10 Nisan 2023 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi Mart Ayı Raporu ve Nisan Teması

 

Herkese selamlar blog dünyasının inci taneleri :) Mart'ı çoktan geride bırakmışken ve Nisan yağmurlarına inat güneş gülümserken burada toplanıp mis gibi çaylarımızı yudumlarken sonunda Mart BCP raporunu sizlere takdim ediyorum :) İki yılı geride bırakan ve artık gelenekselleşen etkinliğimizde her ay seçtiğimiz temalarda film dizi belgesel vs izliyor veya roman şiir vs okuyoruz ve bunları bloglarımızda yorumluyoruz. Konuda detaylı bilgi için buraya bakabilirsiniz :) En önemli kuralımız etkinliğe katılanların birbirlerinin yazılarına vakit ayırıp güzelce okuyup yorum bırakmasıdır. 

Mart temamız "Kadın Yazarlar ve Polisiye" idi. Bu ay yazılan yazıların listesi:

Makbule Abalı: Anlar İzler Tutkular, Hayat ve Hüzün

Bonheur: Kuzuların Sessizliği, Müzik ve Sessizlik

Yüreğimin İklimi: Cinayet A. Ş.

Oytunla Hayat: Farklı Rüyalar Sokağı, Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi, Holy Spider

Okurix: Bana Dokunma - Tahereh Mafi 

Deniz: Olson, Grange ve BudayıcıoğluBlade Runner 1ve 2Malina - İngeborg Bachmann

Oh Yoon Joo: Through Darkness

Fighting: Ayasofya'da Bir Gece

Deep: Ölmeyi Bekle, Çiçekler Ölürken 

Sessizgemi: Beyond Paradise, Donkerbos

Nisan temamız "Belirli Yazarlar, Yönetmenler" olarak belirlenmişti. Siz de ayın son haftasına kadar bu konuda izleyebilir okuyabilir ve son hafta incelemenizi yazıp Okurix'e haber verebilirsiniz. 


3 Nisan 2023 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Mart


Herkese yeni bir BCP yazısından selamlaar :) Bloga girmem için son zamanlarda bu etkinlik can kurtarıcı gibi oldu. Bazen eskisi kadar düzenli ve iyi yazamamaktan endişeleniyorum ancak zihnini meşgul eden ıvır zıvırlardan kurtulabildiği zaman insan yeniden sevdiği şeylere odaklanabiliyor. Havalar ısınırken ve bahar çiçekleri çevreyi süslemeye başlamışken güneşin sanki daha enerji verici olduğunu hissediyorum ve buralarla ilgilenmeye daha hevesli oluyorum. Her neyse çok da fazla uzatıp yine dramatikleşmeden konuya dönelim. 

Bildiğiniz gibi etkinliğimiz boyunca her ay bir tema belirliyor ve bunun hakkında okuyup izliyoruz ve o ayın son haftasında bunun hakkında yazıyoruz. Ben son haftaya pek yetişemediğim için hep sonraki ayın ilk haftasına yazıyorum :) Mart ayının konusu Kadın Yazarlar ve Polisiye olarak seçilmişti. Ben de polisiye konusunda iki dizi seçtim. 

Beyond Paradise

2023 - İngiltere

Yönetmen: Sandy Johnson, Matt Carter


BBC One'ın yeni mini dizisi 6 bölüm olarak planlanmış ve şuan 4. bölümü yayınlanmış durumda. Sezonun 7 Nisanda tamamlanması beklenmekte. 2. sezon planı olup olmadığı şuan belli değil. Dizi ayrıca Death in Paradise adlı 12 sezonluk ve hala devam edecek olan dizinin uzantısı niteliğinde. 

İngiltere Cornwall'da bulunan Looe kentinde çekilen dizi deniz kenarında bulunan Shipton Abbott adlı minik kurgusal bir yerleşim yerinde gerçekleşen polisiye olayları konu almakta. Dramatik polisiye olayları komedi ile harmanlayarak aktarması ile sıradan polisiyelerden ayrı bir konumda olduğu söylenebilir. Dizinin merkezinde ve bahsettiğim diğer dizi ile bağlantıyı kuran dedektifimiz Humphrey Goodman isminde komik biri ki bence ismi de komik. Ayrıca dizide yine Death in Paradise adlı dizide yer alan Martha Lloyd adlı karakter ile beraber Shipton Abbott'a yerleşme ve evlenme planları yapmaktalar. Bu kurgusal küçük kent ayrıca Martha'nın memleketi olarak tasarlanmış ve annesi de burada yaşamakta. Dizi görsel olarak hoş geldi bana özellikle çevre görüntülerini sevdim. Kasaba iz bırakmadan kaybolan bir aile, on yedinci yüzyıldan kalma bir şüpheli tarafından saldırıya uğradığını iddia eden bir kadın, çok değerli bir tablonun çalınması, bir ekin tarlasında tuhaf bir şekilde bulunan bir ceset ve tekerlemelere karşı gizemli tutkusu olan seri bir kundakçı gibi olaylarla çalkalanıyor ve dedektifimiz kendine has yöntemler ile olayları çözmeye çalışırken kırsal bir yere yerleşip sakin bir hayat sürme planı hayal oluyor. 

Donkerbos

2022 - Güney Afrika


Donkerbos Karanlık Orman olarak tercüme ediliyormuş. Dizide hem ingilizce hem de yerel bir afrika dili ve birkaç başka dil kullanılıyor. Dizinin geçtiği Güney Afrikada halihazırda kullanılan bu diller dizide konuşmanın geçtiği karaktere uygun olarak kullanılıp harmanlanarak gerçeklik katmış. Yavaş gelişen bir hikayeye sahip olsa da oldukça ilginç bir polisiye. Birkaç olayın iç içe geçtiği dizi sıradan dedektiflik dizilerinden biraz farklı. Dizi genel olarak karanlık bir temaya sahip. Limpopo'nun yoğun ve karanlık ormanlarında altı çocuk cesedi bulunur ve seri katili yakalamak için geride bıraktığı tuhaf ipuçlarını takip etmek buraya sürgün edilmiş bir detektife kalır. Yeni bir vaka ortaya çıkmadan önce katili bulmak için fazla zaman yoktur ve karmaşık ailevi olaylar da dedektifin işini pek kolaylaştırmaz. Dizi 1 sezon ve 8 bölümden oluştuğu için çabucak izleniyor. 


11 Mart 2023 Cumartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Şubat

Selamlar canım blog ailesi blog yazmamın rutini olan bir Bcp yazısı ile karşınızdayım. Şubat teması şiir ve psikoloji olarak belirlenmişti. Hala bir şeyler yazmak tam olarak içimden gelmese de geleneği bozmak istemedim ve bu yıl hiçbir ayı atlamadan etkinlikte yer alabilmek istediğimden bir film seçip yazmaya karar verdim. Film bir kitap uyarlamasıymış ama izlemeden önce bunu bilmeden ve konusuna da bakmadan sadece psikoloji türünde olduğunu bilerek izledim. İzlerken acaba kitap uyarlaması mı diye düşünmüştüm. Bazen film veya dizi izlerken onun bir kitaptan uyarlandığını hissedebiliyor insan siz de böyle tahminler yapar mısınız izlerken merak ediyorum. Gelelim filmimize.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız

We Need to Talk About Kevin

Lynne Ramsay

ABD-İngiltere / 2011 / 112dk.

Dram, Gerilim, Psikoloji

Başrolde Narnia ve birçok başka yapımdan tanıdığımız Tilda Swinton, Eva ismiyle yer alıyor. Eva'nın Ruhsal çöküntü içinden bir türlü çıkamadan ilk hamileliğini ve doğumunu gerçekleştirmesi ve çocuğunu büyütürken bir türlü onunla bağ kuramayışını buhranlı halüsünasyonlar ve zamanı kopuk sahneler eşliğinde takip ediyoruz. Belki genetik belki de değil ama içinde bulunduğu sağlıksız ruhsal durumun oğlu Kevin'de de bebeklikten itibaren ortaya çıktığını fark ediyoruz. Aslında Eva oğlu ile ilgili bir sorun olduğunu fark edip bunu doktorlara ve eşine anlatmaya çalışıyor fakat eşi onun her şeyi kuruntu ettiğini düşünüp üzerinde durmuyor. Yıllar içinde Eva bir kız çocuğuna sahip oluyor ve onunla iletişimde bir sorun yaşamıyor. Kevin ise büyüdükçe daha sorunlu bir hale geliyor ve kardeşine duyduğu kıskançlık dozu git gide artıyor. En sonunda okulda ve evde büyük bir katliam planı kurup gerçekleştiriyor. Film boyunca dikkat çekici şekilde kırmızı renk belli sahnelere hakim oluyor. Özellikle ilk baştaki domates sahnesi ve evden temizlemeye çalıştığı o kırmızı boya üzerinde en çok konuşulan sahnelerden. Bunların birer anı mı kabus mu yoksa halüsinasyon mu olduğu belli değil. Son sahnede Eva'nın oğluna sarılması altında birçok anlam yatabilir ama hangisi doğru olur bilemiyorum. Film psikoloji derslerinde öğrencilere yorumlaması için ödev olarak verilebilecek türden.


10 Mart 2023 Cuma

Günlük

Herkese selamlar canım blog komşularım umarım hepiniz iyisinizdir. Aslında bu sayfayı yaklaşık üç saattir açık tutuyorum ama daha yenice yazmaya ikna edebildim kendimi. Bloğa tam döndüm derken ülkecek büyük bir enkazın altında bırakılmış olduğumuz konusuyla yüzleştik ve yaşanan felaketin etkisini üzerimizden atamadık. Bir şey yazmaya, söylemeye derman bulamadım kendimde. Günler boyu olanları takip edip birilerine yardım edebilir miyim diye uğraşmak dışında bir şey yapamadım. İnsanlar acı çekerken ısınmaya utandığımız bir şey yemeye çekindiğimiz gibi bir şeyler yazmak konuşmak da gelmiyor insanın içinden. Hepimiz öyleydik eminim. Çünkü bizler deprem bölgesinde olmasak da hepimizin bir yakını bir dostu bir tanıdığı oradaydı ki öyle olmasa bile insani duyguları yerinde olan herkesin yüreği orada düşen her bir taşın altında, ağlayan acı çeken her bir insanın gözyaşındaydı. Uzun uzun akrabalarımın tanıdıklarımın neler yaşadığını burada anlatmayacağım çünkü bütün ülke zaten aynı feci olayın içindeydik. Bu yaşanan felaket yalnızca bir deprem olayı değildi büyük bir çürümüşlüğün, ihmalkarlığın, disiplinsizlik, ahlaksızlık ve vicdansızlığın üzerimize çöktüğü bir düzenin içinde yaşamaya çalıştığımızı ortaya koyan bir olaydı. Çok üzgün ve öfkeliyim. Ağlayan her bir insanın her bir gözyaşı kadar öfkeli ve üzgünüm. 

Aslında biraz kendime gelip ruhsal açıdan güçlü durmak, blogla meşgul olup bcp yazmak istiyordum ama içimdekileri söylemeden geçemezdim. Umarım bir daha böyle felaketler yaşanmaz yaşatılmaz. Bu konuda da gereken şeyler yapılır umarım. Daha fazla bu yazıyı uzatmak istemiyorum. Tekrar görüşünceye dek kendinize dikkat edin. Bu arada şuanda laptobum yanımda olmadığı için yorumlarınıza bakamıyorum bunun için üzgünüm.