Canım deepsinin yönetiminde bu haftanın kelimelerini sevgili Momentos belirledi, ikisi de iç ısıtan tatlı minik hikayeler yazdılar bile. Kelimelerden "kelepçe" oldukça zorlayıcıydı ve klasik bir suçlu hapis hikayesi yazmak yerine önce deep ve momentos gibi bir şey tasarladım sonra içimdeki gizem sevdasını tutamayıp aşağıdaki minik kurguyu yazdım umarım seversiniz :)
- Kelimeler: Serçe Bisküvi Islık Kelepçe Mucize
Islık sesiyle gözlerini açtı. Ne kadar süredir baygın olduğunu bilemiyordu fakat buz kesmiş teni ve başının altındaki soğuk taş zeminle bütünleşmiş bedenindeki acı birkaç saatten daha fazla süredir orada kıpırtısız şekilde yatıyor olduğunu tahmin etmesine yeterdi. Bulunduğu küçük hücreyi aydınlatan tek şey epey yüksekte bulunan minicik bir tavan penceresinden giren ay ışığıydı. Aslında bunun bir pencere olduğundan da emin değildi. Mavi beyaz soluk ışık yerdeki bir parça bisküvinin üzerine düşüyordu. Bu kurtarmaya çalıştığı çocuğun elinde kalan son bir parça kırıntıydı fakat günlerdir aç olan minik bedenini doyurmaya yeterdi. Görünüşe göre onu yemeye bile fırsatı olmamıştı. Çocuk ortalarda görünmüyordu. Kızıl avcılar onu almış olmalıydı. "Ruhunu şeytana satmış vahşiler!" diye düşündü. Belki de o baygınken ufaklıkla bir süre aynı hücrede kalmış olmalıydılar. "Kahretsin!" Biraz daha erken kendine gelebilmiş olsaydı zavallı çocuğu korumayı bir kez daha deneyebilirdi. "Hayır.. hayır.." Ta en başında.. En başında kaçarken o çıkmaz sokağa sapmamalı hatta ondan bile önce kaçmak yerine limanda saklanıp geceyi beklemelerine karar vermeliydi.



