11 Mart 2023 Cumartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Şubat

Selamlar canım blog ailesi blog yazmamın rutini olan bir Bcp yazısı ile karşınızdayım. Şubat teması şiir ve psikoloji olarak belirlenmişti. Hala bir şeyler yazmak tam olarak içimden gelmese de geleneği bozmak istemedim ve bu yıl hiçbir ayı atlamadan etkinlikte yer alabilmek istediğimden bir film seçip yazmaya karar verdim. Film bir kitap uyarlamasıymış ama izlemeden önce bunu bilmeden ve konusuna da bakmadan sadece psikoloji türünde olduğunu bilerek izledim. İzlerken acaba kitap uyarlaması mı diye düşünmüştüm. Bazen film veya dizi izlerken onun bir kitaptan uyarlandığını hissedebiliyor insan siz de böyle tahminler yapar mısınız izlerken merak ediyorum. Gelelim filmimize.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız

We Need to Talk About Kevin

Lynne Ramsay

ABD-İngiltere / 2011 / 112dk.

Dram, Gerilim, Psikoloji

Başrolde Narnia ve birçok başka yapımdan tanıdığımız Tilda Swinton, Eva ismiyle yer alıyor. Eva'nın Ruhsal çöküntü içinden bir türlü çıkamadan ilk hamileliğini ve doğumunu gerçekleştirmesi ve çocuğunu büyütürken bir türlü onunla bağ kuramayışını buhranlı halüsünasyonlar ve zamanı kopuk sahneler eşliğinde takip ediyoruz. Belki genetik belki de değil ama içinde bulunduğu sağlıksız ruhsal durumun oğlu Kevin'de de bebeklikten itibaren ortaya çıktığını fark ediyoruz. Aslında Eva oğlu ile ilgili bir sorun olduğunu fark edip bunu doktorlara ve eşine anlatmaya çalışıyor fakat eşi onun her şeyi kuruntu ettiğini düşünüp üzerinde durmuyor. Yıllar içinde Eva bir kız çocuğuna sahip oluyor ve onunla iletişimde bir sorun yaşamıyor. Kevin ise büyüdükçe daha sorunlu bir hale geliyor ve kardeşine duyduğu kıskançlık dozu git gide artıyor. En sonunda okulda ve evde büyük bir katliam planı kurup gerçekleştiriyor. Film boyunca dikkat çekici şekilde kırmızı renk belli sahnelere hakim oluyor. Özellikle ilk baştaki domates sahnesi ve evden temizlemeye çalıştığı o kırmızı boya üzerinde en çok konuşulan sahnelerden. Bunların birer anı mı kabus mu yoksa halüsinasyon mu olduğu belli değil. Son sahnede Eva'nın oğluna sarılması altında birçok anlam yatabilir ama hangisi doğru olur bilemiyorum. Film psikoloji derslerinde öğrencilere yorumlaması için ödev olarak verilebilecek türden.


10 Mart 2023 Cuma

Günlük

Herkese selamlar canım blog komşularım umarım hepiniz iyisinizdir. Aslında bu sayfayı yaklaşık üç saattir açık tutuyorum ama daha yenice yazmaya ikna edebildim kendimi. Bloğa tam döndüm derken ülkecek büyük bir enkazın altında bırakılmış olduğumuz konusuyla yüzleştik ve yaşanan felaketin etkisini üzerimizden atamadık. Bir şey yazmaya, söylemeye derman bulamadım kendimde. Günler boyu olanları takip edip birilerine yardım edebilir miyim diye uğraşmak dışında bir şey yapamadım. İnsanlar acı çekerken ısınmaya utandığımız bir şey yemeye çekindiğimiz gibi bir şeyler yazmak konuşmak da gelmiyor insanın içinden. Hepimiz öyleydik eminim. Çünkü bizler deprem bölgesinde olmasak da hepimizin bir yakını bir dostu bir tanıdığı oradaydı ki öyle olmasa bile insani duyguları yerinde olan herkesin yüreği orada düşen her bir taşın altında, ağlayan acı çeken her bir insanın gözyaşındaydı. Uzun uzun akrabalarımın tanıdıklarımın neler yaşadığını burada anlatmayacağım çünkü bütün ülke zaten aynı feci olayın içindeydik. Bu yaşanan felaket yalnızca bir deprem olayı değildi büyük bir çürümüşlüğün, ihmalkarlığın, disiplinsizlik, ahlaksızlık ve vicdansızlığın üzerimize çöktüğü bir düzenin içinde yaşamaya çalıştığımızı ortaya koyan bir olaydı. Çok üzgün ve öfkeliyim. Ağlayan her bir insanın her bir gözyaşı kadar öfkeli ve üzgünüm. 

Aslında biraz kendime gelip ruhsal açıdan güçlü durmak, blogla meşgul olup bcp yazmak istiyordum ama içimdekileri söylemeden geçemezdim. Umarım bir daha böyle felaketler yaşanmaz yaşatılmaz. Bu konuda da gereken şeyler yapılır umarım. Daha fazla bu yazıyı uzatmak istemiyorum. Tekrar görüşünceye dek kendinize dikkat edin. Bu arada şuanda laptobum yanımda olmadığı için yorumlarınıza bakamıyorum bunun için üzgünüm. 








5 Şubat 2023 Pazar

Blogları Canlandırma Projesi - Ocak

 


Herkese yeni yılın ilk yazısından selamlar. Yine kayboldum uzun süre. Kendim bile kendimi bulamadım. Az biraz depresyon az biraz okul ve hayat işleri güçleri derken kendi karmaşamdan çıkamadım. BCP de olmasa herhalde uzun süre daha bloğun yüzüne bakamayacaktım. Bazen yazmayı unutmuşum gibi hissediyorum. Aklımda dönüp duran onca şeyi kelimelere dökmek zorlaşmış gibi. Herhalde herkese bazen olur bu. Geçer de. Hikaye yazmayı özledim. Şiir yazmayı. Bir şeyler çizmeyi. Tam bir hevessizlik içindeyim. Aralık ortasından beri bir türlü iyileşmeyen bir yanıkla uğraşıyorum o da biraz can sıkıcı. İki haftadır da gribim. Şimdi düşündüm de yeni yıla hiç iyi başlamamışım. Ama bundan sonrasının gayet hoş geçmesi için çabalayacağım. Kendime söz olsun. Bcp bölümlerini de kaçırmamayı planlıyorum. Ve elbette sizleri okumayı da özledim. Burası insana iyi geliyor. Hepinizi okumayı, sizleri özledim umarım iyisinizdir.

BCP yeni yıl takvimi için Okurix'i ziyaret edebilirsiniz Diğer blogger arkadaşlar da takvimi paylaşmış ve etkinliği bilmeyenler için duyurusunu yapmışlardı. Ocak ayı konusu "Biyografi ve Gerçeğe Dayanan Olaylar" olarak belirlenmişti. Biraz geç kaldım ancak sonunda bir film seçip izlemeyi başardım. Umarım siz de seversiniz. Ben biyografi tarzını çoğu zaman sevemiyorum o yüzden zor bir seçim oldu ve sevdiğim türlere yakın bir film seçmeyi başardım. 

The Good Nurse

Yönetmen: Tobias Lindholm

Amerika / 2022

Seri katil hemşire Charles Cullen ve onun yakalanmasını sağlayan mesai arkadaşı Amy Loughren'ın gerçek hikâyesini anlatıyor. New Jersey'de 16 yıl boyunca hemşirelik yapan Charles Cullen, kariyeri boyunca sorumlu olduğu hastaların serumlarına ilaç vererek ölümlerine neden olmuştur. Cullen, 40 cinayeti itiraf etmiş olsa da toplamda 400'den fazla ölümden sorumlu olduğu düşünülüyor. Olay ile ilgili bir de roman varmış yanlış anlamadıysam dilimize çevirisi de yapılmış. Filmde aşırı duygusallık veya abartılı aksiyon yok her şey dozunda işlenmiş. 

Filmi izlerken ABD sağlık sistemi ve hastanelerin olayların üzerini kapatan yozlaşmış sistemleri hakkında da bir fikir elde etmiş oluyoruz. Söz konusu hemşire ile ilgili yaklaşık on yıl önce bir takım haberler gördüğümü de hatırlıyorum ama aynı hemşire miydi yoksa benzeri miydi emin değilim. Belki siz de aynı haberleri görmüşsünüzdür. Gerçekten inanılmaz bir olay insan hastanelerden zaten korkarken böyle bir şeyin yaşanmış olması ürkütücü. 

Bu olayda dikkat edilmesi gereken asıl nokta adamın ruh hastası bir katil oluşu mu yoksa ilaçlara bu kadar kolay erişip sorgulanmadan hastalara bunları vermesi ve bunu anlayan hastanelerin adamı işten atması ancak yeni bir yerde çalışmasına engel olmamaları mı tartışılır. Bu olaydan bütün sağlık sistemi sorumlu tutulmalı bana kalırsa. Cullen'ın ruhsal problemleri olduğu aslında ergenlik döneminden beri bilinen bir şeymiş. Askerde de bir takım olaylar yaşamış. Bu durum biliniyor olmasına rağmen nasıl denetlenmeden hemşire olabilmiş orası da ayrı konu.

9 Ekim 2022 Pazar

Blogları Canlandırma Projesi - Eylül

 


Herkese BCP Eylül takviminden selamlar :) Bu ay blogla ilgilenmek konusunda epey başarısızım hiçbir şeye yetişemiyorum. Hatta bu yazıyı yazmak konusunda da kararsızdım başta ama 12 ay atlamadan yazmak için söz vermiştim sözümden dönmek istemedim. Okul daha yeni açıldı ama şimdiden çok yoğunum. Aklım hep tezde umarım her şey yolunda gider. Panik bir kişiliğe sahip olmak zor arkadaşlar. Her neyse bu ayın konusu Yemekler ve aşçılık olarak belirlendi. Aslında aklımda bir Kore veya başka bir uzak doğu ülkesinden filmler diziler seçmek vardı ama seçimim başka oldu umarım seversin siz de. Bu arada yemek ve aşçılık konulu filmler genel olarak sanırım birbirine çok benziyor. Odak noktasında depresyonda ve dibe vurmuş bir aşçı ve onun hayata bakış şeklinin değişmeye başlamasıyla işlerinin süper mükemmel hale gelişi. Yani en azından benim izlediklerim genel olarak böyleydi :) Gelelim yoruma.

Burnt

ABD / 2015

100 dk.

Dram, Komedi, Yemek, Mutfak, Başarı

Adam Jones (Bradley Cooper), Paris'te 2 Michelin yıldızlı bir restoran yönetmiş usta bir şef. Ancak sorumsuz tavırları ve madde bağımlılıkları restoranını kaybedip dibe vurmasına yol açmış durumda. Kariyerine yeniden başlamak ve 3 Michelin yıldızı elde etmek isteyen Jones, Londra'da etrafına yetenekli bir ekip kurarak her şeye en baştan başlamaya karar verir. Steven Knight'ın senaryosunu yazdığı John Wells'in ise yönetmenliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Bradley Cooper, Sienna Miller, Jamie Dornan, Emma Thompson, Uma Thurman, Daniel Brühl ve Omar Sy gibi isimler var.

Açıkçası Bradley yakışıklılığını bir kenara bırakırsak filmde bağırıp çağırarak dolaşan ve elemanlarını ezip suyunu çıkartan, memnuniyetsiz, suratsız, psikopat bir aşçının en iyisi olma çabasını izliyoruz. Onun elemanlarından biri olsam o mutfağı dağıtıp istifa ederdim geri de dönmezdim arkadaş böyle biri şef olamaz olsa da onunla çalışılamaz. Ayrıca filmi kaliteli göstermek için dahil edilmiş yukarıda saydığım isimlerin çoğu filmde neredeyse oynamıyor gibi sadece görünmek için dahil olmuşlar kısacası. 

Bu arada Steven Knight daha önce de benzer bir film yazmış o da çok beğenilmemiş anladığım kadarıyla. Belki de çıldıran egoist şeflerle ilgili senaryoları bırakmalı demişler güldüm buna. Gerçekten de neredeyse bütün mutfaklı filmlerde çıldıran bir şef ve yüce egosu söz konusu oluyor ve bu gerçekten sıkıcı.

Klişeleri bir kenara bırakırsak iş çıkışı vakit geçirmek ve sıradan bir mutfak konulu film izlemek isterseniz tercih edilebilir bir film. Daha iyileri mutlaka vardır elbette.