12 Eylül 2022 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Ağustos

Herkese selamlar uzun bir aradan sonra nihayet biriken yorumları yanıtladım. Bir sürü yorum da spam bölümünde buldum oraya neden gittikleri hakkında bir fikrim yok gerçekten. Sonra gelemediğim bcp yazılarınızı okudum. Şimdi nerdeyse Eylül'ün yarısına gelmiş olsak da Ağustos yazımı yazıyorum :)

Bu ay için konu Latin Amerika Edebiyatı, Seçkin Yazarlar, Seçkin Yönetmenlerdi. Seçkin yönetmen teması için Tony Scott'ı seçtim. Yönetmenin Top Gun, True Romance, Crimson Tide, Man on Fire, Spy Game, The Taking of Pelham 123, Déjà Vu gibi sevilen aksiyon filmleri var. Seçkin oyunculardan Denzel Washington'ın yer aldığı iki filmini izledim ve filmlerden birinde yine seçkin oyunculardan John Travolta da yer almakta. İkisi de benzer temalara sahip aksiyon filmleri. Umarım seversiniz :)

Unstoppable

Durdurulamaz

ABD /2010 / 89dk.

Tony Scott

Deneyimli bir tren teknisyeni ile genç bir kondüktör, başında kimse olmayan, kontrolden çıkmış bir treni durdurmak ve nüfusun yoğun olduğu alanda ortaya çıkabilecek büyük bir felâketi önlemek için saatle yarışırlar. Tren raydan çıkıp büyük bir felâkete sebep olmadan önce ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da, tren zamanla yarışırcasına, büyük bir hızla ilerlemektedir. Basit bir konu olsa da yetenekli yönetmen kurguyu öyle bir işlemiş ki heyecan hiç bitmeden film izleniyor. Öte yandan benim gibi mantık hatalarına takılan biriyseniz abi bunu niye düşünmemişler böyle şey olur mu diye diye izleyebilirsiniz. En başta treni durdurmadan trenden inen sonra da arkasından koşturup yetişeceğini sanan o sinir bozucu görevliye kafayı taktım. Yani böyle bir hata olur mu yapılır mı diye bir süre düşündükten sonra dünyada epey saftirik insan olduğunu düşününce olabileceğine karar verdim. Bir de neden treni takip eden helikopterlerden bir kişinin trene inmeye çalışmadığını anlamadım. Filme can veren asıl unsurun Washington'ın iyi oyunculuğu olduğunu söyleyebilirim sanırım. Akşam rahatlamak için klasik bir aksiyon filmi arayanlara tavsiye edilir.

The Taking of Pelham 123

Metrodan Kaçış

ABD / 2009 1s.46dk.

Tony Scott

Film bir kitap uyarlaması ayrıca 1974 ve 1998'de iki farklı film uyarlaması daha varmış. Denzel Washington sıradan günü bir metro treninin kaçırılmasıyla kaosa dönüşen New York şehri metro hareket memuru olan Garber’ı canlandırıyor. John Travolta ise baştan aşağı silahlı dört kişilik çetenin lideri Ryder rolünde. Ryder bir saat içinde yüklü bir fidye ödenmediği takdirde yolcuları öldürmekle tehdit etmektedir. Garber, Ryder’ı zekasıyla alt edip rehineleri kurtarabilmek için metro sistemi üzerine engin bilgisinden yararlanır. Ama Garber’ın çözemediği bir muamma vardır: Hırsızlar parayı alsalar bile, nasıl kaçabilirler ki? Olayın arkasında başka neler olabilir? Amerikalıların kanında kahramanlık var klişesini kenarda bırakırsak aksiyonu için izlenebilecek çerezlik filmlerden olarak not edilebilir. 


5 Ağustos 2022 Cuma

Blogları Canlandırma Projesi - Temmuz

 


Herkese erimiş ve yere düşmüş bir dondurma gibi trajik ve kaotik derecede sıcak bir Ağustos gününden selamlaar :) Geç kalmış bir BCP yazısıyla karşınızdayım. Bu proje de olmasa bloğa gelebildiğim yok öğrenci olmak ne zor bir meslek arkadaşlar. Temmuz teması İspanyol Kültürü, Romantik-Dram olarak belirlenmişti. Yani ikisinden birini veya hepsini seçebiliyorduk hatırlarsanız. Ben de bu nedenle bir Kore romantik draması seçtim umarım seversiniz :)

Bu arada Temmuz ayının isminin Sümerce Tammuz'dan geldiğini biliyor muydunuz kendisi Sümerler tarafından hasadın koruyucusu ve çoban olarak kurgulanmış bir şahsiyet :D 

Our Beloved Summer

Güney Kore 2021/2022

16 bölüm

+13

Aslında bu dizi beklediğim kadar süper eğlenceli bir yapım değildi. Çokça yavaş ve fazla uzun bir diziydi yani bana kalsa her şeyi 8 bölümde anlatsalar da olurdu. Yani aslında bu şekilde uzun uzun bir anlatımı izlemek isteyenler için düşünülürse hoş yanları da vardı liseden evliliklerine kadar hayat hikayelerini detaylı şekilde izlemek mümkün. Dizinin bana hissettirdiği şey sonbaharda bir terasta bahçeye ağır ağır yağan bir yağmuru kahve içerken izlemek ve yağmurdan başka bir şey duymamak gibiydi. Tabi böyle bir yağmuru izleyecek ruh halindeyseniz ve zamanınız varsa böyle bir şey inanılmaz zevklidir. Yine de bir müddet sonra bu hava şartı sizi bunaltabilir. İşte dizi böyleydi :D

Konusuna gelirsek Choi Woong ve Kook Yeon Soo (bu kızın adı nedense bana komik geliyor) lisede en başarılı ve en başarısız öğrencinin yaşamına odaklanan ve sürekli her an onları gözetlemeye dayalı bir belgesel için zorla bir araya getirilen ve birbirine tamamen zıt kişiliklerden oluşan gençlerdir. Buraya kadar ah dedim acayip komedi bir şey çıkar bundan. Ama öyle olmadı dizi aşırı sakin ilerliyor arkadaşlar. Neyse. Bu ikili daha sonra sevgili olmayı başarır. Fakat... Zıt karakterleri yüzünden liseden sorna ayrılmaya karar verirler. Belgeseli çekenler yıllar sonra ikisini tekrar bulur ve devamını çekmeyi teklif eder. Çünkü ilk belgesel internette aşırı beğeni toplamıştır. İkili araları bozuk olmasına rağmen belgeseli çekmeyi kabul eder. Bu saatten sonra da aralarında daha önce fark etmedikleri yönlerini fark ederek yeni bir arkadaşlık ve aşk doğar. 

Açıkçası diziyi izlerken herhalde altı bölüm filan atlamış olabilirim :D Siz yine de bir şans verin ^^

Yeniden görüşünceye dek <3



2 Temmuz 2022 Cumartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Haziran

Herkese yeni bir Bcp takviminden selamlar canım blog ailesi :) Haziran temamız Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Epik ve Fantastik olarak belirlenmişti. Bu arada hemen söylemeliyim ki HP ve Lotr hayatımın iki efsane serisi kitaplarını defalarca okudum ve filmlerini defalarca izledim. Lotr genişletilmiş versiyonunu da kaç kez izledim hatırlamıyorum. Bilgisayarımın kaldırdığı kadar oyunlarını da oynamıştım. Şuan dizisini izlemek için sabırsızlanıyorum ^^ Tolkien mümkün olsaydı tanışmak ve ders almak istediğim bi efsane olurdu anime yazarlığı ve çizim konusunda da Miyazaki benim içi efsane işte neyse konuyu dağıtmadan bu ay için seçimlerime gelelim ^^

Archive 81

ABD / 2022

İlk sezon 8 Bölüm

Dram, Korku, Gerilim, Fantastik, Bilimkurgu, Gizem

+18

Aslında birçok yönden Dark ve Stranger Things gibi dizilere özenmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim bir dizi. İkinci sezonu iptal edilmiş bu arada sanırım bunu da baştan söylemekte fayda var. Dizi boyunca gerilim ve gizem yoğun olarak bulunmakta. Konunun nereye varacağı çok belirsiz ilerliyor. Bana kalırsa senaryo yazılırken ne yaptıklarına tam karar veremeyip ilerledikçe yoğunlaşmışlar diyebilirim :D Çünkü gerilimli polisiye bir olay gibi başlayan dizi sonradan korku filmine sonradan bilimkurguya sonradan da fantastiğe dönüşüyor. Olayın içinde bir şirket sırrı varmış gibiyken sonradan tarikatçı birtakım olaylar ortaya çıkıyor. Türü hakkında resmi olarak Bilimkurgu denilmiş olsa da bana daha çok Fantastik geldi bu dizi. 

Konusuna gelirsek bir şirket tarafından son derece katı gizlilik sözleşmesiyle işe alınan başrol adamımız bir odada saatlerce oturup bozuk video kasetleri onarmaktadır. Onardığı kasetleri de haliyle izleyerek kontrolünü yapıyor. İzlediği şeyler sırasında kasetlerde olmayan ve kendi geçmişiyle bağlantılı şeyler anımsamakta. Bu arada nasıl oluyorsa kasetler zaten kendi geçmişindeki olaylarla ilgili ama adam bütün geçmişini büyürken unuttuğu için neler olduğunu pek bilmiyor. Kaybolan insanlar, tarikat ve şirket sıraları, zaman ve mekan anomalileri, kahinler, farklı boyutlarda sıkışan insanlar ve kaos yaratan aile sırları ile dolu bir dizi. Tavsiyeme gelirsek ilginç yönleri vardı türü sevenler için izlenebilir bir dizi ama çok yüksek beklentiyle başlamamalısınız. Bu arada dizide onarılan kasetlerin kayıtlarını yapmış olan Melody 1994 yılında Visser kasetlerine kayıt yapmakta fakat kullandığı makinenin modelinin 1998'e kadar üretilmediği hakkında bir yorum gördüm muhtemelen başka hatalar da olabilir :) Bir de televizyonun içinden çıkan yaratık klişesi var neyse çok konuşmak istemiyorum bana komik geldi sadece bu :)

Vikings: Valhalla

Kanada-İrlanda-ABD 2022

İlk sezon 8 bölüm

Dram, Aksiyon, Macera, Kurgulanmış Tarih, Fantastik

+18

Vikings'in yan dizisi. Orijinal diziden 100 yıl sonrasında geçen bir zaman dilimini ele alan dizi onun kadar derinlikli olmasa da bu türü sevenler için tavsiye edilebilir. Viking soyundan gelenler ve gelmeyenler İngiltere tahtında hak iddia etmekte ve 3 taraf birbiriyle savaşmakta. Ayrıca Vikingler de kendi içinde din savaşları nedeniyle bölünmüş durumda. Hristiyanlık yaygınlaştığı için pagan inançlarını sürdürmek isteyenler ve yeni dini yaymak isteyenlerin çatışması ortalığı karıştırmakta. Tarihin birebir uyarlaması değilse de birkaç önemli karaktere ve olaya yer verilmiş. İki kraliçe ve tabi ki Viking savaşçısı olan kadınlar da işin içinde. Açıkçası orijinal dizideki kadar derinlikli işlenmiş karakterler bulamadım ben bu dizide. Taht için mücadele veren ve kralları da yöneten kadınlar da sanki laf olsun diye dizide işlenmiş gibi. Yani ben daha güçlü olmalarını bekledim sanırım. Vikinglerin dini inançları ve kültürlerine dair de pek tatmin edici bir şey bulamadım ben. Bilmiyorum belki de çok büyük beklenti ile izlediğim için böyle oldu. Dizi boyunca İskandinav müzikleri duyup duymadığımı da hatırlamıyorum pek ama sanırım yoktu. Birkaç sahneyi izlerken eee noldu şimdi bu kadar mıydı filan dedim yani pek beklentiniz olmasın. Netflix tarzı abuk subuk durumlar da var izlerseniz anlarsınız. Yaa tek bir köprü yıkılınca şehir ele geçirdiler mesela ama yani başka da bir olay görmedik o savaşta. Hiç mi yağma olmadı mesela, orada yaşayan halka noldu yani köprü yıkıldı teslim oluyoruz mu dediler anlamadım. Ay neyse ben bazen çok beklentili izleyince böyle oluyo :) Türü seviyorsanız bir deneyin derim yine de :)

7 Haziran 2022 Salı

Blogları Canlandırma Projesi - Mayıs

 


Herkese gecikmiş bir Bcp yazısından selamlar arkadaşlar. Son iki üç haftadır bloga giremediğim için her şeyi bu haftaya ertelemiş oldum. Bununla beraber yorum yanıtlarken hatalarla karşılaştım ve biraz sinirlerim bozuldu bu blogger camiası ne zaman sorunsuz olacak merak ediyorum :) Canım deepsi sağolsun Blog Beyi'nin konuyla ilgilendiğini söyledi yazıyı yazdıktan sonra ona gidip bakiciğim :) Neyse konumuza dönelim :)

Mayıs ayının konusu Rus Edebiyatı ve Spor olarak belirlenmişti. Bu ay için iki film seçtim umarım seversiniz :)

Aşk Dalgaları

Yönetmen - Senarist: Kristoffer Rus - Julian Kijowski

Into the Wind /Pod Wiatr

2022 / Polonya

1 saat 47dk.

Varşova'da iyi bir liseden mezun olan Ania Londra'da Tıp bölümüne girmiştir. Ailesiyle ve yanlış anlamadıysam ailesinin iş ortaklarıyla deniz kenarında bir otelde tatile gelmişlerdir. İş ortaklarının oğlu ile de evlenmeleri planlanmaktadır ve tatil ikisinin daha iyi kaynaşması için bir fırsat olarak görülmektedir. Ania annesini kaybedeli beş yıl olmuştur ve babası şimdi bir başkasıyla evlidir. Ayrıca yeni evlilikten bir kardeşi vardır. Babasının eşi ile arası çok iyi olmasa da Ania kardeşinin sorumluluğunu paylaşmaya çalışmaktadır. Bu arada hakkında planlanan evlilik konusunda itiraf edemese de olumsuz düşüncelere sahiptir. Bu arada otelde hem garsonluk yapan hem de surf eğitmenliği yapan bir gence aşık olur. Ondan surf yapmayı öğrenir ve onun arkadaş grubuna katılınca uzun zamandır ilk defa dünyanın neşeli bir yer olabileceğini hatırlar. Ailesine bunları itiraf etmek zor bir durumdur. 

Film olmazsa olmaz bir film değil fakat yaz sıcağında izlenecek hoş sıradan aşk filmleri arayanlar için tavsiye edilebilir. 

Bubble

Yönetmen: Tetsuro Araki Senaryo: Gen Urobuchi

2022 / Japonya

1 saat 41dk.

Tokyo'yu dış dünyadan soyutlayan bir anomali içerisinde yer çekiminden ve diğer tüm fizik yasalarından bağımsız hareket eden baloncuklar ortaya çıkar ve adeta kendi bilinçleri varmış gibi havada koloni gibi hareket ederler. Anomalinin yarattığı felaket sırasında Tokyo adeta kıyamet sonrası bir yere dönüşür, pek çok bina yıkılır, şehri sular basar ve umulmadık yerlerde ortaya çıkıp kaybolan karadelikler olayın tuzu biberi olur. Anomalinin dışına çıkmak veya dışarıdan içeri girmek mümkün değildir. İçeride hayatta kalanlar ortama uyum sağlamış ve etrafta atlayıp zıplayarak baloncuklardan ve karadeliklerden kaçmaya alışmış bir şekilde yarışmalar düzenleyerek hayatlarını sürdürmektedirler. Gençler binalardan ve harabelerden atlaya zıplaya oyun parkurunda mücadele ederlerken başrolde olan Hibiki tehlikeli bir hamle sırasında karadeliğin çekimine kapılır ve denize düşer. Hızla karadeliğe doğru sürüklenirken bir anda gizemli bir kız suların arasında onu yakalar ve kurtarır. Kız aslında baloncuklardan meydana gelmiştir tıpkı denizkızı hikayesinde olduğu gibi ve o kitabı okuyunca da kendini denizkızı zannetmeye başlar. Bu kitap sayesinde konuşmayı öğrenir ve Hibiki'yi de prens yerine koyar. Kıza Uta ismini verirler. 

Berlin Film Festivalinde yer alan film buraya kadar oldukça ilginç bir konuya sahip. Ayrıca çizimleri ve aksiyonlu sahneleri de iyi bir görsel şölen sunmakta. Filmde eksik bulduğum şey Uta'nın karakter gelişimi ve ortaya çıkışının altındaki sebebi tam olarak anlayamamış olmam. Filmin sonuna doğru daha sadece bir baloncukken ikisinin karşılaşmış olduğuna vurgu yapılmış ama hey aloo bu baloncuklar nerden gelmiş derseniz ben bir cevap bulamadım. Yani başı sonu tam belli olmayan sadece ana odaklanan bir senaryo var. Bana kalsa daha derin ve daha iyi işlenebilecek bir senaryoyu biraz göz ardı etmişler gibi.

Attack on Titan, Death Note, Psycho Pass ve Fate Zero gibi işler yapan insanlardan daha müthiş bir şey bekliyor insan haliyle :) Her şeye rağmen yine de izlemenizi tavsiye ederim çünkü Uta'nın tıpkı bir kediye benzeyen tavırları oldukça sevimliydi ve bir şansı hak ediyor :) Bu arada müzikleri de Blue Exorcist, Guilty Crown, Aldnoah.Zero gibi yapımlarda da çalışmış olan Hiroyuki Sawano'dan. Bu arada tripofobisi olanlar dikkatli izlesin her yer baloncuk ayol o sorun değil de kızın orasından burasından baloncuklar fışkırınca biraz başım döndü açıkçası :)

Mayıs ayı seçimlerim bunlardı umarım seversiniz yarın yorum olayını çözüp gelemediğim yazılarınıza geleceğim inşallah :)