada biraz düzensiz duruyor bu biraz canımı sıktı ama bir şey söylemedim. Paragraf boşlukları kaybolmuş falan. Ama diğer yarışmacılar da aynı durumda olduğu için sesimi çıkarmadım işte..

  Eh, kazanır mıyım bilmiyorum ama zaten katılmaktaki tek amacım kazanmak değildi. Yazmak konusunda ne kadar başarılı veya ne kadar başarısız olduğumu test etmek istedim. İyi ya da kötü, sonuç ne olursa olsun bir şeyler öğreneceğimi umuyorum. Ve unutmadan, olumlu ya da olumsuz, tefrikam orada eleştirilerinizi bekliyor ^.^


  Bu arada süre dolmadan yeni bölümü yetiştireyim derken biricik liderimiz G Dragon'un yeni çıkan solo albümünü de gözden kaçırmadım ;) GD yine yaptı yapacağını, farkını ortaya koydu ve yepyeni melodilerle "One of a kind!" müzik dünyasında gündeme bomba gibi düştü :) Lider bu albümde pek çok sanatçıyla beraber çalıştı. Yavaş yavaş alışmaya başlıyorum ama çıkış parçası beklediğim gibi değildi. Bunun dışında geriye kalan bütün parçalar harika ^.^ Düetlerin bu kadar şahane olacağını elbette tahmin etmiştim ama bir VIP olarak alışkın olmama rağmen yine de şaşırdım :) Fighting GD! 



  Özellikle içlerinden birini seçecek olsam bu Missing You olurdu. Fakat yine de hepsi sonsuza dek bıkmadan dinlenesi (: Albüm kapaklarını hiç sevmedim. İki farklı şekilde çıkarılmış albüm ama neredeyse birbirlerinden bir fakları yok. Ne gerek vardı anlamadım. That xx'e sözlerinden dolayı +19 yaş ibaresi konulmuş belki bu nedenle albümlerden birinde bazı sözler sansürlü olarak diğerinde sansürsüz olarak sunulmuş olabilir, bilemiyorum.








  Bir de yeni öğrendim T.O.P "Alumnus" filminin çekimleri sırasında yaralanmış. Bir sahnede kırık camların arasında çekim yapılıyormuş ve camlar yüzünden elinden yaralanmış. Kesik küçük olmadığı için de ameliyat edilmiş. Hala hastanede dinleniyor mu yoksa taburcu edildi mi bilmiyorum. Kendisi için değil de çekimler aksadığı için ve Bigbang'in program sürecine zarar vereceğinden yana endişeleniyormuş. İyileşmesi için 2-3 hafta geçmesi gerekse de yine de dünya turuna katılabileceği açıklanmış. Haber doğru mu diye nette araştırma yaptım biraz, sanırım doğru.. Geçmiş olsun T.O.P shii!...

Eh, bu da böyle bir yazı oluverdi.. Kendinize iyi davranın kavanozdan blogun yağmur damlaları.. Şimdi defterimin başına dönmem lazım.. Fakat önce sorarım size; bu gün gökyüzüne hiç baktınız mı, ha?



~Sessizgemi~

24 Temmuz 2012 Salı

Bigbang - Depresyonu Ezer, Yok Eder!




  Hiç ummadığı şekilde hayal kırıklığına uğrayıp "Depresyon takılacağım bugün ben, dokunmayın bana" diye söylenen orta okul arkadaşım, kan kardeşim, ebedi dostum, kod adı "C" bize geldi bu gün. Bu gün gelmesi olay değildi elbette her zaman görüşürüz zaten, asıl olayı birazdan anlatacağım.. Dertleştik, "Takma kafana her şey olacağına varır" felsefesi yaptık, "Böylesi daha hayırlıdır belki"lerle "Sen üniye odaklan, mesleğini eline al, kendinden başka bir şey üzerine kafa yorma bu aralar"dan sonra biraz slow müzik açmamı istedi. Model dinledik biraz, sonra hiç sevmediğim ama onun hatırına açtığım Halil Sezai çaldı bir süre.. Ardından daha başka müzikler açmamı, bir nevi depresyon Dj'liği yapmamı istedi.. Ben Türkçe slow, depresyona uygun müzik bilmiyorum diye isyanlar püskürdüm. Bunun üzerine yabancı da açabilirsin deyince bir My Immortal denemesinin ardından Because of You v.s. devam ettik...

14 Temmuz 2012 Cumartesi

~Melodiler~


  Not: Boş vaktinizde müziklerin hepsini dinleyerek okumanızı rica ediyorum ;)


  Böyle düşünen bir tek ben değilim, biliyorum.. Eski notalar nasıl da insanın ruhuna dokunuyor değil mi? Yıllar geçtikçe yapılan müzikler nasıl da özensizleşti. Özellikle Türkçe müzikler zaman geçtikçe ne kadar da ıvır zıvıra benzedi. Listemdeki müzikleri dinlerken eskilerden bir şarkı çıktı karşıma, düşündüm, şimdilerde böyle anlamlı melodiler yapmıyorlar. Hele bir ara feysbuk feysbuk.. diye akıllara zarar bir şey bile vardı. İngilizce olanlarda pek dikkat etmiyorum, tınısına değer veriyorum daha çok; ama ben dinlediğim Türkçe müziği, okuduğum şiiri v.s anlamaya çalışırım. Düşünürüm.. ne gibi bir olay bu sözcükleri yazdırmış, bu notaları ortaya çıkarmış? Merak ederim hikayesini. Ivır zıvırları ilk kez talihsizlik eseri dinlerim, bir manası olmadığı için de bir daha yüzüne bakmam o şarkıların. Hatta ıvır zıvıra devam ederse sevdiğim sanatçıdan bile soğuyabilirim. Tamam, eskilerin arasında da ıvır zıvırlar vardı ama fazla göze batmıyorlardı. Aslında yenilerin hepsinin de hakkını yememek lazım. 


  Mesela Model'i pek bi severim değişik bir tarzı var, taklitçi değil ve ıvır zıvır söylemiyor. Model yeni bir grup değilmiş sanırım eskiden farklı bir isimle söylüyorlarmış şarkılarını ama sonra bir değişiklik olmuş falan filan.. Ben ilk kez Değmesin Ellerimiz'i dinlemiştim. Şarkı hoşuma gitmişti ama öyle sürekli dinlediğim de söylenemezdi. Yine de grubun farklılığı ve aldığım iyi titreşimler ileride grubu sevdiklerimin arasına alacağımın göstergesiydi.. Ve çok fazla zaman geçmeden de öyle oldu..


  Sevdiğim sanatçılara körü körüne bağlanmam. Yaptığı şarkılara göre değer biçerim gözümde. Benim için sanatçının kimliğinden çok ortaya çıkardığı iş önemlidir...

Birkaç gün evvel duydum bu şarkıyı ve pek bi sevdim. Ivır zıvır değil kesinlikle!


Bir de şu şarkılarını pek bi severim..



Ezginin Günlüğü - Düşler Sokağı geçmişten güzel bir melodi..


Teoman - İstanbul'da Sonbahar..


Barış Manço - Kol Düğmesi..


Teoman da bu şarkıyı çok güzel söyler..


Seksendört - Şimdi hayat..


Biraz da yabancı karışık olsun :)

Nuest.. Bu grubu pek sevdiğim söylenemez ama bir şans verip dinlediğim Face'i sevdim..
Klipten pek bir şey anlamadım ya da düzgün izlememiş olabilirim :) Ama şarkı güzel :)



Bigbang! Tabii ki bunu başa koymak lazımdı ama olsun ^^ Bu şarkı bir numara!
(Yazar burada sesi sona getirmenizi istiyor)



Aynı şarkı ama süper bir performans..

Tanrım! O VIP taçlarından istiyorumm.. Gidemem kesin ama gelin şu İstanbul'a konsere!


Öhöm sıradaki şarkı kız kardeşimin silah zoruyla geliyor efenim ^^ Reklam bu reklam kızım ne anladın bundan anlamadım :D
Bu arada dk.2:22 de GD oyun havasında gibi dans ediyor :P 



Evet.. Durmak yok devam ediyoruz hadi bakalım :)

Evanescence.. Hmm...
Call Me When You're Sober..



The Rasmus - In The Shadow



Kelly Clarkson - Şarkının ismi çok uzun, yazmayacağım gerçi bunu yazana kadar yazmıştım ya neyse :D


Bu arada balığı alıp bardağa koyması süperdi :)


Ji Eun - Going Crazy ile devam ediyoruz..


Kardeşim: Yaktı güzelim çocuğu!
Ben: O değil de arabaya yazık oldu...
:D

K-Pop olarak ikinci en sevdiğim grup 2ne1 ve şarkıları.. 


Ve..




Ft Island - After Love...

Dizideki Jeremmy'nin Hong Gi olduğunu ancak dizi bittiğinde öğrendim, araştırmacı merakım bu konularda işlemiyor sanırım ^^



Sarang Sarag Sarang :)
Bunu dinleyince etrafta sarang sarang diye dolaşasım geliyor ^^


Evet şimdi geldik günün bonus şarkısınaa :)

İyi seyirler..




  Çok uzun bir post oldu farkındayım, sabrınıza hayranım :) Bütün şarkılara birer şans verdiğinizi ve sevdiğinizi umuyorum... 



~Sessizgemi~

31 Mayıs 2012 Perşembe

~Masalsı~



Masalsı, Renkli,


  Oturma odasında yalnızca bir pencere açıktı. Rüzgar usul usul içeriye süzülürken beyaz tülü hafifçe dalgalandırıyordu. Henüz sabahın erken saatleri olduğu için dışarıda gereksiz araba gürültüleri yoktu, aksine sakin bir sabah melodisi duyuluyordu. Benimse bunları umursayacak halim yoktu. Bir şey canımı çok sıkmıştı, tüm dikkatim o gri düşüncelere odaklanmıştı. Sanki duvarlardan gizlice, kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime, diye usulca süzülen bir hüzün zihnimde yankılanıyordu.


  Pencere tam açılmayıp dikey bir şekilde durduğu için karşıdaki binaların yansımaları görülebiliyordu. Birden, karşı binanın pencerelerinden birinin üstündeki çıkıntıda bir serçenin bana bakarak zıplayıp durduğunu ve neşeli neşeli öttüğünü fark ettim. Dışarıdaki tüm kuşların sesinden farklı bir sesi vardı. Diğerleri telaşlı ve renksiz öterken o gayet mutlu ve renkli bir şekilde şakıyordu. Tam da karamsarlığın dibine vurmuşken bu küçük serçeyi görmek tüm düşüncelerimi durdurdu. O sırada saksıdaki menekşeler, görecek günler var daha aldırma gönül aldırma, diyordu sanki.


  Pencerenin yansımasından tüm zihnimi ele geçiren serçe, üzüldüğüm her ne ise gerçekten unutmamı sağladı. Karamsarlığım eriyip yok oldu. Merak ettim, onu görebildiğim gibi o da benim yansımamı görebiliyor muydu, bu tesadüfün farkında mıydı? Hüznümü hissedip gerçekten beni neşelendirmek için mi ötüyor, çırpınıyordu? Bir süre onu öylece izledim. Beni üzen düşünceleri birden bir kenara bırakabilmeme şaşıyordum. Gerçekten bu kadar kolay kurtulabilinecek kadar güçsüz grilikler miydi onlar?


  İçeri süzülen rüzgar The Rasmus'un İn The Shadows'unu mırıldanmaya başlamıştı. Serçe beni etkilediğini biliyormuşçasına bulunduğu çıkıntıdan aşağıya atladı, sonra bir kavis çizip göklere yükseldi. Dönüp dolaşıp son kez pencerenin önünden süzülüp geçerken geriye hafif bir tebessüm bırakmıştı. Hayat anomalilerle doluydu, neşeliyken birden üzülmene sebep olabiliyordu ya da üzüntülüysen bir anda mutlu olmana neden olabiliyordu...


  Şimdi tüm pencereleri açtım. Dışarıda araba gürültülerine karışan kuş sesleri var. Onu göremesem de diğerlerinin arasında serçenin sesini ayırt edebiliyorum. Halen neşeli ve renkli bir şekilde ötüyor. Dışarının tüm gürültüsüne karışan rüzgar şimdi de Bigbang fırtınası estiriyor. Bu masal da burada bitiyor...


  ~Sessizgemi~