Merak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2021 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 75


Herkese selamlar, sohbetlerin bu haftasında yine ben misafir ediyorum sizleri. Umarım hepiniz geçen haftanın sorusundan memnun kalmışsınızdır ve bu haftayı da seversiniz. Bu hafta geçmişten değil daha güncel bir şeylerden konuşalım istedim. Malum evlerde canımız sıkıldıkça yeni bir şeyler keşfediyor ve merak ediyoruz biraz bunlar hakkında konuşalım hadi :)

  • Bir gün denemeliyim dediğiniz, merak ettiğiniz ve belki bir gün ben de yaparım diye düşündüğünüz bir şey var mı? Belki bir spor, bir dans, bir çeşit gezi türü, bir yaşam stili, bir yemek, bir araç veya cihaz, belki bir oyun.. Yani aklınıza gelebilecek her şey olur. Sadece düşünün bakalım bir gün ben bunu yapmak isterim, yapmalıyım dediğiniz ve size ilginç gelen o şey nedir?
Not: Daha önce benzer iki konu işlendi farkındayım. Fakat bu sefer ölmeden önce mutlaka yapılacak listenizi kastetmiyorum. Daha sıradan şeyler. Mesela bir yerde bir şey gördünüz "aaa ben de bunu denemek isterim, ben de bunu yapsam nasıl olur acaba?" diye düşündüğünüz şeyleri merak ediyorum. Yani bu paletlerden balkona divan yapmak gibi bir şey de olabilir. Bir paletle neler neler yapabiliyor insanlar valla görünce şaşırıyorum ve evet ben de bunu denemek isterdim :D Benim bu konuda listem bir roman olacak uzunlukta olurdu herhalde gördüğüm her şeyi merak ediyorum. Ama paletler dışında belli başlı birkaç tane daha sayıp sizi yormayacağım ve ben araya birkaç tane de hep yapmak istediğim şeylerden yazmak istedim siz bana takılmayın ve siz de istediğiniz gibi yazın :)

  • Karavanlı çadırlı bir gezi turu. Bu denemeyi en çok istediğim şeylerden birisi. Yapabilirim ya da yapamam diye düşünmedim sadece denemek istiyorum karavan hayatı nasıl olur merak ediyorum.
  • Bir gün kendi evim olursa güneş panelleriyle elektriği kendim üretip kullanabilmeyi denemek istiyorum.
  • Kurumuş büyük ağaç köklerinden yüzeyine cam kullanarak bir masa veya sehpa yapmak ve aynı şekilde ağaç köklerinden avize yapmak. Bunları görünce gidip de satın almaya gerek duymuyorum ama ilginç olduğu için kendim de yapabilmeyi denemeyi isterim.
  • Reçine kullanarak çok ilginç şeyler yapıyorlar. İçerisine çiçekler veya minik nesneler koyarak kolyeler veya gece lambaları yapıyorlar çok ilginç bence. Bunu da denemek isterim.
  • Gezmesini bilen, kayboluruz diye korkmadan ya da bir engelle karşılaşsak bile beraber aşabiliriz diye güvenerek yanında gidebileceğim bir arkadaşla yurt dışı turu en olmadı bir kıyı kentleri gezisi denemek isterim.
  • Dalışı bir kez daha deneyip bu sefer başarılı olmak istiyorum.
  • Milli okçu olmayı denemek isterdim ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum :D Kısa bir okçuluk deneyimim oldu ve çok hoşuma gitmişti sonra kendimi bir sporcu olarak hayal ettim :) Nasıl bilmem ama neden olmasın yaa :)
  • Dönmedolaba binmeyi denemek isterim.
  • Bir gemi seyahati denemek isterim.
  • Bir defa bisiklete, bir defa motora binmiştim bir defa da jetski denemek isterim.
  • Ayy bir ata binmek isteriiim :)
  • Yenilebilir yabani bitkiler ve şifalı otları öğrenmek isterim eskilerin gizemli sırları bunlar. Eskiden antibiyotik mi varmış ağrı kesici mi varmış hıı? Hepsini ağaçlardan otlardan yapabiliyorlarmış, merak ediyorum bunları :)
  • Annemle yamaç paraşütü denemek istiyoruz. Gerçi ben atladıktan bir dakika sonra bayılırım :D
  • Balkabaklı pasta varmış nasıl yapılıyor bilmiyorum ama bunu da denemek istiyorum :)
  • En az iki kişilik bir ekip kurarak Geocaching oyununu oynamayı isterim. Hala oynayan var mı bilmiyorum ama.
  • Beş altı kişinin aynı oturakta sallanabildiği bir salıncak kurup denemek istiyorum. Bir yerde gördüm hoşuma gitti. Şu bahçelerde olup da banka veya kanepeye benzeyenlerden değil, upuzun halatlar ve büyük bir kalasla çam ağaçlarına asılı bir şey. Tamam pek ergonomik olmaz belki ama sırf muziplik benimkisi :)
  • Ceviz kabuğu veya palamutlar ile minik figürler yapıp belki de led ışıklarla süslemek isterim buna benzer bir şey görünce hoşuma gitmişti.
  • Meksika, İtalyan, Japon ve Kore yemeklerini öğrenip yapmak ve denemek istiyorum.
  • İnsanlar motor veya karavan toplulukları oluşturup yılın belli zamanlarında ülke boyunca veya uluslararası gezi düzenliyorlar bunu bir gelenek gibi festival tadında yapıyorlar. Ben de antik kent sevenlerle her yıl bir gezi maratonu düzenlemek isterdim. Yani günübirlik bir gezi değil söylemek istediğim. Mesela grup bir yerde toplanacak ve bir ay boyunca hiç dağılmadan yeri geldiğinde çadırda kalarak yeri geldiğinde bir köye misafir olarak büyük bir rotayı takip edecek ve her yıl bu turu tekrar edecek. Ayy ne güzel olurdu ama çoğu insan bir veya iki ay boyunca evinden ve işinden uzak kalamaz bizim ülkede. Ve her şey o kadar pahalandı ki bunun için bütçe de ayıramaz çoğu insan. Böyle şeyler başka ülkelerde çok kolay olur sanırım.
  • Bir bilgisayar oyunu senaryosu yazmayı denemek isterim ama bunun nasıl yapıldığını bile bilmiyorum sadece düşündüm de çok keyifli olurdu :)
Neyse durayım burada. Düşündükçe alakalı alakasız bir sürü şey yazasım geliyor :) Umarım keyif alarak cevaplarsınız hepinizin neler söyleyeceğini merak ediyorum :)

S..

25 Aralık 2019 Çarşamba

Yağmurlu Kasaba

 Irmak, River, Manavgat, Water, Blue,

  Dün yine rüyamda geziyordum etraf çok güzeldi. Bir sahil kasabasındaydım. Çok güzel bir koy vardı. Sahilin berisinde, bir baştan bir başa doğru koy boyunca ilerleyen bir yol vardı. U şeklinde bir coğrafyaydı yani. Yolun hemen kenarında da kasaba şekillenmişti. Gerideki ormanın sık ağaçları kasabanın evlerine binalarına karışmıştı. Koyun genişliği dardı. O yüzden karşı taraftan bakınca arada deniz değil de ırmak varmış gibiydi çünkü dar ama uzun bir koydu. Hatta uç kısımlara yakın yerde üzerine metalden gri bir yaya köprüsü yapılmıştı. Sahili dolaşmak yerine oradan geçilebiliyordu diğer uca. Ama köprü çok yüksekti altından tekneler gemiler geçebilsin diye ve merdivenle çıkılıyordu başka bir yolu yoktu. Merdivenden biraz çıktıktan sonra balkon gibi bir sahanlık vardı orada dinlenmek iyi oluyordu sonra merdiven bir kat daha dönüp tırmanmaya devam ediyordu.

  Ben koyun ortasına yakın bir yerlerdeydim sahilde. İki uca da uzağım yani. Sahilde voleybol oynayan insanlar vardı. Küçük bir yerleşimdi herkes birbirini tanıyordu. Yeni gelen birisi varmış ben onu tanıyormuşum ama o beni tanımazdan gelmiş. Ben de gizlendiği bir şeyler vardır diye bozuntuya vermedim belki de peşinde FBI falan vardır dedim. Sahilde arkasından gördüm onu benim gittiğim yöne gidiyordu ama sonra kayboldu. Merak etmiyor değildim ama insanları rahatsız etmekten çok çekinirim. Bir iki teyze o kim ki yeni buralarda filan dedi ama ben bilmem dedim uzaklaştım.

  Neyse koyun sağ tarafına doğru yürürken hava bozmaya başladı. Bir de artık akşam oluyordu. Binalarda ışıklar yanmaya başladı. Kafelerde ve minik otellerde parlak ışıklarla tabelalar aydınlandı. Onlarla beraber bazı evlerin de pencerelerinden ışıklar süzülüyordu. Çok renkliydi. Mor, mavi, sarı ışıklar vardı her yerde. Yürümeye devam ederken sahil biraz daha limana benzemeye başladı. Ama benim kaldığım ev koyun diğer ucunda kalmıştı. Az daha ilerleyip köprüyle karşıya geçmeyi düşündüm. Yolda ilerlerken boş bir binanın girişinde kuş sesleri duydum. Terk edilmiş bir binaydı. Evin önündeki çit alçaktı ama çitin üzerinde aralıklarla yerleştirilmiş uzun çubuklara asılan iplerden sarkan asma sarmaşığı bir duvar gibi evi çevresinden soyutlamıştı. Asma yaprakları tazecik görünüyordu rüzgarla kıpırdanıyorlardı. Kafesler buldum hemen girişte. Üç dört tane kafes terk edilmişti içlerinde ikişer üçer veya tek duran muhabbet kuşları vardı. Neredeyse açlıktan öleceklermiş. Onları kafesten salsam sokakta veya bu asmanın üzerinde yaşayamazlardı. Yem bulamazlarsa yine açlıktan ölürlerdi. Bir avuç yemleri kalmıştı. Kafamda hemen düşünceler geçti hayal ettim. Yemleri asmanın dibinde yere serpsem belki filizlenir ve kendi bitkisini büyütür ve zamanla daha çok yem üretilirdi. Ama bunun için kuşların zamanı yok diye düşündüm. Hem zaten yem tohumları filizlenmeden onları yerlerdi. Bu hayali bıraktım rüyamda ve ne yapacağıma karar vermeye çalıştım. Onları orada bırakamazdım. Emanet edecek kimse de yoktu. Ben de hepsini şimdilik tek bir kafese koyup yanımda taşımaya karar verdim kaldığım yere götürüp bakacaktım onlara.

Yüksek, Kedi, Cat,   Köprüye ulaştım. İlk sahanlığa kadar çıktım merdiveni ama yükseklik korkum var ya benim daha fazla çıkamadım. Köprüye çıksam üzerinde yürürken bayılabilirdim. Bir de çok dar bir köprüydü başım çok az dönse bile denize doğru uçabilirdim. Aşağı nasıl tekrar ineceğimi bile bilmiyordum. Aşağı bakınca içim çekiliyordu. Ağaçlarda tüneyip mahsur kalan kediler gibi korkuluğa yapışmıştım. Ağlayasım gelmişti biri beni buradan indirsin diye. Sonra baygınlık geçire geçire geri inmeyi başardım basamakları. Yürüyerek geri dönmekten başka çarem kalmamıştı. Ne demeye o kadar uzağa geldiysem hava kararacak vakitlerde. Kucağımda kocaman bir kafesle geri yürürken akşam altı veya yedi saatleri olmalı hava çok kararmıştı, denizin sesi çok fazlaydı, insanlar azalmıştı. Sonra yağmur yağmaya başladı. Yerler ıslanınca binaların ışıkları yerde yansıma yapıyordu. İlk başta hafif yağıyordu. Kuşlar üşümüştü, korkmuştu ve şimşekler de vardı arada sırada.

Yağmur, Rain, Night, Gece,  Sonra meğerse yabancı kişi de koyun o taraflarında yaşıyormuş. Kasabadan kimseyle konuşmak görüşmek veya onlar tarafından merak edilmek istemediğinden herkesten uzak durduğundan ilk başta yardım etmek istememiş, uzakta kalmış ama ben küt diye ağzımın üstüne düşünce insafa geldi galiba. Rüyamda bile sakarım. Şemsiye gibi bir şey getirmişti rengi siyahtı. Yağmur ona düşerken pıtır pıtır ses çıkartıyordu. Ama ben kuşların üzerine tutmasını söyledim şemsiyeyi. Yağmur çok hızlanmıştı. Şemsiyenin üzerinden kayan yağmur yüzüme yüzüme geliyordu havadan inen yetmiyor gibi. Ama tek derdim kuşlardı. Kuşlar ıslanırsa ölürlerdi ama ben en fazla hasta olurdum. Öyle yüzüme sular çarpa çarpa ilerlerken uyandım. Ay ama renkler ve çevre çok canlıydı çok güzeldi. Kuşlar sarı, mavi, beyaz renklilerdi. En çok sarı olan dikkatimi çekmişti. Çok aç kalmışlardı kıyamam. Haa bi ara da kum fırtınası çıkmıştı bunların hepsinden önce. Bir cadı büyü yapıyordu ama o kısmı silmiş zihnim bulamadım bu kadarını hatırlıyorum.

S..

7 Temmuz 2012 Cumartesi

O Bir Kuş, O Bir Uçak, O Bir Ne?





  Kendimi tuttum, saçmalamayayım belki cidden normal bir şeydir dedim ve iştahlı merakımla araştırıp ne olduğunu öğrenince bu enteresan şeyi paylaşmadan edemedim.. Araştırmasaydım cidden tuhaf teoriler üretmeye devam edecektim :)


  Geceleri gökyüzüne bakmayı severim, atmosferin ötesini hayal eder ve yıldızların arasında gezegen bulmaya çalışırım. Dünyanın dönüş hızını hissetmeye çabalar ve Ay'ın hareketini izlerim. Tuhaf biri olduğumu düşünmeyin hemen, mümkün olsaydı uzay araştırmaları yapan süper bir bilim insanı olacaktım da, işte olmadı :) Bir iki yıldır da gökyüzünde yıldız gibi görünen ama hareket eden bir şeyin varlığı dikkatimi çekiyordu. Belli saatlerde ortaya çıkan bu tuhaf nesneye ben "İo" adını verdim. Tamam çakma bir isim, n'olmuş ki? İo bir yıldız gibi görünüyor ama istediği yöne doğru gökyüzünde kayarak hareket edip bazen de flaş patlaması gibi ışıklar çakabiliyor. Kesinlikle bir uçak değil! Uçağın neye benzediğini biliyorum sürekli ışıkları yanıp söner ve hatları da bellidir zaten. İo tamamen bir yıldız gibi, tek farkı hareket etmesi ve kaybolmadan önce flaş çakıp bir süre ilerleyip sonra kaybolması..


  Onu ilk gördüğümde tek başımaydım ve uzaylıların varlığına inanan zihnimle öyle bir tırstım ki sormayın ^^ Sonra sonra biraz kafa yorunca aslında ne olduğunu tahmin ettim ama amacım her ne ise daha tuhaf ve garip bir şey olması gerektiğine inanmaya devam ettim. En sonunda bu gün araştırmaya karar verdim ve ne kadar saçmaladığımı gördüm. Tahminlerimden hep bir kenara bıraktığım ve aman canım bu kadar basit olamaz, olmamalı dediğim şeymiş meğerse.. 


  Gezegenin çevresinde dönen yapay bir uyduymuş bu, çok basit değil mi? Nadiren, iki hatta üç tane bile görüyordum aynı anda. Casus uydular olabiliteleri varmış. Dayıma göre, Ruslar yaptıkları yeni arama motoru için harita taraması yapıyorlarmış. Falan filan, sıradan dünyalık olaylarmış işte. Ama beni pek ikna ettikleri söylenemez. Hala altında gizli bir şeyler olduğunu düşünüyorum :D 


  Pek sevdiğim bilgi kaynaklarımdan viki şöyle diyor konuyla ilgili:

  Bulutsuz bir gecede büyükçe yapay uyduları çıplak gözle görmek mümkündür. Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır. Uçaklar geceleri yanıp sönen sarı-kırmızı,yeşil anti-çarpışma ve sis lambalarını yakarlar. Oysa yapay uyduların parlaklığı yıldız gibidir. Akanyıldızlar gibi kayıp geçmezler,çok yavaş hareket ederler ve gök ufkunda kayboluncaya kadar görünürler. Ufukta dünyanın gölgesine geçtikleri için artık görünmez olurlar. En iyi göründükleri zaman, güneşin batışından az sonraki zamandır.
Bunları uçan dairelerle de karıştırmak mümkün değildir.Çünkü,yörüngeleri üzerinden,sapmadan,belli bir doğrultuda giderler.

  Hayır en başından beri gerçeği bildiğim 'veya tahmin ettiğim' halde neden garip teoriler ürettiysem onu anlamıyorum şimdi :) Olayı NASA'ya ve 51.Bölge'ye bile dayandırmıştım bir noktada :D


  İşte böylee, bir acayip durum...


  Gizem peşinde koşmadan duramayan bendeniz, daha fazla saçmalamadan kaçar en iyisi ;) Sevgiler...


~Sessizgemi~