Bir önceki postta Maya halkı ve Maya uygarlığı hakkında biraz bilgi vermeye çalışmıştım. Onlar hakkında söylenebilecek daha pek çok şey var. Yönetim biçimleri, kadınların siyasetteki yeri, inanışları, mimarileri ve daha pek çok şey.. Fakat artık takvimlerinden ve kehanet hakkındaki şeylerden söz etmek gerek.
Mayaları bu kadar tanıtmaya çalışmamın sebebi çoğu kişinin onların uzaylı olduğuna veya uzaylılar tarafından kaçırılıp götürüldükleri için yok olduklarına inanmasıydı. Ne yalan söyleyeyim küçükken ben de buna inanırdım :)
Her neyse..
Mayalar on tabanıyla değil yirmi tabanıyla, yani yirminin kuvvetleriyle sayıyorlardı. Bu sistemin taban değeri 5'ti. Klasik-öncesi Mayalar'da sıfır kavramının mevcut olduğu bilinmektedir. Yazıtlar, yüz milyonlu sayılarla hesaplar yaptıklarını ortaya koymaktadır. Son derece kesin astronomik gözlemlerde bulunmuşlar, Ay ve gezegenlerin hareketlerinin diyagramlarını yapmışlar, Güneş tutulmalarını önceden tahmin edebilmişlerdir.Mayalar aslında birden çok takvim sistemi kullanmışlar. Bugünkü antropolojik ve arkeolojik bilgilere göre yirmiye yakın takvim sistemi geliştirmişler. Bunlardan en ünlü olanı bildiğimiz güneş takvimi. Haab adını verdikleri takvimde bir güneş yılını 365,2420 olarak hesaplayarak o dönemin şartlarına göre bu günkü bilim insanlarını bile şaşırtmışlardır. Modern astronomiye göre bir güneş yılı tam olarak 365,2422 gündür. Yani dakika ve saniye gibi zaman ölçülerinden yoksun olduğu varsayılan Mayalar'ın hesabı ile modern astronominin hesabı arasındaki yıllık fark yalnızca 17 saniyeydi.
Bunun dışında Ay döngülerini takip ettikleri bir ay takvimi ve Venüs döngülerini takip ettikleri bir başka takvim var. İlginç bir şekilde, ancak bugünkü modern astronomi hesaplamalarıyla bilinen Venüs yılını da daha o zamanda hassas bir biçimde saptayabilmişler. (Üstelik modern astronomi bunları hesaplarken teknolojiyi kullanıyor, Mayalar'ın ne bilgisayarı vardı ne de gelişmiş teleskopları) Mayalar'ın 584 gün olarak hesapladıkları Venüs yılı, günümüzde 583,92 gün olarak saptanmıştır. Mayalar bilinmeyen bir şekilde Venüs'e Güneş'ten bile daha fazla önem vermişler. Kimileri Mayalar'ın Venüs'e bu kadar önem vermesini kadim zamanlarda bölgeye Venüs'ten gelmiş olabilecek ziyaretçilere bağlar. (Neden Olmasın ^.^) Ayrıca Mayalar iki yeniay arasında geçen süreyi (Kavuşum ayını) 29,53020 olarak hesaplamışlar ki bu süre günümüzde 29, 53059 olarak saptanır.
Tzolkin (Zolkin) adını verdikleri 260 günlük, manevi rehberlik ve kehanetler için kullanılan takvim sistemleri de önemliydi. Bu takvim kendi içinde 20 günlük ve 13 günlük döngülerden oluşuyor. Her günün farklı bir ruhsal varlığın hakimiyetinde olduğu görüşüne inanan Mayalar bu takvime ayrı bir önem veriyorlardı. Doğdukları gün evrene hakim olan ruhsal güce göre hayatta neden var olduklarını ve nasıl bir yaşam amaçları olduğunu anlıyorlardı. Yani her biri belli bir amaç uğruna dünyaya geldiklerine inanıyorlar ve buna göre yaşıyorlardı. Kaderinde kahramanlık görünen kişi yaşamını buna göre sürdürüyordu vs.. Bu şekilde kargaşa engelleniyordu ve her bireye kendi yeteneklerine göre gelişebilme imkanı veriliyordu. Çünkü herkes yapması gerekeni yapıyordu. (Şimdiki gibi abi ben ne olacağım, benim yaşama amacım ne, bu dünyaya neden geldim, vay ben başımı alıp nerelere gidem, benden bi adam olmaz filan gibi bunalımları, dertleri ve mazeretleri olmuyormuş yani..)
Yaklaşık 5125 yıllık 'Uzun sayım' dedikleri bir döngü var. Bu da Mayaların bir başka takvim sistemi. Bunun içinde 'tun' adını verdikleri 360 günlük bir zaman birimi, 'katun' dedikleri yaklaşık 20 yıllık yani 20 'tun'luk bir zaman birimleri ve yaklaşık 394 yıla denk düşen 'baktun' dedikleri bir zaman dilimi var... Uzun sayım 13 baktundan oluşuyor, bu da yaklaşık olarak 5125 yıl ediyor. İşte şu meşhur 21 Aralık 2012 de sonu gelecek diye bahsettikleri takvim de bu.
Yalnız bu takvimle ilgili vikipedide birimler şu şekilde verilmiş hangi kaynak doğru pek emin olamadım bu yüzden onu da belirteyim: Mayalar'ın Uzun Hesap denilen, oldukça uzun dönemleri içeren bu şaşırtıcı zaman hesap sistemlerinin başlangıç noktası tam olarak M.Ö. 3113 yılının 12 Ağustos günüdür. Tarihler ve süreler bu takvimde Ay, Güneş ya da Venüs yılıyla değil, tekrarlanan uzun dönem katlarıyla ifade ediliyordu. Bu sistemde 7,200 güne 1 katun, 144,00 güne 1baktun, 2,880,000 güne 1 pictun deniyordu. En uzun dönem olan alautun ise 23,040,000,000 günü (yaklaşık 63 milyon yıl) kapsamaktadır. (Diyor sevgili vikipediciğim)
Ayrıca bilinen tarihlendirmelerden bir tanesi Maya takviminin yaklaşık 16 milyar yıl kadar önce başladığını söylüyormuş. Bu da aslında evrenin başlangıcındaki büyük patlamaya (BigBang!) denk düşüyor. Bir Maya büyüğüyle konuştunuz zaman takvimin tamamıyla sonlanmayacağını, bir döngü bittiğinde başka bir döngünün başlayacağını söylüyor. Yani takvimin biteceği söylenen şu malum günde takvimin son günü bitiğinde aslında yeni bir döngü başlayacak.
Her döngü bitip yenisi başladığında bunun önemli arınmalara, toplumsal ve dünyasal anlamda çok büyük değişikliklere yol açacağı söyleniyor. (Hurafe bunlar kardeşim)
21 Aralık 2012 tarihi bize arkeologların verdiği bir tarih, Mayalar son tarihin bu olduğu yönünde hemfikir değiller. Onlar, özellikle İspanyollar geldikten sonra, son tarihin bilgisini kaybettiklerini söylüyorlar. Bu nedenle 21 Aralık tarihine net bir şekilde odaklanmak gereksizdir. Kesin olan bir şey varsa o da Uzun sayım bittiğinde yeni bir Uzun sayım döneminin başlayacağı. Maya takvimleri bildiğimiz takvimlerin aksine sonsuz bir döngü olarak tasarlanmış. (Bana göre birer saat gibi çalışıyorlar, takvim yerine dev birer zaman sayacı olarak düşünülebilirler. Zaman doğrusal değil döngüseldir.)
Maya kehanetindeki 'son' bizim algıladığımız gibi ölüm ve felaket anlamında değil, bir güneşin batışı ve yeni bir güneşin doğuşu, yeni bir zaman döngüsü, yeni bir başlangıç yani manevi bir anlamdadır. Bununla birlikte dünya tarihi boyunca gerçekleşen büyük felaketlerin ve tufanların Maya takvimlerinde öngörüldüğü söylenmektedir.
Bu arada 12 Aralık 2012 tarihine yaklaşırken CERN'de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) deneyi ile ilgili önemli söylentiler dolaşmakta. Tam da kehanette belirtilen günde LHC'nin ilk kez tam kapasiteyle çalışacağının söylenmesi oldukça ilginç. LHC'nin tam kapasiteyle çalışması sonucu ortaya mini karadeliklerin çıkacağı ve bu yüzden dünyanın sonun geleceği düşünülüyor. Tabii böyle bir tehlike ihtimali varsa bilim insanları bunu göze alacak değillerdir herhalde diye düşünüyorum. Kaldı ki deneyde görev alan hiçbir bilim insanı söylentileri ciddiye bile almıyor, deneyin böyle bir sonuca sebep olacağını düşünmüyor.
İnsanlar felaketlere neden bu kadar meraklı anlamıyorum. Evren 21 Aralıkta çökerse sırf negatif enerjiden çökecek herhalde. Biraz pozitif olmak lazım. Ben enerjiye inanırım, olumlu düşünelim olumlu şeyler olsun. Merak ediyorum, Mayalar matematiksel zekalarını bu kadar mükemmel kullanabilen bir halk olarak krallarını memnun etmek, ayinlerini yapacakları günleri belirlemek, ekim ve hasat zamanlarını takip etmek ve bunun gibi şeyler için böylesine karmaşık ve harika takvimler yaparken gelecekte bunların insanların kafasını bu denli karıştıracağını ve böyle felaket senaryolarının yazılacağını tahmin etmişler miydi acaba? Daha da merak ettiğim şey bu kadar zeki bir topluluk neden her şeyden çok Venüs'e odaklanmış? Peki haklarındaki her şey incelendiği zaman nasıl oluyor da satır aralarında dünya dışı varlıklarla ilgili ipuçları buluyoruz? Kadim zamanlarda Mayalar'ın sahiden de dünya dışı ziyaretçileri olmuş olabilir mi?
Bu sorulara bir yanıt bulmak şuan için çok zor...
Daha foton kuşağıyla ilgili ve dünyanın manyetik kutuplarının değişimleriyle ilgili konulara değinemedim. Bir de Mu efsanesi vardı. Neyse bu seferlik de burada bitirelim ve bir sonraki postta görüşmek üzere sözleşelim :) Sıkılmadınız umarım kavanozdan blogun canları (: Sonuna kadar bıkmadan okuyabildiyseniz minnettarım, dikkat edin kendinize ve hep pozitif düşünün bari bir kısmımız evrendeki enerji dengesini olumlu etkileyelim ;)
~Sessizgemi~






