Soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2012 Cuma

~Gökyüzüne Salınan Pozitif Enerji, Yıldırım Olarak Geri Döndü~



Deniz, Kum, Gökkuşağı
Deniz, kum, gökkuşağı... Şimdi orada olmak vardı :)


  Gökyüzüne bakınca hava tahmini yapmakta üstüme yoktur. Gece yıldızlara bakarak saati bilmekte de. Vaktinde bu konulara fazla kafa yormuş, belgeseller falan izlemiş ve okuduğum kitaplarda ilgili bir şey söyleniyorsa hemen notlar almıştım. Amacım neydi bilmiyorum :D Çarşamba günü sabah vaktinden öğleye kadar hava öyle bir sıcaktı ki kafamdan aşağı buzlu sular dökerek dolaşıyordum. Aslında bu çok tehlikeli bir davranış ama başka türlü rahatlamıyor insan. 


  Her neyse, işte o gün felaket sıcaktı ama gökyüzü bir şeyler söylüyordu. Söyle derdin ne ey garip mavi dedim, izledim bir süre kendisini :) Rüzgar çok hareketliydi, havada deniz kokusu vardı. Bir süre sonra rüzgar kavurucu olmayı bırakıp serinledi ve bu kez de havada yağmur kokusu oluştu. Birbirinden habersiz birkaç küçük beyaz bulutçuğu da görünce arkadaşımla iddiaya girdim. Dondurmadan vazgeçemeyen birisi olarak da kazanana dondurma ısmarlanmasını istedim :) Yağmur yağacak kesin dedim ama o aksini söylüyordu, bir daha kışa kadar yağmur görmeyiz diyordu. Süre ertesi sabaha kadardı, yağmur yağdı yağdı yoksa kaybedecektim..


  ikindi vakti gökyüzü mosmor bulutlarla doldu, tek bir mavi nokta kalmadı. Rüzgar felaket derecede hızlandı, yaz sıcağında çok iyi geldi doğrusu. Şimşekler çaktı, bulutlar gerim gerim gerildi. Batmaya hazırlanan güneş  buluttan örtüye garip ışık oyunları yapıyordu ilkin ama o da kalmadı çünkü o kadar kalınlaştı ki bulutlar...


  Ama yağmadı! Bana inat yağmadı yahu.. Çevre bölgelere, sahile, başka nereye olursa olsun yağdı da bir şu Manavgat'a yağmadı o gün. İddiayı kaybettim haliyle, yağacağını bildiğim halde bölge belirtmediğim için ve arkadaşım da yalnızca bulunduğumuz yer olarak algılayıp kapsama alanını daralttığı için kaybettim. Olsun, gönlümde yine de ben kazandım :) İşin gıcık tarafı o gün düşmeyen damlalar ertesi gün pencereme birkaç tane çarparak züğürt tesellisi sundular :D Bu gün bulutlar hala dağılmış değil ve beklenen yağmur yağdı en nihayetinde. Ne zamandır gökyüzüne saldığım pozitif enerjim bir ton yıldırım olarak geri döndü ve rüzgarın tadı tahmin edileceği gibi şahane :) Yine de umarım gece yıldırım falan olmaz O_o!


  Yıldırımdan korkup uyuyamazken korku filmlerinin efendisi olmayı başarmış bendenizden pek bi selam olsun. Şimdi gidip cennete dönüşen yazın keyfini çıkaracağım ;) 


  Omo, o gördüğüm çikolatalı kek mi yoksa O_o?   ;)


  Sanrım bulduğum kekle birlikte gökkuşağının bir ucundaki altın külçelerini aramaya gideceğim :P



~Sessizgemi~

28 Şubat 2012 Salı

~ Serçe ~


Not: Serçe'yi kız kardeşim (Merleng deriz kendisine) geçen yıl yazıp yarışmaya yollamıştı. "Bu Kitap Bizim" projesindeki birçok hikayenin arasında yayınlanmaya hak kazanmıştı. Çok sevdiğim için hikayeyi buraya ekledim. Ve bunları not düşmek istedim. / Sessizgemi 

Serçe


Annemin iyi geceler dileklerinin ardından, yorganın altına girip çabucak uykuya dalmıştım. Fakat bütün geceyi, taş atarak öldürdüğüm minik serçenin vicdan azabıyla geçirdim. Sık sık korkarak uyandığım rüyalarda, birçok hayvan vicdanımı sorguluyor ve peşimi bırakmayacaklarını söylüyorlardı. Zaman sanki yoğun bir sıvının içinden geçiyormuş gibi, gece bitmek bilmemişti ve kendimi çok kötü hissediyordum; bunlar yetmezmiş gibi, yarın gireceğim deneme sınavı gözlerimde çığ gibi büyüyordu. Neyse ki gün doğumuna iki saat kala ağırlaşan gözkapaklarım derin bir uykuya dalmamı sağlamıştı…

Sabah erkenden bulutların arasından süzülen güneşin solgun ışınları ve kuş sesleri arasında uyandım. Gözlerimi henüz açmamıştım. O kadar çok uykum vardı ki, bıraksalar bütün gün yataktan çıkmazdım; ancak, okula gitmem gerekiyordu ve bu nedenle annem beni uyandırmaya gelene kadar sadece birkaç dakika daha dinlenebilirdim. Bu durum, geçirdiğim berbat gecenin üstüne canımı öyle bir sıktı ki; yorganı kafama çekip ağlamak istedim. Aynı zamanda üşüdüğümü de fark etmiştim. Yorgunluktan sanki kenetlenmiş olan gözkapaklarımı halen açmamıştım ve el yordamıyla yorganımı arıyordum. Fakat ne başımın altındaki yastık vardı ortada ne de sıcacık yorganım. 

17 Şubat 2012 Cuma

~ Zihnimin Son Satırları ~



~Zihnimin Son Satırları~

Gökyüzünden düşen birkaç damla yağmur,
Ağaçlardan dökülen sarı yapraklar.
Küçük bir kız çocuğu;
Kırmızı elbiseli,
Sarı saçlı, mavi gözlü…
Neden ağlıyordu?
Bilmiyordum;
Son birkaç dakikadır neler oluyordu…

Güneş yakıcı bir kızıldı;
Sanırım batıyordu.
Hırçın bir kuş çığlık atıyordu.
Göğsümde acı bir soğuk,
Boğazımda kan kokusu,
Rüzgârsa bir garipti şimdi;
Sanki beni beraberinde sürüklüyordu…

Kalbim durmaya yakın,
Bedenim söz dinlemez yılgın.
Zaman durmuş,
Her şey susmuş,
Başım toprağa yaslanmıştı.
Toprak soğuktu,
Ben soğuktum.
Zihnimin son satırları bunlardı…
~Sessizgemi~