Zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2012 Pazar

~Bazen Uyandığında İnsan~


  İnsan, uyandığında bazen kafasının içinde bir müzik çaldığını duyar. Uyanma aşamasında o müzik tek bir nakaratıyla tekrar eder durur zihninde. Bazen neşeli bir müziktir Mavi Boncuk tarzında. Bazense hüzünlüdür İstanbul'da Sonbahar gibi. Bazense söyleme şekline göre hem hüzünlü hem de mutlu olabilen bir parçadır.. Uyanırken insanın kafasının içinde tekrar eden bir müzik tüm gününü etkileyebilir. Çoğu zaman neden böyle uyandığını bile anlamaz ve fark etmez bile...



Kalbimi gözyaşlarıyla doldurdum
O kelimeleri kalbime koydum
Hiçbir şeymiş gibi geçip gittim
Ve sonra kalbimi paramparça ettim…


  Uyumadan önce insanın okuduğu ve dinlediği şeyler uyanıncaya kadar zihinde tekrar tekrar başa sarılır. Eğer ertesi gün bir sınav varsa ders notlarını uyumadan önce 5 dakika gözden geçirmek çok faydalıdır bu nedenle. Ya da bir toplantıda sunum yapılacaksa yine bu yöntem kullanılabilir. Siz uyuduğunuz halde zihniniz sizin yerinize çalışmaya, öğrenmeye ve kavramaya devam eder. Sabah uyandığınızda kafanızın içinde bir matematik sorusu çözdüğünüzü bile fark edebilirsiniz.. Uyumadan önce beyninize uğraşacağı iyi bir şeyler verin. Mesela güzel müzikler dinleyin; sabah uyandığınızda mutlu, şeker gibi biri olursunuz, tüm gününüz de öyle geçer.. Zihnin böyle işlediğini ben değil, bilim insanları söylüyor ama siz yine de ben söylemişim gibi yapın ;) Hahah ^^

  Sıcak hava ve susuzluktan kalp krizi geçirmek üzere olan ve akşamı sabırsızlıkla bekleyen bendenizden herkese selam olsun...

~Sessizgemi~

31 Mayıs 2012 Perşembe

~Masalsı~



Masalsı, Renkli,


  Oturma odasında yalnızca bir pencere açıktı. Rüzgar usul usul içeriye süzülürken beyaz tülü hafifçe dalgalandırıyordu. Henüz sabahın erken saatleri olduğu için dışarıda gereksiz araba gürültüleri yoktu, aksine sakin bir sabah melodisi duyuluyordu. Benimse bunları umursayacak halim yoktu. Bir şey canımı çok sıkmıştı, tüm dikkatim o gri düşüncelere odaklanmıştı. Sanki duvarlardan gizlice, kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime, diye usulca süzülen bir hüzün zihnimde yankılanıyordu.


  Pencere tam açılmayıp dikey bir şekilde durduğu için karşıdaki binaların yansımaları görülebiliyordu. Birden, karşı binanın pencerelerinden birinin üstündeki çıkıntıda bir serçenin bana bakarak zıplayıp durduğunu ve neşeli neşeli öttüğünü fark ettim. Dışarıdaki tüm kuşların sesinden farklı bir sesi vardı. Diğerleri telaşlı ve renksiz öterken o gayet mutlu ve renkli bir şekilde şakıyordu. Tam da karamsarlığın dibine vurmuşken bu küçük serçeyi görmek tüm düşüncelerimi durdurdu. O sırada saksıdaki menekşeler, görecek günler var daha aldırma gönül aldırma, diyordu sanki.


  Pencerenin yansımasından tüm zihnimi ele geçiren serçe, üzüldüğüm her ne ise gerçekten unutmamı sağladı. Karamsarlığım eriyip yok oldu. Merak ettim, onu görebildiğim gibi o da benim yansımamı görebiliyor muydu, bu tesadüfün farkında mıydı? Hüznümü hissedip gerçekten beni neşelendirmek için mi ötüyor, çırpınıyordu? Bir süre onu öylece izledim. Beni üzen düşünceleri birden bir kenara bırakabilmeme şaşıyordum. Gerçekten bu kadar kolay kurtulabilinecek kadar güçsüz grilikler miydi onlar?


  İçeri süzülen rüzgar The Rasmus'un İn The Shadows'unu mırıldanmaya başlamıştı. Serçe beni etkilediğini biliyormuşçasına bulunduğu çıkıntıdan aşağıya atladı, sonra bir kavis çizip göklere yükseldi. Dönüp dolaşıp son kez pencerenin önünden süzülüp geçerken geriye hafif bir tebessüm bırakmıştı. Hayat anomalilerle doluydu, neşeliyken birden üzülmene sebep olabiliyordu ya da üzüntülüysen bir anda mutlu olmana neden olabiliyordu...


  Şimdi tüm pencereleri açtım. Dışarıda araba gürültülerine karışan kuş sesleri var. Onu göremesem de diğerlerinin arasında serçenin sesini ayırt edebiliyorum. Halen neşeli ve renkli bir şekilde ötüyor. Dışarının tüm gürültüsüne karışan rüzgar şimdi de Bigbang fırtınası estiriyor. Bu masal da burada bitiyor...


  ~Sessizgemi~

26 Nisan 2012 Perşembe

~Mahzen Bölüm 7~


Öneri: Bu hikâyeyi okuduktan sonra, karanlıkta arkanızı kollayın…
Esin kaynağı: Bir rüya :)
Mahzen
Bölüm 7:


~Okurken Dinle~
BigFishGames Oyunlarından Seçmeler.mp3


Bıçakçı’nın çevresinde gördüğüm karanlık titreşimlerin bir benzerini şimdi onun çevresinde de görebiliyordum. Daha önce gördüğümün aksine gümüş renginde olan bu titreşimler aynı zamanda ondan bin kat daha güçlüydü. Onu engelleyemememin sebebinin bu titreşimler olduğundan emindim. Çevresindeki dalgalanma canlı bir yaratık gibi beni yutmak istiyordu, bu nedenle sıkıca tutmuş olduğum bileğini sanki beni sokan bir yılanmış gibi aniden bırakmış ve birkaç adım gerilemiştim. Çığlığı gittikçe tizleşen Storm’un gözlerinden birer damla yaş toprağa düştüğü anda, çıkan kristalimsi sesle birlikte, sanki bir filmi yavaş çekimde izliyormuşum gibi birkaç saniye için her şeyi algılamaya başladım.

25 Nisan 2012 Çarşamba

~Mahzen Bölüm 6~


Öneri: Bu hikâyeyi okuduktan sonra, karanlıkta arkanızı kollayın…
Esin kaynağı: Bir rüya :)
Mahzen
Bölüm 6:

Sacred Classic_Plus -Main Menu Theme Song

“Nasıl? Ne gibi bir büyü, bir şeyin ardında hiçbir iz bırakmadan yok olmasını sağlayabilir? Burada böyle tuhaf şeylerin olduğunu duymuştum fakat hepsinin kulaktan dolma söylentiler olduğunu düşünüyordum. Bu yaptığın büyüden de öte bir şey! Sen nesin böyle? Normal bir insan ya da sıradan bir büyücü olmadığın kesin. Sende farklı bir şeyler olduğunu sezinliyordum lakin bu kadarını beklemiyordum. Bu, daha önce karşılaştığım büyücülerin hiç birinin hayalinde bile var olamazdı.
Sen nasıl bir yaratıksın ha? Hiçbir iz bırakmadan kaybolan şeyler… Buna benzer şeyler yalnızca ‘Zaman Lordları’ ile alakalı küf kokulu hikâyelerde anlatılırdı. Yoksa sen… Yo hayır, o olman imkânsız! Bunun için fazla gençsin. Çok fazla güce sahipsin ama bunun yanında bilgelikten eser yok! Tabi bazı şeyler görünenin tam aksi olabilir ve bazı şeyler de göründüğü gibi olmak zorunda olabilir. Lakin yine de o olman mümkün değil zira Yıldızların arasında sıradan bir insana yer yok...” Şaşkınca kafasını sallarken ağzı bir karış açık halde, bir kulağımdan girip diğerinden çıkan anlam veremediğim bir ton şey zırvalayan ve hayal kırıklığının en ağırını yansıtan simsiyah gözlerinin ardındaki merakı gizlemeye çalışan Bıçakçı, başının bir metre kadar yukarısında füzyon reaktörü kadar hızlı dönen altın nesnenin farkında bile değildi.

17 Şubat 2012 Cuma

~ Zihnimin Son Satırları ~



~Zihnimin Son Satırları~

Gökyüzünden düşen birkaç damla yağmur,
Ağaçlardan dökülen sarı yapraklar.
Küçük bir kız çocuğu;
Kırmızı elbiseli,
Sarı saçlı, mavi gözlü…
Neden ağlıyordu?
Bilmiyordum;
Son birkaç dakikadır neler oluyordu…

Güneş yakıcı bir kızıldı;
Sanırım batıyordu.
Hırçın bir kuş çığlık atıyordu.
Göğsümde acı bir soğuk,
Boğazımda kan kokusu,
Rüzgârsa bir garipti şimdi;
Sanki beni beraberinde sürüklüyordu…

Kalbim durmaya yakın,
Bedenim söz dinlemez yılgın.
Zaman durmuş,
Her şey susmuş,
Başım toprağa yaslanmıştı.
Toprak soğuktu,
Ben soğuktum.
Zihnimin son satırları bunlardı…
~Sessizgemi~