7 Haziran 2022 Salı

Blogları Canlandırma Projesi - Mayıs

 


Herkese gecikmiş bir Bcp yazısından selamlar arkadaşlar. Son iki üç haftadır bloga giremediğim için her şeyi bu haftaya ertelemiş oldum. Bununla beraber yorum yanıtlarken hatalarla karşılaştım ve biraz sinirlerim bozuldu bu blogger camiası ne zaman sorunsuz olacak merak ediyorum :) Canım deepsi sağolsun Blog Beyi'nin konuyla ilgilendiğini söyledi yazıyı yazdıktan sonra ona gidip bakiciğim :) Neyse konumuza dönelim :)

Mayıs ayının konusu Rus Edebiyatı ve Spor olarak belirlenmişti. Bu ay için iki film seçtim umarım seversiniz :)

Aşk Dalgaları

Yönetmen - Senarist: Kristoffer Rus - Julian Kijowski

Into the Wind /Pod Wiatr

2022 / Polonya

1 saat 47dk.

Varşova'da iyi bir liseden mezun olan Ania Londra'da Tıp bölümüne girmiştir. Ailesiyle ve yanlış anlamadıysam ailesinin iş ortaklarıyla deniz kenarında bir otelde tatile gelmişlerdir. İş ortaklarının oğlu ile de evlenmeleri planlanmaktadır ve tatil ikisinin daha iyi kaynaşması için bir fırsat olarak görülmektedir. Ania annesini kaybedeli beş yıl olmuştur ve babası şimdi bir başkasıyla evlidir. Ayrıca yeni evlilikten bir kardeşi vardır. Babasının eşi ile arası çok iyi olmasa da Ania kardeşinin sorumluluğunu paylaşmaya çalışmaktadır. Bu arada hakkında planlanan evlilik konusunda itiraf edemese de olumsuz düşüncelere sahiptir. Bu arada otelde hem garsonluk yapan hem de surf eğitmenliği yapan bir gence aşık olur. Ondan surf yapmayı öğrenir ve onun arkadaş grubuna katılınca uzun zamandır ilk defa dünyanın neşeli bir yer olabileceğini hatırlar. Ailesine bunları itiraf etmek zor bir durumdur. 

Film olmazsa olmaz bir film değil fakat yaz sıcağında izlenecek hoş sıradan aşk filmleri arayanlar için tavsiye edilebilir. 

Bubble

Yönetmen: Tetsuro Araki Senaryo: Gen Urobuchi

2022 / Japonya

1 saat 41dk.

Tokyo'yu dış dünyadan soyutlayan bir anomali içerisinde yer çekiminden ve diğer tüm fizik yasalarından bağımsız hareket eden baloncuklar ortaya çıkar ve adeta kendi bilinçleri varmış gibi havada koloni gibi hareket ederler. Anomalinin yarattığı felaket sırasında Tokyo adeta kıyamet sonrası bir yere dönüşür, pek çok bina yıkılır, şehri sular basar ve umulmadık yerlerde ortaya çıkıp kaybolan karadelikler olayın tuzu biberi olur. Anomalinin dışına çıkmak veya dışarıdan içeri girmek mümkün değildir. İçeride hayatta kalanlar ortama uyum sağlamış ve etrafta atlayıp zıplayarak baloncuklardan ve karadeliklerden kaçmaya alışmış bir şekilde yarışmalar düzenleyerek hayatlarını sürdürmektedirler. Gençler binalardan ve harabelerden atlaya zıplaya oyun parkurunda mücadele ederlerken başrolde olan Hibiki tehlikeli bir hamle sırasında karadeliğin çekimine kapılır ve denize düşer. Hızla karadeliğe doğru sürüklenirken bir anda gizemli bir kız suların arasında onu yakalar ve kurtarır. Kız aslında baloncuklardan meydana gelmiştir tıpkı denizkızı hikayesinde olduğu gibi ve o kitabı okuyunca da kendini denizkızı zannetmeye başlar. Bu kitap sayesinde konuşmayı öğrenir ve Hibiki'yi de prens yerine koyar. Kıza Uta ismini verirler. 

Berlin Film Festivalinde yer alan film buraya kadar oldukça ilginç bir konuya sahip. Ayrıca çizimleri ve aksiyonlu sahneleri de iyi bir görsel şölen sunmakta. Filmde eksik bulduğum şey Uta'nın karakter gelişimi ve ortaya çıkışının altındaki sebebi tam olarak anlayamamış olmam. Filmin sonuna doğru daha sadece bir baloncukken ikisinin karşılaşmış olduğuna vurgu yapılmış ama hey aloo bu baloncuklar nerden gelmiş derseniz ben bir cevap bulamadım. Yani başı sonu tam belli olmayan sadece ana odaklanan bir senaryo var. Bana kalsa daha derin ve daha iyi işlenebilecek bir senaryoyu biraz göz ardı etmişler gibi.

Attack on Titan, Death Note, Psycho Pass ve Fate Zero gibi işler yapan insanlardan daha müthiş bir şey bekliyor insan haliyle :) Her şeye rağmen yine de izlemenizi tavsiye ederim çünkü Uta'nın tıpkı bir kediye benzeyen tavırları oldukça sevimliydi ve bir şansı hak ediyor :) Bu arada müzikleri de Blue Exorcist, Guilty Crown, Aldnoah.Zero gibi yapımlarda da çalışmış olan Hiroyuki Sawano'dan. Bu arada tripofobisi olanlar dikkatli izlesin her yer baloncuk ayol o sorun değil de kızın orasından burasından baloncuklar fışkırınca biraz başım döndü açıkçası :)

Mayıs ayı seçimlerim bunlardı umarım seversiniz yarın yorum olayını çözüp gelemediğim yazılarınıza geleceğim inşallah :)

8 Mayıs 2022 Pazar

Blogları Canlandırma Projesi - Nisan

 


Herkese yeni bir BCP yazısından selamlaar :) Aslında neredeyse Nisan takviminden yazamayacağımı düşünmüştüm fakat buraya uğrayabilmek benim için bir durup nefes almak gibi oluyor ve bu nedenle ne kadar geç kalmış olsam da yazmaya karar verdim. Nisan benim için hem yok oluş hem de yeniden doğuş gibi bir ay, hem de baharın filizlendiği yeni çiçeklerin parıldadığı ve çabucak geçen bir ay. Karmaşık yani sarmaşık gülleri gibi. Ay yine çene çalmaya başladım çünkü yazmayı özlüyorum burada olmadığımda :)

 Bu ayın konusu 1900'lü yıllar, nostalji, siyah beyaz olarak belirlenmişti yani bu üçünden istediğimizi seçebiliyorduk. Aslında siyah beyaz bir film izlerim diye düşünüyordum fakat gerçekten hiç vaktim olmadı tüm zamanım makale okuyarak geçti gibi. Onun yerine eskilerden izlediğim nostaljik dizilerden bahsetmeye karar verdim ve bir tanesini seçtim. Umarım seversiniz :)

Leyla ve Mecnun

Klasik öykünün modern, fantastik, bilimkurgu ve absürd komedi uyarlaması. Yapımında Onur Ünlü, Funda Alp, Burak Aksak, Murat Bör gibi isimlerin yer aldığı dizi bana göre yerli fantastik kurgularda yaptığımız en iyi işlerden birisi. İlk sezonları TRT1 bünyesindeyken günümüzde devamı olan sezonları Exxen üzerinden devam etmekte. Diziyle bağlantılı Ben De Özledim adlı 13 bölümlük bir başka yapım da olmuştu zamanında ki bu da dizinin durdurulduğu ve herkesin geri başlamasını özlemle beklediği 3. sezon sonundaki zamanlarda olmuştu. 

Dizi birçok açıdan bir çok konuda tatlı mizahi eleştirilerle ve sosyal mesajlarla dolu. Esprileri de akıllıca ve yerli yerinde. En çok da bu yönünü seviyorum. Bir de öyle ummadık yerlerden öyle ummadık şeyler çıkıyor ki yani bunu nasıl açıklasam bilmiyorum ama zekice bir senaryosu olduğunu söyleyebilirim.

Konu iki bebeğin aynı hastanede doğup yer olmadığı için aynı kuvöze konulmalarıyla başlıyor ve babalar ikisine Leyla ve Mecnun ismini veriyor. Ayrıca sözleşiyorlar da yıllar sonra nişan yapalım diye. Tabi kız tarafı olayı unutuyor ama Mecnun'un babası unutmuyor. Bir gün haber bile vermeden kız istemeye gidiyorlar. Mecnun ise serseri işsiz güçsüz ve ergen bir tip gibi o sırada. İstemeye istemeye gidiyor babasının zoruyla. Ama kıza ilk görüşte aşık oluyor. Olaylar böyle başlıyor gerisini anlatmayayım. Mecnun aşkından rüyalarında hep çöle düşüyor. Orada bir de her gelene piyango numaralarını söyleyen ak sakallı dedeyle karşılaşıyor. Dede piyango için değil aşk için geldiğini anlayınca Mecnun'un evine taşınıp ona yardım etmeye başlıyor.

Bu günlerde bu diziye yeniden başladım eski sezonlardan sonra yenisini henüz izlemedim eskiden güncele doğru izliyorum ve hala ilk kez izlemişim gibi gülüyorum :) Mecnun ve Leyla dışında bütün karakterler çok iyi ve derin işlenmiş hepsini severek izliyor insan en çok da İsmail abi ve o gelmeyen gemi meselesi sanırım izleyen herkesin derin yarası. O gemi bir gün gelecek.

İşte böylee dizinin 3. sezonu için yayından kaldırıldığında düşünülen bir final teorisi Ben de Özledim dizisinde açıklanmıştı fakat güncel sezonlarda bunun bir paralel evren olduğuna karar verilmiş oldukça da trajik ve etkileyici bir son fikriydi. Burada bahsetmeyeceğim izlememiş olanlar için :) 

Son not: yarından itibaren cevap veremediğim önceki yorumlarınızı yanıtlayıp okuyamadığım tüm bcp yazılarınızı okuyacağım :)

10 Nisan 2022 Pazar

Blogları Canlandırma Projesi - Mart



Herkese BCP Mart takviminden selamlar canım blog ailesi. Yine yazımı çok geciktirdim ve buralara uğrayamıyorum ödevler sebebiyle ama fırsat buldukça uğramaya can atıyorum :) Bu gün benim doğum günüm bunun verdiği enerjiyle hemencecik bekletip durduğum yazıyı sonunda yazayım diye geldim :)

Bu ayın konusu Tıp olarak seçilmişti. Çok fazla seçenek olduğu için seçmekte zorlandığımız bir tema oldu elbette :) Nisan teması da nostalji esintili 1900'lü yıllarda geçen eserler konumuz olacak şimdiden hazırlanmak lazım :) Bu ay için bir film bir de dizi seçtim umaırm seversiniz :)

Autopsy /Otopsi

Yönetmen: Adam Gierasch

ABD 2008 - 84dk.

Gerilim, Gizem, Korku

Bir arkadaş grubu eğlendikten sonra arkadaşlarını bırakmak için gecenin karanlığında yola çıkar. Kafaları pek yerinde olmadığı için yolda bir anda karşılarına çıkan bir adama çarparak kaza geçirirler. Ne olduğuna bakmak için araçtan inebildiklerinde adamın yardımına koşarlar. Bir ambulans gelir ve tuhaf bir şekilde hasta ve yaralıların güvenliğini almadan ve prosedürlere uyulmadan apar topar hepsini hastaneye götürürler. Burası küçük bir lobisi olan yerel bir hastanedir. Hepsinin kaydını alırlar ve sırayla gece tek nöbetçi olan doktorun çağırması için beklemeye başlarlar. Doktorun çağırdığı hastaların geri dönmemesi ve pek fazla açıklama yapılmaması karşısında ne yapacaklarını şaşırırlar fakat bir hastaneden daha güvenli bir yer olamayacağını düşündükleri için son anlara kadar bu gariplikleri çok umursamazlar. Peki kaybolanların başlarına neler gelmektedir? İzlemeyenler için daha fazla detay vermeyeceğim. Filmin epey eski olduğunu ve bir ABD filmi olduğunu unutmadan izlemek iyi olabilir zira başrol kız başta olmak üzere arkadaş grubundakilerin salaklığına epey sinirlendiğim yerler oldu. Ama konu olarak ilginç bir film olduğu için paylaşmak istedim.


The Cleaning Lady

Yönetmen: Marisol Adler, Milan Chevlv, Stevvenn Depaul

ABD 2022 / 10 Bölüm ortalama 45 dk.

Suç, Dram, Gerilim

Hasta oğlunun hayatını kurtarmak için ABD'ye gelen bir doktor burada lisansı olmadığı için temizlik görevlerinde çalışmaktadır. Bir gün temizlik görevi sırasında bir olaya karışıyor ve doktorluk yeteneklerini sergilemesi sonucunda mafya için temizlikçi oluyor. Sistemin kurallarıyla ve kuralsızlıklarıyla bir türlü baş edemezken artık tüm kuralları kendi yazmaya başlıyor ve sonunda oğlunun tedavisini yaptırmayı başarıyor. Son bölüm dizinin devam etmesi gerekecek şekilde bitiyor. Dizinin bir de 2019 yapımı bir filmi varmış ama izlemedim. Film de bir kitap uyarlamasıymış ayrıca. Dizide kafama taktığım bir iki şey oldu bunlardan birisi bağışıklık yetmezliği nedeniyle karantinada yaşayan çocuğun hiçbir mikropla temas etmemesi gerekirken kadının eldivensiz maskesiz bir içeri bir dışarı gidip gelip bir de çoğu öpüp sevmesi oldu. Yani bu nasıl bir mantık? Neyse dizinin geri kalanı ilginç neyse ki :)

Bu ayki yazımı oldukça kısa tuttum çünkü yine ödev yapmam lazım arkadaşlar sizlerin yazılarınızı da atlamadan dolaşacağım elbette, kendinize dikkat edin çokçaa ^^

7 Nisan 2022 Perşembe

Still Life

Pek çok bahar kışa dönüşürken ve kar taneleri içinde hala biraz sıcaklık bulunabilirken, gençliğimiz kısa ömürlü çiçekler gibi yaprak dökerken yine de gökyüzünde bir parça mavi ve umut kalmışken.. günlerin getirdiği koşuşturmaya rağmen bir çay içimlik anda herkese selamlar canım blog ailesi. Umarım hepiniz iyisinizdir. Buraya özlemle beklenen bir parça umut bırakmak istedim. Yeniden doğuşları benim için de erken doğum günü hediyesi gibi oldu. Bigbang her şeye rağmen yine muhteşem yine Bigbang <3