9 Ekim 2022 Pazar

Blogları Canlandırma Projesi - Eylül

 


Herkese BCP Eylül takviminden selamlar :) Bu ay blogla ilgilenmek konusunda epey başarısızım hiçbir şeye yetişemiyorum. Hatta bu yazıyı yazmak konusunda da kararsızdım başta ama 12 ay atlamadan yazmak için söz vermiştim sözümden dönmek istemedim. Okul daha yeni açıldı ama şimdiden çok yoğunum. Aklım hep tezde umarım her şey yolunda gider. Panik bir kişiliğe sahip olmak zor arkadaşlar. Her neyse bu ayın konusu Yemekler ve aşçılık olarak belirlendi. Aslında aklımda bir Kore veya başka bir uzak doğu ülkesinden filmler diziler seçmek vardı ama seçimim başka oldu umarım seversin siz de. Bu arada yemek ve aşçılık konulu filmler genel olarak sanırım birbirine çok benziyor. Odak noktasında depresyonda ve dibe vurmuş bir aşçı ve onun hayata bakış şeklinin değişmeye başlamasıyla işlerinin süper mükemmel hale gelişi. Yani en azından benim izlediklerim genel olarak böyleydi :) Gelelim yoruma.

Burnt

ABD / 2015

100 dk.

Dram, Komedi, Yemek, Mutfak, Başarı

Adam Jones (Bradley Cooper), Paris'te 2 Michelin yıldızlı bir restoran yönetmiş usta bir şef. Ancak sorumsuz tavırları ve madde bağımlılıkları restoranını kaybedip dibe vurmasına yol açmış durumda. Kariyerine yeniden başlamak ve 3 Michelin yıldızı elde etmek isteyen Jones, Londra'da etrafına yetenekli bir ekip kurarak her şeye en baştan başlamaya karar verir. Steven Knight'ın senaryosunu yazdığı John Wells'in ise yönetmenliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Bradley Cooper, Sienna Miller, Jamie Dornan, Emma Thompson, Uma Thurman, Daniel Brühl ve Omar Sy gibi isimler var.

Açıkçası Bradley yakışıklılığını bir kenara bırakırsak filmde bağırıp çağırarak dolaşan ve elemanlarını ezip suyunu çıkartan, memnuniyetsiz, suratsız, psikopat bir aşçının en iyisi olma çabasını izliyoruz. Onun elemanlarından biri olsam o mutfağı dağıtıp istifa ederdim geri de dönmezdim arkadaş böyle biri şef olamaz olsa da onunla çalışılamaz. Ayrıca filmi kaliteli göstermek için dahil edilmiş yukarıda saydığım isimlerin çoğu filmde neredeyse oynamıyor gibi sadece görünmek için dahil olmuşlar kısacası. 

Bu arada Steven Knight daha önce de benzer bir film yazmış o da çok beğenilmemiş anladığım kadarıyla. Belki de çıldıran egoist şeflerle ilgili senaryoları bırakmalı demişler güldüm buna. Gerçekten de neredeyse bütün mutfaklı filmlerde çıldıran bir şef ve yüce egosu söz konusu oluyor ve bu gerçekten sıkıcı.

Klişeleri bir kenara bırakırsak iş çıkışı vakit geçirmek ve sıradan bir mutfak konulu film izlemek isterseniz tercih edilebilir bir film. Daha iyileri mutlaka vardır elbette. 

12 Eylül 2022 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Ağustos

Herkese selamlar uzun bir aradan sonra nihayet biriken yorumları yanıtladım. Bir sürü yorum da spam bölümünde buldum oraya neden gittikleri hakkında bir fikrim yok gerçekten. Sonra gelemediğim bcp yazılarınızı okudum. Şimdi nerdeyse Eylül'ün yarısına gelmiş olsak da Ağustos yazımı yazıyorum :)

Bu ay için konu Latin Amerika Edebiyatı, Seçkin Yazarlar, Seçkin Yönetmenlerdi. Seçkin yönetmen teması için Tony Scott'ı seçtim. Yönetmenin Top Gun, True Romance, Crimson Tide, Man on Fire, Spy Game, The Taking of Pelham 123, Déjà Vu gibi sevilen aksiyon filmleri var. Seçkin oyunculardan Denzel Washington'ın yer aldığı iki filmini izledim ve filmlerden birinde yine seçkin oyunculardan John Travolta da yer almakta. İkisi de benzer temalara sahip aksiyon filmleri. Umarım seversiniz :)

Unstoppable

Durdurulamaz

ABD /2010 / 89dk.

Tony Scott

Deneyimli bir tren teknisyeni ile genç bir kondüktör, başında kimse olmayan, kontrolden çıkmış bir treni durdurmak ve nüfusun yoğun olduğu alanda ortaya çıkabilecek büyük bir felâketi önlemek için saatle yarışırlar. Tren raydan çıkıp büyük bir felâkete sebep olmadan önce ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da, tren zamanla yarışırcasına, büyük bir hızla ilerlemektedir. Basit bir konu olsa da yetenekli yönetmen kurguyu öyle bir işlemiş ki heyecan hiç bitmeden film izleniyor. Öte yandan benim gibi mantık hatalarına takılan biriyseniz abi bunu niye düşünmemişler böyle şey olur mu diye diye izleyebilirsiniz. En başta treni durdurmadan trenden inen sonra da arkasından koşturup yetişeceğini sanan o sinir bozucu görevliye kafayı taktım. Yani böyle bir hata olur mu yapılır mı diye bir süre düşündükten sonra dünyada epey saftirik insan olduğunu düşününce olabileceğine karar verdim. Bir de neden treni takip eden helikopterlerden bir kişinin trene inmeye çalışmadığını anlamadım. Filme can veren asıl unsurun Washington'ın iyi oyunculuğu olduğunu söyleyebilirim sanırım. Akşam rahatlamak için klasik bir aksiyon filmi arayanlara tavsiye edilir.

The Taking of Pelham 123

Metrodan Kaçış

ABD / 2009 1s.46dk.

Tony Scott

Film bir kitap uyarlaması ayrıca 1974 ve 1998'de iki farklı film uyarlaması daha varmış. Denzel Washington sıradan günü bir metro treninin kaçırılmasıyla kaosa dönüşen New York şehri metro hareket memuru olan Garber’ı canlandırıyor. John Travolta ise baştan aşağı silahlı dört kişilik çetenin lideri Ryder rolünde. Ryder bir saat içinde yüklü bir fidye ödenmediği takdirde yolcuları öldürmekle tehdit etmektedir. Garber, Ryder’ı zekasıyla alt edip rehineleri kurtarabilmek için metro sistemi üzerine engin bilgisinden yararlanır. Ama Garber’ın çözemediği bir muamma vardır: Hırsızlar parayı alsalar bile, nasıl kaçabilirler ki? Olayın arkasında başka neler olabilir? Amerikalıların kanında kahramanlık var klişesini kenarda bırakırsak aksiyonu için izlenebilecek çerezlik filmlerden olarak not edilebilir. 


5 Ağustos 2022 Cuma

Blogları Canlandırma Projesi - Temmuz

 


Herkese erimiş ve yere düşmüş bir dondurma gibi trajik ve kaotik derecede sıcak bir Ağustos gününden selamlaar :) Geç kalmış bir BCP yazısıyla karşınızdayım. Bu proje de olmasa bloğa gelebildiğim yok öğrenci olmak ne zor bir meslek arkadaşlar. Temmuz teması İspanyol Kültürü, Romantik-Dram olarak belirlenmişti. Yani ikisinden birini veya hepsini seçebiliyorduk hatırlarsanız. Ben de bu nedenle bir Kore romantik draması seçtim umarım seversiniz :)

Bu arada Temmuz ayının isminin Sümerce Tammuz'dan geldiğini biliyor muydunuz kendisi Sümerler tarafından hasadın koruyucusu ve çoban olarak kurgulanmış bir şahsiyet :D 

Our Beloved Summer

Güney Kore 2021/2022

16 bölüm

+13

Aslında bu dizi beklediğim kadar süper eğlenceli bir yapım değildi. Çokça yavaş ve fazla uzun bir diziydi yani bana kalsa her şeyi 8 bölümde anlatsalar da olurdu. Yani aslında bu şekilde uzun uzun bir anlatımı izlemek isteyenler için düşünülürse hoş yanları da vardı liseden evliliklerine kadar hayat hikayelerini detaylı şekilde izlemek mümkün. Dizinin bana hissettirdiği şey sonbaharda bir terasta bahçeye ağır ağır yağan bir yağmuru kahve içerken izlemek ve yağmurdan başka bir şey duymamak gibiydi. Tabi böyle bir yağmuru izleyecek ruh halindeyseniz ve zamanınız varsa böyle bir şey inanılmaz zevklidir. Yine de bir müddet sonra bu hava şartı sizi bunaltabilir. İşte dizi böyleydi :D

Konusuna gelirsek Choi Woong ve Kook Yeon Soo (bu kızın adı nedense bana komik geliyor) lisede en başarılı ve en başarısız öğrencinin yaşamına odaklanan ve sürekli her an onları gözetlemeye dayalı bir belgesel için zorla bir araya getirilen ve birbirine tamamen zıt kişiliklerden oluşan gençlerdir. Buraya kadar ah dedim acayip komedi bir şey çıkar bundan. Ama öyle olmadı dizi aşırı sakin ilerliyor arkadaşlar. Neyse. Bu ikili daha sonra sevgili olmayı başarır. Fakat... Zıt karakterleri yüzünden liseden sorna ayrılmaya karar verirler. Belgeseli çekenler yıllar sonra ikisini tekrar bulur ve devamını çekmeyi teklif eder. Çünkü ilk belgesel internette aşırı beğeni toplamıştır. İkili araları bozuk olmasına rağmen belgeseli çekmeyi kabul eder. Bu saatten sonra da aralarında daha önce fark etmedikleri yönlerini fark ederek yeni bir arkadaşlık ve aşk doğar. 

Açıkçası diziyi izlerken herhalde altı bölüm filan atlamış olabilirim :D Siz yine de bir şans verin ^^

Yeniden görüşünceye dek <3



2 Temmuz 2022 Cumartesi

Blogları Canlandırma Projesi - Haziran

Herkese yeni bir Bcp takviminden selamlar canım blog ailesi :) Haziran temamız Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Epik ve Fantastik olarak belirlenmişti. Bu arada hemen söylemeliyim ki HP ve Lotr hayatımın iki efsane serisi kitaplarını defalarca okudum ve filmlerini defalarca izledim. Lotr genişletilmiş versiyonunu da kaç kez izledim hatırlamıyorum. Bilgisayarımın kaldırdığı kadar oyunlarını da oynamıştım. Şuan dizisini izlemek için sabırsızlanıyorum ^^ Tolkien mümkün olsaydı tanışmak ve ders almak istediğim bi efsane olurdu anime yazarlığı ve çizim konusunda da Miyazaki benim içi efsane işte neyse konuyu dağıtmadan bu ay için seçimlerime gelelim ^^

Archive 81

ABD / 2022

İlk sezon 8 Bölüm

Dram, Korku, Gerilim, Fantastik, Bilimkurgu, Gizem

+18

Aslında birçok yönden Dark ve Stranger Things gibi dizilere özenmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim bir dizi. İkinci sezonu iptal edilmiş bu arada sanırım bunu da baştan söylemekte fayda var. Dizi boyunca gerilim ve gizem yoğun olarak bulunmakta. Konunun nereye varacağı çok belirsiz ilerliyor. Bana kalırsa senaryo yazılırken ne yaptıklarına tam karar veremeyip ilerledikçe yoğunlaşmışlar diyebilirim :D Çünkü gerilimli polisiye bir olay gibi başlayan dizi sonradan korku filmine sonradan bilimkurguya sonradan da fantastiğe dönüşüyor. Olayın içinde bir şirket sırrı varmış gibiyken sonradan tarikatçı birtakım olaylar ortaya çıkıyor. Türü hakkında resmi olarak Bilimkurgu denilmiş olsa da bana daha çok Fantastik geldi bu dizi. 

Konusuna gelirsek bir şirket tarafından son derece katı gizlilik sözleşmesiyle işe alınan başrol adamımız bir odada saatlerce oturup bozuk video kasetleri onarmaktadır. Onardığı kasetleri de haliyle izleyerek kontrolünü yapıyor. İzlediği şeyler sırasında kasetlerde olmayan ve kendi geçmişiyle bağlantılı şeyler anımsamakta. Bu arada nasıl oluyorsa kasetler zaten kendi geçmişindeki olaylarla ilgili ama adam bütün geçmişini büyürken unuttuğu için neler olduğunu pek bilmiyor. Kaybolan insanlar, tarikat ve şirket sıraları, zaman ve mekan anomalileri, kahinler, farklı boyutlarda sıkışan insanlar ve kaos yaratan aile sırları ile dolu bir dizi. Tavsiyeme gelirsek ilginç yönleri vardı türü sevenler için izlenebilir bir dizi ama çok yüksek beklentiyle başlamamalısınız. Bu arada dizide onarılan kasetlerin kayıtlarını yapmış olan Melody 1994 yılında Visser kasetlerine kayıt yapmakta fakat kullandığı makinenin modelinin 1998'e kadar üretilmediği hakkında bir yorum gördüm muhtemelen başka hatalar da olabilir :) Bir de televizyonun içinden çıkan yaratık klişesi var neyse çok konuşmak istemiyorum bana komik geldi sadece bu :)

Vikings: Valhalla

Kanada-İrlanda-ABD 2022

İlk sezon 8 bölüm

Dram, Aksiyon, Macera, Kurgulanmış Tarih, Fantastik

+18

Vikings'in yan dizisi. Orijinal diziden 100 yıl sonrasında geçen bir zaman dilimini ele alan dizi onun kadar derinlikli olmasa da bu türü sevenler için tavsiye edilebilir. Viking soyundan gelenler ve gelmeyenler İngiltere tahtında hak iddia etmekte ve 3 taraf birbiriyle savaşmakta. Ayrıca Vikingler de kendi içinde din savaşları nedeniyle bölünmüş durumda. Hristiyanlık yaygınlaştığı için pagan inançlarını sürdürmek isteyenler ve yeni dini yaymak isteyenlerin çatışması ortalığı karıştırmakta. Tarihin birebir uyarlaması değilse de birkaç önemli karaktere ve olaya yer verilmiş. İki kraliçe ve tabi ki Viking savaşçısı olan kadınlar da işin içinde. Açıkçası orijinal dizideki kadar derinlikli işlenmiş karakterler bulamadım ben bu dizide. Taht için mücadele veren ve kralları da yöneten kadınlar da sanki laf olsun diye dizide işlenmiş gibi. Yani ben daha güçlü olmalarını bekledim sanırım. Vikinglerin dini inançları ve kültürlerine dair de pek tatmin edici bir şey bulamadım ben. Bilmiyorum belki de çok büyük beklenti ile izlediğim için böyle oldu. Dizi boyunca İskandinav müzikleri duyup duymadığımı da hatırlamıyorum pek ama sanırım yoktu. Birkaç sahneyi izlerken eee noldu şimdi bu kadar mıydı filan dedim yani pek beklentiniz olmasın. Netflix tarzı abuk subuk durumlar da var izlerseniz anlarsınız. Yaa tek bir köprü yıkılınca şehir ele geçirdiler mesela ama yani başka da bir olay görmedik o savaşta. Hiç mi yağma olmadı mesela, orada yaşayan halka noldu yani köprü yıkıldı teslim oluyoruz mu dediler anlamadım. Ay neyse ben bazen çok beklentili izleyince böyle oluyo :) Türü seviyorsanız bir deneyin derim yine de :)