19 Nisan 2013 Cuma

Nice Yıllara Kavanozdan Blog ^_^!


  Bu gün kavanozdan blog 2 yaşına adım attı :) Aslında blogu Mart ayında kurmuştum fakat ilk yazım tam iki yıl önce bu güne ait, o nedenle bu günü blogumun resmen doğum günü ilan ediyorum. Şuan ne söylemeliyim bilmiyorum, tasarlamadan yazıyorum bu yazıyı, akışına bıraktım :)

  Nisan ayını seviyorum ben, sırf doğum günümden ya da blogumun doğum gününden dolayı da değil  :)

  Blogu açmadan önce çok kararsızdım çünkü bloglar hakkında hiçbir bilgim yoktu, bir süre blogspot mu wordpress mi diye çok düşündüm, aslında bu konuyu hala düşünüyorum bir sonuca varamadım. Bazen wordpress'de blogun bir ikizini mi açsam diye düşünüyorum. İsim seçmek de çok zordu hem bloga hem de kendime, tanıdığım herkesin görüşünü aldım bu konuda, özgün olması ve beni yansıtması için çok uğraştım, şimdi seçmiş olduğum isimlerden hiç pişman değilim.

  Blogu açtığım zamanlar kendi kendime yazar okurum diyordum, pek cesaretli değildim ama yazmayı seviyordum işte, fakat sağolsunlar diğer bloggerlar ve hatta blogu olmayanlar beni yalnız bırakmadılar. Tüm bloglardan öğrendiğim şeyler var, öğrenmeye devam ediyorum. İlk yazılarımdan bu güne kadar büyük bir değişim geçirmişim, e ilk blogum sonuçta, ilerde neler olur bilemem ama yazmayı bırakmaya hiç niyetim yok. Blogu çok sık güncelleyemiyorum, bu biraz canımı sıkıyor ama dersler ve ailemle geçirdiğim zamanlar vaktimin büyük bir kısmını dolduruyor. Bunun üstesinden geleceğimi umuyorum. Bu arada ak saçlı tonton bi nine olduğumda da bu blogda yazmaya devam edeceğim sanırım (: O zamanlar neler yazarım bilmiyorum gerçi, zaman gösterir ^^

  İki yıl boyunca pek çok blog ve pek çok insan tanıdım, harika arkadaşlar edindim, hatta güzel dostlar kazandım. Bu benim için oldukça önemli bir şey, bu açıdan çok mutluyum.

  Neyse fazla uzatmadan kavanozdan blogun ikinci yılını kutluyorum :) Siz de kutlayın ama böyle kuru kuru olmaz hiç :D İki yıl boyunca kavanozdan blogu okunmaya değer bulan, yalnız bırakmayan, eğlenceli yorumlarıyla gülümseten, şöyle bir tıklayıp dolaşıp geri giden, arada bir hatır soran, en berbat yazılarımda bile beni cesaretlendiren herkese çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu gün bu yazıyı sizler için yazıyorum :) Umarım hep beraber böyle daha çok kutlama yaparız, kutlama yazıları okuruz.

  Lütfen her geçen gün büyüdüğümüz blog dünyasında yorumlarınızı bundan sonra da eksik etmeyin.

  Mutlu kalın (:

Konumuzla ilgisiz sözleri var ama şuan dinleyince yazıyla 
birlikte güzel gidiyor gibi geldi, Juniel - İlla İlla, siz de dinleyin :)



~Sessizgemi~

11 Nisan 2013 Perşembe

Genel Sorular



  Sevgili Alielle bizzat hazırladığı mimi bana da göndermiş, öncelikle çok teşekkür ediyorum ve mimi yapmaya geçiyorum :) Uzun zamandır ders çalışmaktan başka bir şey yapmadım biraz zorlanacak gibiyim ama iyi oldu bu mim :)

1) İlk izlediğiniz Kore dizisi? Dizi hakkındaki yorumunuz?
İlk izlediğim Kore dizisi Saraydaki Mücevher'di. Farklı bir tarihi diziydi, Saray Mutfağındaki entrikalarla başlayıp Leydi Seo'nun önce mutfakta saray leydisi sonra da Joseon Hanedanı'nın ilk bayan saray hekimi olması ve bunların etrafında gelişen olaylarla ilgiliydi. Joseon döneminde bir kadının doktor olması bile inanılmayacak bir şeyken kralın Seo'yu özel doktoru ilan etmesi ve rütbesini üçüncü dereceye yükseltip (dokuzdan başlayıp bire doğru gidildikçe rütbe artıyor) kabine üyesi yapması büyük tepki toplamıştı. Ama Seo kimsenin tedavi edemediği hastaları iyileştiriyor, adı bilinmeyen hastalıklara tedaviler geliştiriyor ve döneminin en iyi doktoru haline geliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam dizinin sonunda Janggeum Seo daha önce hiç denenmemiş, düşünülmemiş bir şeyi yapıp tarihe geçiyordu, bir kadını sezaryen ameliyatı ediyordu. İşte böyle bir diziydi, özeti bile çok uzun oldu ama 54 bölüme rağmen izlenmeli :) Kore kültürünü dizi içerisinde çok güzel aktarmışlar, işin içinde alternatif tıp da olunca ben pek bi sevdim, karakterlerin de gerçekten tarihte var olduğunu bilince diziyi izlerken insan o döneme şahit oluyormuş gibi hissediyor :)

2) İlk oppanız, ilk unniniz?
Oppa ya da unni olaylarına hiç girmedim ben ya. Benim için sevdiğim aktörler ya da aktrisler vardır veya hayran olduğum işte. Ne bileyim oppa ve unni kelimelerinden ilk başta soğudum sanırım. Bir de dizilerde olsun müzik gruplarında olsun sevdiğim kişileri hayranlık derecesinde severim ben öyle takıntı yapıp bir kişiyi sürekli takip etmem. G Dragon'un hayranları mesela gizlice evine gidip sessizce beklemişler, adım adım takip ediyorlarmış, bir seferinde saklandıkları yerden çıkıp "Oppaaa!" diye bağırdıklarında adamın yüreğine iniyormuş, duyunca inanamadım bu kadar da olmaz dedim, korku filmi gibi :) Bu tür gariplikler bi dolu olunca oppa ve unni meselesinden uzak durdum hep işte. Bir de kardeşimin arkadaşları mesela şu kişi benim oppam bu kişi benim unnim dediklerinde ne kadar Kore sever olsam da garipsiyorum ben elimde değil. Tuhaflık bende de olabilir onu bilemeyeceğim tabii, yaşıma rağmen fazlaca seksenler doksanlar insanıyım ayak uyduramıyor olabilirim :)

3) Oyunculuğunu beğendiğiniz Koreli aktörler, aktrisler?
Şuan aklıma doğru düzgün kimse gelmiyor ki yaa üzgünüm.. 

4) Ostsini en beğendiğiniz dizi?
A Gentleman's Dignity şuan için, aslında hepsini seviyorum ama zaman zaman birisi diğerlerinden ağır basıyor insanın ruh haline göre, bütün müziklerini ayrı ayrı seviyorum bu dizinin de.

5) İlk izlediğiniz anime? İlk izlediğiniz Kore filmi?
İlk izlediğim anime serisi Basilisk'ti iki kez tvde mtv anime gecesi kuşağında bir kez de pcde izledim. Fakat pcde izlediğimiz ilk anime sorulmuş. O da Death Note, üç kez izledim bu animeyi yine izlerim çok kaliteli, mangasını da yeni bitirdim farklı bir şeyler vardır diye düşünmüştüm ama neredeyse aynıydı, filmlerini de birkaç kez izledim :) İlk Kore filmim Blind ve bir de İyi Kötü ve Tuhaf'ı tvde tesadüfen izledim, başka filmlerini izleme şansım olmadı henüz vakit ayıramıyorum ama Çalıkuşu çingumdan aldığım tavsiye filmler var ilk fırsatta izleyeceğim :)

6) En son izlediğiniz Kore dizisi?
Faith izledim en son, güzeldi tavsiye edilir.

7) İlk izlediğiniz tarihi dizi?
Saraydaki Mücevher :)

8) Tayvan, Japon yapımlarıyla aranız nasıl, en sevdiğiniz film ve dizilerden aklınıza gelen?
Tayvan yapımı hiç izlemedim sanırım, Japon yapımı dizi izlemedim ama film ve anime izledim. Bunlardan şuan aklıma gelenler Desu Noto serisi hem anime hem filmler, Tonari no Totoro, Ruhların Kaçışı, birkaç korku filmi de izledim ama anımsayamadım şuan bir de samuraylı ninjalı filmler izledim ama onları da anımsayamadım.

9) Ne kadar süredir Kore dizisi izliyorsunuz? Bu süre zarfında kaç dizi devirdiniz? Aklınıza ilk gelen izlenmeli dediğiniz bir dizi?
2008'den beri izliyorum. Kaç dizi izledim bilmiyorum ama çok fazla değil, dizilere pek zaman ayıramıyorum izlediğim zaman da tek başıma izlemeyi sevmiyorum kız kardeşimin uygun olduğu zamanları bekliyorum bu da bir diziyi bir ayda ancak bitirmeme neden oluyor. Aklıma ilk gelen ve izlenmeli dediğim şuan için rooftop prince ve a gentleman's dignity.

10) Sıkıldığınız diziler?
Playfull Kiss, yarım bıraktım..

11) Hangi dizi karakterlerine tekme tokat dalmak istediniz?
Oh Ha Ni, 12-13 yaşındaki çocukça tavırlarıyla sinir olduğum bir karakter. Sonra Rooftop'taki Hong Se Na ve Tae Mo. Muhteşem Kraliçe'de Mühürdarın iki oğlu ve ayrıca karakteri sevsem de aynı zamanda tekme tokat dövmek istediğim Bidam. Saraydaki Mücevher'den Leydi Choi ve çetesindeki herkes.. Aklıma başka gelmedi şimdi.

12) Sonunu beğendiğiniz ve beğenmediğiniz diziler?
Beğendiklerimden Rooftop Prince ve A Gentleman's Dignity var aklımda. Sevmediklerimden de Queen İn Hyun's Man diyebilirim, dizi ilk başta güzeldi sonra bir ara olaylar birbirine girdi hiçbir şey anlamadım Kraliçe İn Hyun tarihte bir var oluyor bir kayboluyor hiç kimse onun varlığına dair bir şey hatırlamıyor sonra tekrar düzeliyor her şey ama o olayı pek anlayamadım işte, o yüzden sonu güzelse bile bilemiyorum. 

13) Dizi müzikleri hariç ilk dinlediğiniz şarkı?
Bunu hatırlamıyorum. Ama K-Pop'a önce alışmamın sonra da bağlanmamın sebebi Bigbang :)

14) Sevmediğiniz unni ve oppalar?
Bilmiyorum.. Ama Girls Generation kızlarına uyuz olduğum kesin.

15) Korece mi Japonca mı Çince mi?
Korece ve Japonca derim. Çince müzikler güzel oluyor severim ama zor ve oldukça karışık bir dil. Japonca da karışık ama telaffuzunu seviyorum. Korece ise zor değil ve onların da telaffuzunu seviyorum.

Sıra geldi mimi göndermeye :) Ama kime göndereceğimi bilemedim, yapmak isteyen herkes yapsın, isteyen olursa ismini eklerim buraya :)

Not: Şuan bir şey unutmuşum ya da bir şey yanlışmış gibi hissediyorum ama ne olduğunu bilemedim, mimle ilgisi olduğunu sanmıyorum ama kafama takıldı, hadi hayırlısı.. Neville'ın Hatırlatıcısı gibi pek işe yaramayan bir durum :)

~Sessizgemi~

10 Nisan 2013 Çarşamba

Saeng il chuk ha ham ni daaa Sessizgemi ! :)


  Heey bu gün yılın en güzel günlerinden biri :) Çünkü benim doğum günüüümm hahah :D Nisanı cidden çok seviyorum ama sadece doğum günümden dolayı değil, ne bileyim huzurlu ve neşeli bir ay, bir de bu ayda sonra eylülde, ekimde ve aralıkta hava cidden çok güzel oluyor :) Ayrıca nisanda her yer limon çiçeği ve bahar kokuyor :)

  Doğum günümü bir iki gün erkenden kutlamaya başladım aslında, geçen gün sürpriz bir şekilde postacı geldi ve çakıltaşımın gecikmesin diye erkenden gönderdiği doğum günü armağanlarımı getirdi, çok mutlu oldum, ayrıca Şeyma çingu da kendi blogunda benim için bir sürpriz hazırlamış, az önce haberim oldu çok şaşırdım sevindim ve mutlu oldum, daha önce doğum günümde böyle sürprizlerle karşılaşmamıştım :)

  Maya burcum, normal burcum ve yükselen burcum bu yılın çok güzel olacağını söylüyordu, geçen yılın karmaşasından sonra pek inandırıcı değildi, burçlara da inanmam ama bu yıl cidden güzel gidiyor, bakalım ilerideki günlerde neler olacak :) (bununla birlikte ülkenin gidişatına üzülüyor ve endişeleniyorum ama bu günlük normal hayatı düşünmeyeceğim)


Gerçekleşmesini beklediğim güzel şeyler var, birkaç ay içerisinde birden fazla güzel haber verebilirim size. Birisi katıldığım bir şiir yarışması hakkında, aslında dereceye bile giremeyeceğimi düşünüyorum ama olur da kazanırsam hemen sizinle paylaşacağım, önümüzdeki ay genç paylaşım dergisinde belli olacak, sabırsızlanıyorum :) Aynı yarışmanın hikaye dalına da katıldım ama ondan pek ümidim yok :) Sonra size daha önce bahsettiğim tefrika yarışması hakkında da güzel haberler vereceğim, bu konuda şimdilik söyleyebileceğim şey yarışmayı kazandığım, gerisi sürpriz :)

  İşte böylee :) Bu gün yalnız olacağımı sanıyordum ama daha doğum günüm gelmeden hatırlandım, insanın sevdikleri ve dostları sahip olabileceği en değerli hazine bana göre. Ben her zaman iyi bir şekilde hatırlanmak isterim aksi takdirde gerçekten çok üzülürüm, bu yüzden hayatımı buna göre yaşıyorum ve sevdiklerimin, dostlarımın kalbinde yerim olduğunu bilmek beni mutlu ediyor..

  hahah google'da oturum açtığımda doodle'ın doğum günümü kutladığını gördüm, biliyorum sıradan bir şey ama çok hoşuma gitti (:

Yakında kavanozdan blogun da doğum günü :) Hem ben hem de kavanozdan blog, hepinizi seviyoruz, bu yıl sizler için de güzel bir yıl olsun dilerim :)


hahahah çok tatlıı :D


~Sessizgemi~

2 Nisan 2013 Salı

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor

Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor. Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.

Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün. Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.