14 Ağustos 2012 Salı

En Eski Anı…


  Yine yepyeni bir mimle karşınızdayım kavanozdan blogun elfleri ve perileri.. Mim Hikaruivy çingumdan geliyor, konusu hatırladığımız en eski anıymış. Biraz nostaljik biraz eğlenceli bir mim olacağa benziyor :) Hele ben 3 yaşlarıma kadar her şeyi parça parça da olsa çok net ve daha eskileri de hayal meyal hatırladığım için bakalım neler çıkacak ortaya ^^ Çingum mim çok güzel bana da gönderdiğin için çok teşekkür ederim <3 (Kalp yaptım da olmadı sankim, olmuş sayarız biz de) Biraz heyecan yaptım şimdi iyice bir düşünmeliyim, çocukluğum da çok aksiyonlu geçmiştir benim haha :D

  Şimdi desem ki annemin nişan törenini hatırlıyorum ermiş falan sanırsınız ya da deli dersiniz her halde. Yok değilim, nasıl bir hayal gücüm varsa artık fotoğraflardan ve anlatılanlardan canlı yayın gibi hatırlıyorum nişan törenini hahahaa :)

  Neyse şimdi düşünüyorum hatırladığım en ama en eski anı neydi...

  Plastik, beyaz bir masanın alttan görünümü. Annemin kucağındayım. Beni biraz kaldırsın etrafı göreyim istiyorum ama beni anlamıyor. Gece, rüzgar çok serin. Mutlu olduğumu hatırlıyorum. Babam sakallı falan onu hiç öyle sakalları uzamış hatırlamıyorum başka zamanlar. Herhalde görevde olmadığı bir zamandı ki o kadar uzatmış. İki yabancı kişi daha var masada. Gülüyorlar, konuşuyorlar ama ben onları anlamıyorum. Kimsenin ne konuştuğunu anlamıyorum sadece yüzlerindeki ifadelerden mutlu mu üzgün mü olduklarını anlayabiliyorum. Sonra masanın üzerini görememek ve insanların yüzlerine aşağıdan bakmak canımı sıkıyor, gözlerimi kapatıyorum. Sonra sanırım uyuyorum. Anneme bunu anlattığımda çok şaşırdı. Etrafı öyle net hatırlıyorum ki ona anlattığımda nerede olduğumuzu hatırladı. İskenderun'daymışız ve bir iskelede balık yiyorlarmış. Yemek yerken de beni dizlerine oturtmuş bir eliyle sıkıca tutuyormuş falan. Daha kucakta taşınacak bir dönemdeymişim, ne düzgün konuşuyormuşum ne de bir yerde sağlam oturabiliyormuşum. Bunu öğrenince de ben şok geçirdim, uuu hafızaya bak o.O



Sonra..

  Babamın yıllık izini miydi yoksa sadece annemle mi gitmiştik orasını tam hatırlamıyorum. Memleketteyiz. Tam bir kaşif havasındayım, bulduğum kayaların altını bile incelemeye çalışıyorum, karınca yuvalarına çöp atıp geri çıkarmalarını izliyorum falan. Komşumuzun bahçesine giriyorum, elma ceviz ve incir ağaçları var benim bakış açımdan dev bir ormandayım :) Yeşil, epey yaşlı duran dev bir kurbağa çıkıyor karşıma. Ve benden hiç kaçmıyor, iyice yanına gidip yere oturuyorum (üstüm mü kirlenecekmiş kurbağacık üstüme mi atlayacakmış hiç umurumda değil düşünmüyorum bile) Neyse iyice inceliyorum onu, üzerinde kahverengi lekeler var, kocaman ağzı gülüyormuş gibi duruyor ve ben hiç umurunda değilmişim gibi boş boş bakıyor öylece. Sonra ona bir şeyler anlatıyorum, epeyce bir zaman konuşuyorum onunla. Ne anlattım o kadar ne söyledim Allah bilir :) Bir de sanki beni anlıyormuş gibi konuşuyorum dikkatlice. Sonra annemler beni yemeğe çağırıyor, eve gel artık diye sesleniyorlar, anneannemin evi ve bahçesiyle komşumuzun bahçesinin arasında ince bir duvar var sadece o nedenle beni hem duyabiliyor hem de görebiliyorlar. Kurbağanın yanından ayrılmadan önce ona söylediğim şeyi çok net hatırlıyorum "Benim gitmem gerek annem çağırıyor, sen de annene git merak etmesin. Ben yine gelicem seni görmeye ama başka kurbağa mı yoksa sen mi olduğunu anlamam için beş kere vıraklaman gerek tamam mı? Anlaştık öyleyse görüşürüz!" İşte böylee.. Tekrar gittim tabii onu görmeye ama yoktu yerinde. Kim bilir neler anlattıysam çeneme dayanamayıp arkasına bakmadan kaçtı herhalde :)

  Başka bir anı da şöyle.. Buzdolabının kapısını sonuna kadar açmış sarı ışığının altında dolabın alt kısmına eğilmişim. Çok net hatırlıyorum neden gizleniyorsam bizimkilerden gizli gizli salça kutusunu yarıya kadar bitirdikten sonra kiraz dolu bir poşeti yaymışım dolabın içine orada atıştırıyorum. Hayır poşeti dışarı çıkarmak falan da gelmiyor aklıma öyle dolabın içinde yiyorum. Tadı da bir başka gizli gizli yiyorum ya hala hatırlıyorum tadını. Sonra annem sesleniyor dönüp arkama bakmamla flaş patlaması bir oluyor. Meğer beni görmüş de gidip fotoğraf makinesini almış resmimi çekiyor. Ağzım burnum kiraz olmuş, elimde hala birini yemeye çalışırken çok komik bir fotoğraf hala saklıyorum :)




  Bir keresinde de bir hayvanat bahçesindeyiz. Hayvanları çok seviyorum ama kafeslerde olmaları hoşuma gitmiyor. Annemin kucağından iniyorum, o kadar küçüğüm ki insanların yalnızca upuzun bacaklarını görüyorum, yüzlerini görebilmek için epeyce bir başımı yukarıya dikmem gerekiyor, ve insanlar dev gibi görünüyor gözüme. Ayaklarıma takılmadan yürüyebilmek için adımlarıma bakıyorum hep, sonra rengarenk bir kuş dikkatimi çekiyor. Kafeste değil öyle ortada canı nerede isterse orada dolanıyor, benden çok büyük, hele kuyruğu kendisinden büyük. Tavus kuşu. Onu yakalamak istiyorum yaklaşıyorum, o da bana bakıyor öylece. Kaçmasın diye yavaşça gidiyorum. Tam yakalamak üzereyim yine annem giriyor araya bana sesleniyor. Yanlış bir şey mi yaptım diye düşünerek dönüyorum, yine flaş.. O tavus kuşu arkadaşla rengarenk bir fotoğrafımız olmuş oldu ama ışıktan korkup kaçtığı için arkamı dönmemle hayal kırıklığına uğramam bir oluyor. Etrafa bakıyorum görsem peşine düşeceğim ama yok. Meğerse hemen yanımızda kulübesi midir neyidir o varmış onun tepesine çıkmış korkak kedi. Tabii o kadarcık boyumla göremiyorum annem yandan da bir resim çekince benim şaşkınca arayışım ve onun tepedeki asaleti hatıra kalıyor :) Yıllar sonra resimlere bakarken fark ediyorum onun o kulübemsi şeyin tepesinde olduğunu, o zamana kadar nereye gitmişti ki diye düşünüp durdum hep :)

Benim tavus kuşum daha güzeldi tabii :)

  Bu seferki beş yaşımdan bir anı. Kendimi zorla okula yazdırttım kimse ağlamama dayanamadı ve okul müdürü de babamın ısrarıyla kabul etti. Öğrenmeye çok hevesliydim o yaştan beri. Okula uyum sağlamakta biraz zorlandım. Harfler, fişler falan iyiydi ama matematik daha o zamandan korkulu rüyamdı :) Ev ödevlerimde halının ortasına serilir, bir yanımda babam diğer yanımda amcam hem o ödevi anlamam için hem de doğru düzgün yapabilmem için uğraşırdık. Neyse işte Alanya'daydık o zaman Yeşilköy çok güzeldi. Her yer muz bahçesi. Okula hiç normal yoldan gitmezdim hep o bahçelerin içinden dolaşırdım korkusuzca. Bir keresinde bahçelerden birinden geçerken yaşlı bir amca beni hep gördüğünü, muzlara saldırmadığım için sevindiğini söyledi. İstersem bir tane alabileceğimi söyledi hatta daldan koparıp bir tane verdi. Yeşil olduğuna aldırma dolaba koyarsan sararır dedi. Ama tabii ben kurallara bağlılığımla ünlüyümdür. "Yabancılardan hiçbir şey alma!" konusunu çok ciddiye aldığımdan amca daha bir şey söyleyemeden arkama bakmadan kaçtım, bir daha da bahçelerden geçmedim :)

  Yine okuldan bir anım. Daha kendimi zorla yazdıralı çok olmamıştı. Ben taş toplamayı severim, farklı taşları ve dal parçalarını toplayıp toplayıp çantamda biriktirirdim tabii annem de eve döndüğümde hepsini çöpe atardı, onu bu konuda çok bıktırdım doğrusu. Hala çakıl taşı toplarım ama artık atmıyorlar çünkü öyle torbalar dolusu toplayıp getirmiyorum :) Neyse işte teneffüs arasıydı okulun bahçesinin duvarından atlayıp diğer tarafa geçer orada saklambaç falan oynardık. Ben yine güzel çakıl taşları buldum, içlerinden en güzellerini seçmeye başladım. Sonra kafamı kaldırdım bir baktım kimsecikler yok etrafta. Meğer zil çalmış kimse de bana haber vermeden koşmuşlar sınıfa. Telaşlandım ilk defa geç kalıyordum, çok korktum. Okula girdim ama sınıfı bulamadım, başka bir sınıfa girdim. Ortaokul düzeyiydi sanırım. Öğretmen bana ben öğretmene bakıyorum, ağladım ağlayacağım o derece yani. Yazık öğretmen de bana acıdı herhalde gülümsedi. "Sınıfını mı bulamadın?" dedi, başımı sallayınca da "Tamam otur ablalarının yanına, ders bitince seni sınıfına götürürler" dedi. Fen dersiydi, anlamıyordum ama ne anlatılıyorsa dinlemek hoşuma gitmişti :)




  Bir de hep erkek çocuklarını döverdim ben ya. Ama öyle durduk yere değil. Benimle uğraşırlardı, saçımı çekerlerdi ya da güne gittiğimizde komşu çocukları benim tabağımdaki pastaya saldırırlardı falan. Yani hakkımı korumak amacıylaydı hepsi. Oturup ağlayacağıma ya da anneme şikayet edeceğime önce çocuğu uyarır sonra saldırırdım. Bir keresinde çocuğun biri beni öyle sinir etti ben de öyle bir ısırdım ki onu komşumuzla annem ömür boyu küsüştüler, olay çıktı resmen :) Öyle nazlanan ağlak bir kız çocuğu değildim. Başka kızları da korurdum böyle oğlanların eziyet ettiğini görünce hepsine saldırır kaçmalarını sağlardım :)


  Eh böyle düşündükçe bir şeyler daha çıkar ortaya en iyisi burada bitirmek :) Mim çok güzeldi, çok sevdim. Şimdi bunun bir farklısı mim var onu yazacağım ama önce bu mimi deeptone, Kuulumsu, Madam Patapuff, birgaripSeyma ve narsistprenses'e gönderiyorum. Aranızda yapan var mı bilmiyorum ama yapmadıysanız hadi klavyenin başına lütfen :)

~Sessizgemi~

18 yorum:

  1. çok güzel buuuuuuu.
    :)
    yaparım kiiiii gece veya yarın.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mim sahiden de çok nostaljik ve çok güzel :)
      Yapmalısın çok eğlenceli ki :)

      Sil
  2. rica ederim canım, yazın çok eğlenceli olmuş :D kalbi de aldım ben, sen merak etme :D

    uuu hafızaya bak cidden! sen o minnacık kucaktaki halinle anneni babanı tanıyabiliyor muydun demek?? vay canına! kurbağayla muhabbet etmen de süpermiş, arkadaş canlısı ufaklık :D :D yanlış sınıfa girmen ve çocuğu ısırman da çok eğlenceli yav, sırıtmaktan bir hal oldum :D bu mimi çok sevdim ben, süper yazılar çıkıyor ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D

      Tanıyordum tabii :) Benim hafıza cidden türünün son örneği gibi hiç çaba göstermiyorum ama en tuhaf şeyleri bile hatırlayabiliyorum. Matematiğe gelince çalışmıyor orası ayrı bir konu :D

      Sahiden çok eğlenceli, ben de çok sevdim ;)
      Kamsahamnida çingu ^^

      Sil
  3. ben hafızamın kuvvetli olduğunu sanırdım ama yok, değilmiş :)
    ben de yabancılardan hiçbir şey almazdım. çok tembihlerdi annem.
    ne yazık ki ben ağlak bir çocuktum, mızmızdım bir de :) bir de utangaç :)
    benim de çakıl taşlarım var biliyor musun, hani sahilde kıyıya vuranlardan. hep deniz kabuğu arardı gözlerim ama çakıl taşı görürdüm hep, çakıl taşlarım var o yüzden. anneler hep atar ama, saklamak gerek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Oov ben de fena halde utangaçtım aslında hala öyleyim aşmaya çalışıyorum :)
      Çakıl taşları ne güzel :) Hepsi değerlidir benim gözümde. Ve evet saklamak gerek hahaa ^^

      Sil
  4. bu yazını öyle sevdim ki.
    kıkırdaya kıkırdaya kaç defa okudum.
    :)
    bi deeeeee yaptım kiiii.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğine sevindim deep :)
      Hemen geliyorum okumaya öyleyse ^^

      Sil
  5. sen hep çocukluk anılarını yazsan yaaaa.
    bi başlık olsun böle çocuklukum diye.
    annat.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle anlatacak pek bir şey yok ki böyle aklıma gelirse yazarım belki ama en anlatılabilir olanlar bunlardı. Yine aklıma gelirse yazarım :)

      Sil
  6. yaaptım ben de:)
    ne tatlıymış çocuklğun yaaa bi de fotoğreflar da var oohh gezgin araştırmacı sessizgemim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birazdan geliyorum okumaya o zaman :)
      Gezgin araştırmacı ah evet o benim hahaha :))

      Sil
  7. yaaa ne güzel anılar bunlar ve nasıl bu kadar çok anıyı hatırlıyosun diye şaşırıp kaldım. gerçi sonra ilk anıdaki minnak halinle o kadar ayrıntı hatırladığın geldi aklıma vazgeçtim :) ben en iyisi anı düşüneyim. teşekkürler mim için canım ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de şaşırıyorum onları nasıl hatırladığıma ama garip bi hafızam var işte :)
      Rica ederim canım merakla bekliyor olacağım, gerçi yaptın mı bilmiyorum dün yoktum buralarda. Bakayım birazdan :)

      Sil
  8. Daha konuşamaz, yürüyemezken her şeyi çok net hatırlamana annen gibi bende çok şaşırdım çingu, maşallah diyeyim bari. :D
    Annenin bütün komik anlarını ölümsüzleştirmesine bayıldım ya, bir gün çocuğum olursa ilk önce foto çekip sonra bir güzel azarlıcam. :P

    Erkek çocuklarını dövdüm dedin de aklıma kuzenim geldi o da daha bi kaç hafta önce aynı senin yaptığın gibi çocuğa bi kaç tane geçirdi. Çocuk kuzenimin arkadaşının oyuncağını almaya çalışıyodu bizim kızda olaya müdahale etti senin gibi. :) Çocukta çok eli maşalıydı ha ama bi şey yapmadı bizimkine... :D Neyse çingu kendi anılarımla meşgul ettim bu yorumu, sorry... :)

    Ellerine sağlık, anılarını okumak çok eğlenceliydi. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D
      Yap çingu önce fotosunu çek sonra çok azarlama ama :P Anı oluyor ne güzel :)

      Ahahah kuzenin de benim gibiymiş :D Önemli değil çingum istediğin gibi yaz ben okumayı seviyorum :)

      Teşekkür ederim çingum yine gel lütfen :)

      Sil
  9. Yazı gerçekten çok güzel. Özellikle görseller çok yakışmış. Belli ki özenle seçilmiş.

    YanıtlaSil

Öyle okuyup kaçmak olmaz sevgili okur, fikrini belirt, bir selam et, bir ses ver, çekinme :)

Not: Yorum yaparken lütfen Türkçe'mizi koruyalım.

^.^"