6 Şubat 2024 Salı

Blogları Canlandırma Projesi -24 / Ocak

 


BCP katılımcı sayısı azalmış olsa da bu yıl da devam ediyor ve son aylarda yine bloğa bakmakta zorlansam da ben de katılmaya devam etmeyi planlıyorum. Hayatın bizi kendi hızında sürüklemesine karşın bir şeyleri düzenli ve istikrarlı takip edebilmek kaosun içinde durup dinlenecek bir an yaratabiliyor. Tam bir yıl önce bugün ülkemizde büyük bir felaket yaşandı ve buna doğal afet diyerek geçmek adaletsiz, yetersiz ve vicdansızca geliyorken, söyleyecek bir şey bulmak imkansızken tıpkı o gün ve sonraki günlerdeki gibi uyumak mümkün değilken kendimi oyalayacak bir şey bulmak istedim ve ne zamandır yüzüne bakmadığım bloğumda aldım nefesi. Kafamı dağıtmak için en iyi yol her zaman yazmak oluyor. Bu yüzden geciken BCP yazımı yazmak istedim.

Ocak ayı teması Komedi, Mizah, Müzik olarak belirlenmiş. Bildiğiniz üzere bu temalardan birini veya birkaçını seçerek bir şeyler izleyebiliyor, okuyabiliyor, dinleyebiliyoruz ve bunları yorumlayarak birbirimizle bu etkinlik altında paylaşıyor ve birbirimizin paylaştıklarından yeni şeyler öğreniyoruz. Ben genelde bir şeyler izleyerek katılmış olsam da yanlış hatırlamıyorsam kitap yorumladığım da olmuştu. Ay yanlış hatırlıyor da olabilirim gecenin 4ündeki hafızama güvenmeyin. Neyse. Bu kez müzik temasını görünce bir şey dinlemek istedim.

Ve hayatın son bir yıldır beni otuz yaş yaşlandırdığını göz önünde tutarak uzun zamandır keyifle bir müzik dinlemediğimi ve şarkı söylemediğimi fark ettim. Ben şarkı söylemeyi çok severim bazen neden müzik okumadığımı merak ediyorum. Sonra bir dinozor edasıyla yutupta eskiden sevdiğim müzikler arasında nostaljik şekilde zaman geçirirken ne hakkında yazmak istediğime karar vermeye çalıştım. Ben 90lar çocuğuyum ama daha öncesine de ilgim var ama günümüz müziklerinden çok azı bana hitap edebiliyor.

Sonra lisanstayken bahar şenliklerinin ortadan kaldırılmasından bir yıl önce o son şenlikte okulumuza geldiğinde en önden canlı dinleme fırsatı bulabildiğim ve bir hayalime kavuştuğum canım Şebnem'in bir konser kaydını sizinle paylaşmaya karar verdim. Bazen tez yazarken bile Miyazaki yapımlarında çalan müziklere ara verip son ses bunu dinleyip duruyorum. Bu kadın tam bir kraliçe. Kendi şarkılarını söylerken nasıl oluyor da ağlamıyor hayret ediyorum. Sesinin tınısı, temiz tonları, yükselişleri ve bir anda alçalırken bir an için bile gücünden bir şey kaybetmeyişi ve bu da yetmez gibi o sözler insanı derdi olmasa bile ağlatabilirken bu kaotik dünya düzeninde gözler şelale olabiliyor. Çok şey söylemeye gerek yok kulaklığınızı takıp şu konseri son ses sonuna kadar dinleyin, dinlerken izleyin ve Şebnem'in sesine, orkestranın ahengine ve o muhteşem seyircinin coşkusuna oradaymışçasına katılın.

NOT: Biliyorum çok fazla beklettim yorumlarınızı bütün yorumlara ve beni merak eden herkese teşekkür ederim yakında hepsini yanıtlayacağım :)

Şebnem Ferah - 10 Mart 2007 Bostancı Konseri



9 Ocak 2024 Salı

Vardar'da Bahar



Buz tutmuş dallarda tutunmuş
Umut taşıyan yapraklar.
Vardar'ın üzerinde dans eder
Yansımalarıyla kırlangıçlar.
Gecenin ruhundan gizlediği kalbiyle
Şehri rengarenk boyar çocuk.
Geç kalmış baharları çağıran ezgiler,
Bir ninni gibi usul usul,
Sarıp sarmalar taş sokakları.
Ve parlar Güneş
Papatyalar, 
Unutma beni 
Ve mine çiçekleri için
Yeniden
Yeniden doğar bahar.
...

3 Temmuz 2023 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Haziran



Herkese selamlar umarım sıcak yaz güneşi ve serin sularla keyifli ve iyisinizdir canım blog ailesi. İki üç haftadır herkes denizde fakat ben daha sezonu açamadım. Ama bu hafta dört gözle uzak diyarlardan çok minnoş çok tatlış bir arkadaşımı bekliyorum ve geldiğinde sonundaa deniz sezonunu açacağız ah düşüncesi bile insana iyi geliyor :) Gelelim mecliste toplanmamızın asıl sebebinee.. BCP Haziran temamız Fransız Edebiyatı veya Doğa'ydı. Gönül isterdi ki Fransız edebiyatının o ruhsal dalgaları arasında cırcır böceklerinin sazların arasından yükselen sesini dinlerken yudumlanan bir bardak taze ve buz gibi limonata eşliğinde arada sırada ağza atılan frambuazlar gibi tatlı bir eseriyle karşınızda olaydım fekat zaman az ve etrafım bayram sebebiyle karman çormandı. Ben de Doğa temasını seçip bir belgesel izlemeye karar verdim. Umarım siz de seversiniz :)

Mission Blue

Robert Nixon

2014 - ABD

1s.34dk.

Belgesel

Belgesel, efsanevi bir oşinograf ve TED ödüllü Sylvia Earle'nin okyanusları aşırı avlanma ve zehirli atık gibi tehditlerden kurtarmak için yürüttüğü çalışmaları izleyiciye aktarıyor. Bir okyanus tutkunu olan ve hayatını okyanus bilimine adayan Earle, ulaşılması imkansız sayılan derinlikleri keşfe çıkma cesaretiyle herkese ilham vermiş ve özellikle de bir kadın olarak cinsiyetçi anlayışlarla karşılaşsa da korkusuzluğu ile bir idole dönüşmüştür. Belgesel yalnızca denizleri ve doğayı korumalıyız düşüncesiyle sınırlı kalmayıp Earle’nin yaşamından yola çıkarak bilim dünyasında hem kadın hem de anne olmanın ne kadar zor olduğuna değiniyor.

Belgeseli izlerken okyanusun ortasında en derinlerde bile çöp bulunduğunu görmenin sinirlerimi gerdiğini söylemeliyim. Çöp konusunda hepimiz ilkokuldan hatta öncesinden beri eğitiliyoruz yine de şu sorunu çözememiş olmamız korkunç doğrusu. Tek yapmamız gereken şu fikre her yönüyle sahip çıkmak: “Okyanusa yaptıklarımız bizim geleceğimiz ile doğrudan bağlantılı. İçinde yaşamıyor olsak da her balinanın, yunusun veya mercan resifinin olduğu kadar bizim de okyanusa ihtiyacımız var.” Bunu sadece okyanus olarak değil içinde bulunduğumuz tüm çevre için düşünmeliyiz. Hem toplum olarak hem dünyanın geri kalanı olarak bir durup kendimize gelmemiz gerekli.


10 Haziran 2023 Cumartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Mayıs

 

Herkese selamlar umarım hepiniz iyisinizdir. BCP Mayıs ayı konularımız Deneme, Eleştiri, İtalyan Edebiyatı türleriydi. Benim için biraz zorlayıcı oldu çünkü bir şeyler okumaya gerçekten vakit bulamıyorum. Bu nedenle konuyu kıyısından köşesinden yakalamak için İtalyan Edebiyatından uyarlanma bir film bulmaya karar verdim. Umarım seversiniz.

Finzi Contini'lerin Bahçesi

Il Giardino dei Finzi-Contini

Yazar: Giorgio Bassani

Yönetmen: Vittorio De Sica

İtalya (Kitap 1962 - Film 1970)

Savaş sonrası İtalyan yazarı, şair ve romancı Bassani bireylerin yaşamını dönemin olayları ile iç içe işlemesiyle tanınır. Eserlerinde özellikle Ferrara ve çevresini ele almıştır. Kitaplarından yapılan alıntılara baktıkça betimlemeleri benim kadar sevdiğini gördüğüm yazarın tüm kitaplarını okuma isteği duydum ve bunu not ettim. Benim için betimleme bir kurgu için çok önemlidir. Kelimeler zihinde şekillendikçe bir sinema izliyor veya o anı her detayıyla yaşıyor gibi olmak isterim bu yüzden yalnızca olaya odaklı olan kitaplar bana yeteri gelmez. 

Edebiyat uyarlaması olan filmler de daha önceden uyarlama olduklarını bilmesem bile bunu tahmin etmemi sağlayacak bir auraya sahip olurlar. Yazarın betimlemelerinin ve olayları aktarışının gücü filmde kameranın açısına, renklere ve hareketlere yansır. 

Vittorio De Sica tarafından yönetilen Finzi Contini'lerin Bahçesi, 21. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ve 1971'de En İyi Uluslararası Film Akademi Ödülü'nü kazanmış,  En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü'ne de aday gösterilmiştir. Filmin müzikleri 1970'te RCA Victor etiketiyle satışa sunulmuş. Filmin şarkıları ayrıca birkaç sahnede sergilenmiş ve birkaç ödüle aday gösterilmiş. Ayrıca yazarın kendisi de yaşamı boyunca pek çok ödül kazanmış ve 1992de bütün uğraşı değerlendirilerek Feltrinelli ödülünü almıştır.   

Eserde orta sınıftan gelme, aşk ve cinsellik işlerinde acemi, iyi bir aileye sahip olan, saf delikanlı, malikânesine kapanmış, kendi âleminde topluluktan kopuk bir yaşantı süren soyluluk heveslisi, zengin ve seçkin bir ailenin gözbebeği olan çok zeki, kültürlü, afacan, değişken huylu kızı Micòl’e tutulur. Ve bunlar, uğursuz 1938 yılında olur: Irk Yasaları yeni çıkarılmış, kent halkı arasına açılan uçurum giderek genişlemektedir.

Bassani'nin bu hikayede kendi gençliğini ve kendisini eleştirdiğini aktaranlar olmuş doğrusunu bilmiyorum. Bu arada Bassani filmi beğenmiş olsa da son sahneler kitapta yer almadığı için çekinceli bir tavır gösterdiği aktarılmış. 2000 yılında Roma’da ölen Bassani, vasiyeti üzere, Ferrara’da, bu eserinde anlattığı Musevi mezarlığına gömülmüş. Kentin belediyesi yazarın Finzi Contini’lerin aile gömütünü kurguladığı noktada, ona bir anıt diktirmiştir.